TOHAV Proje Koordinatörü Alımı
İş İlanı Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) olarak, Marmara Bölgesi'nde yürütülecek olan ve işkence ve kötü muamele mağdurlarına yönelik hukuki destek sağlamayı amaçlayan bir proje için deneyimli ve yetkin bir Proje Koordinatörü arıyoruz. Projenin amacı Türkiye'de 1980'ler ve 1990'larda işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmış, "30 yıllıklar" olarak bilinen ve cezalarının infaz aşamasında keyfi uygulamalarla karşılaşan mahpuslara yönelik hukuki ve psiko-sosyal destek sağlamak. Proje Detayları Proje Adı: Görünmeyen İşkence: Uzun Süreli Mahpuslara Hak Temelli Rehabilitasyon ve Psikososyal Güçlendirme Proje Süresi: Eylül 2025 – Nisan 2026 Proje Yürütme Bölgesi: Marmara Bölgesi (İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Bilecik, Sakarya, Kocaeli ve Yalova) Proje Hakkında Bu proje; 30 yıl ve üzeri hapis cezası alan ve tahliye süreçlerinde şeffaf olmayan uygulamalara maruz bırakılan mahpuslara yönelik hukuki destek, psikososyal güçlendirme, sistematik izleme-belgeleme ve savunuculuk faaliyetlerini yürütür. IRCT’nin Küresel Rehabilitasyon Standartları (GSR) üç ilkesini (bütüncül hizmet, erişim hakkı, bakım verenlerin refahı) sahada hayata geçirmeyi amaçlar. Projede ayrıca: uzman webinarı, ailelere yönelik eğitim oturumları, süpervizyon ve öz-bakım desteği, çok dilli bilgilendirme materyalleri, R Tipi Cezaevi izleme-raporlama ve çok paydaşlı bir panel organizasyonu bulunmaktadır. Sorumluluklar Projenin tüm operasyonel süreçlerinin (planlama, bütçe yönetimi, raporlama vb.) takibini ve koordinasyonunu sağlamak. Proje hedeflerinin belirlenen süre ve bütçe dahilinde gerçekleştirilmesini sağlamak. Proje faaliyetlerinin belirlenen izleme ve değerlendirme planına uygun olarak yürütülmesini sağlamak, göstergeleri takip etmek ve veri toplama süreçlerini yönetmek. Avukat, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan proje ekibinin koordinasyonunu sağlamak Proje kapsamında yapılacak cezaevi ziyaretlerini ve hukuki takip süreçlerini Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ile işbirliği içinde organize etmek. Proje çıktılarının ve ilerlemesinin düzenli olarak ilgili paydaşlara ve fon sağlayıcılara raporlanması. Projenin hedef kitlesi olan mahpuslarla ve aileleriyle etkin bir iletişim kurarak mağdur merkezli yaklaşımın uygulanmasını sağlamak. Proje ekibinin (avukatlar ve diğer destek personeli) koordinasyonunu ve motivasyonunu sağlamak. Projenin görünürlüğünü artırmak için iletişim ve farkındalık kampanyalarına katkıda bulunmak. Aranan Nitelikler Hukuk, sosyoloji veya ilgili alanlarda en az yüksek lisans derecesi (doktora tercih sebebidir). En az 5 yıl proje koordinatörlüğü pozisyonunda STK deneyimi. Tercihen insan hakları, özellikle işkence ve kötü muamele alanında bilgi ve deneyim sahibi. Mağdur merkezli yaklaşım ve zarar vermeme ilkesi hakkında derinlemesine bilgi. Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Hukuku ve uluslararası insan hakları mekanizmaları konularına hakimiyet. Mükemmel düzeyde Türkçe ve İngilizce yazılı ve sözlü iletişim becerisi. Güçlü organizasyon, planlama ve raporlama yetenekleri. Ekip çalışmasına yatkın, çözüm odaklı ve iletişim becerileri gelişmiş. Yoğun çalışma temposuna uyum sağlayabilen ve seyahat engeli olmayan. Eğer bu pozisyona uygun olduğunuzu düşünüyorsanız, güncel özgeçmişinizi ve niyet mektubunuzu içeren başvurunuzu en geç 15 Eylül tarihine kadar info@tohav.org.tr adresine gönderebilirsiniz. Lütfen mail konu başlığına “Proje Koordinatörü Başvuru - Ad Soyad” ifadelerini ekleyiniz.
Detaylı İncele →TOHAV – R Tipi Cezaevleri İzleme, Savunuculuk ve Hukuki Destek Projesi Avukat Alımı
Toplumsal Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), cezaevi koşullarının iyileştirilmesi, tutulan kişilerin haklarının korunması ve insan onuruna uygun bir infaz rejiminin güçlendirilmesi amacıyla yürütmekte olduğu R Tipi Cezaevleri İzleme, Savunuculuk ve Hukuki Destek Projesi kapsamında ekibine yeni avukatlar katmayı hedeflemektedir. Proje, ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarına uyumun izlenmesini ve mahpusların temel haklara erişiminin hukuki açıdan güvence altına alınmasını amaçlamaktadır. R Tipi cezaevleri, yüksek güvenlikli yapıları ve uzun süreli kapatılma koşulları nedeniyle hak ihlallerine en açık kurumlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle projenin temel odak noktası, bu kurumlarda düzenli izleme faaliyetlerinin yürütülmesi, gözlem raporlarının hazırlanması ve tespit edilen ihlallere yönelik etkili savunuculuk mekanizmalarının işletilmesidir. Avukatlar, hem cezaevi ziyaretlerinde hem de hukuki süreçlerde aktif rol alarak hak ihlallerinin önlenmesine katkı sağlayacaktır. Projede görev alacak avukatlar; başvuruları değerlendirme, mahpuslarla birebir görüşme, aile ve avukat başvurularını izleme, ulusal ve uluslararası başvuru mekanizmalarını işletme, stratejik dava takibi yürütme gibi önemli sorumluluklar üstleneceklerdir. Bu kapsamda avukatlardan hem insan hakları alanına yönelik bilgi ve duyarlılık hem de saha koşullarında disiplinli çalışma becerisi beklenmektedir. Ayrıca hazırlanan izleme raporları, savunuculuk metinleri ve hukuki başvurular aracılığıyla projenin politika yapıcılar üzerindeki etkisi güçlendirilecektir. TOHAV’ın bu projedeki temel amacı, cezaevlerinde şeffaflığı artırmak, kötü muamele ve hak ihlallerini görünür kılmak ve bu ihlallerle mücadeleyi hukuk zemininde sürdürülebilir hale getirmektir. Projeye dahil olacak avukatlar, hem bireysel başvurulara hukuki destek sağlayacak hem de insan haklarına dayalı infaz sistemi için kurumsal dönüşüm süreçlerine katkı verecektir. Bu yönüyle görev, yalnızca bireysel hukuk hizmeti sunmaktan öte; toplumsal adalet mücadelesinin önemli bir parçasıdır. TOHAV, insan hakları savunuculuğunu güçlendirmeyi amaçlayan bu projede görev almak isteyen tüm avukatları başvuruya davet etmektedir. Başvurular değerlendirilirken mesleki deneyim, insan hakları alanındaki birikim ve sahada çalışma motivasyonu esas alınacaktır. Projede yer alacak uzmanlar, hem cezaevi koşullarının iyileştirilmesine hem de hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesine yönelik önemli bir katkı sunacaktır.
Detaylı İncele →TOHAV – R Tipi Cezaevleri İzleme, Savunuculuk ve Hukuki Destek Projesi Proje Koordinatörü Alımı
Toplumsal Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), ceza infaz sisteminin insan hakları standartlarına uygun şekilde izlenmesi, hak ihlallerinin görünür kılınması ve etkili savunuculuk mekanizmalarının geliştirilmesi amacıyla yürüttüğü R Tipi Cezaevleri İzleme, Savunuculuk ve Hukuki Destek Projesi kapsamında ekibine bir Proje Koordinatörü dahil etmeyi hedeflemektedir. Proje koordinatörü, hem operasyonel süreçlerin yönetimi hem de stratejik hedeflerin uygulanması açısından projenin merkezinde yer alacaktır. R Tipi cezaevlerinin yapısı ve uygulamaları, yüksek güvenlikli infaz rejimi nedeniyle hak ihlallerine açık bir alan oluşturmaktadır. Bu nedenle proje koordinatörü, izleme ekiplerinin çalışmalarını yönlendirmek, ziyaret programlarını planlamak, raporlama süreçlerini koordine etmek ve ortaya çıkan bulguların ulusal–uluslararası mekanizmalara etkili biçimde aktarılmasını sağlamak gibi kritik görevler üstlenecektir. Bu rol, hem sahadaki uygulamayı hem de politik düzeydeki savunuculuğu bir arada gerektiren çok yönlü bir pozisyondur. Koordinatör, avukatlar, saha uzmanları ve araştırmacılarla yakın işbirliği içinde çalışarak cezaevi izleme raporlarının hazırlanmasını, vaka takip süreçlerinin yürütülmesini ve proje çıktılarının düzenli olarak ilgili kurum ve kamuoyuyla paylaşılmasını sağlayacaktır. Ayrıca proje bütçesinin yönetimi, fon sağlayıcılarla iletişim ve idari süreçlerin yürütülmesi gibi operasyonel sorumluluklar da görev tanımının önemli parçaları arasındadır. Etkin bir koordinasyon, projenin hem insani hem hukuki etkisinin güçlenmesinde belirleyici olacaktır. TOHAV, proje koordinatörünün insan hakları alanındaki bilgi birikimini, cezaevleri ve infaz rejimleri konusundaki duyarlılığını ve ekip çalışmasını güçlendirme kapasitesini önemsemektedir. Bu pozisyon, sadece yönetimsel bir rol değil; aynı zamanda hak temelli bir perspektifle cezaevlerinde yaşanan ihlallere karşı stratejik müdahale üretme sorumluluğunu da taşımaktadır. Bu yönüyle koordinatör, projenin hedeflediği yapısal değişimin şekillenmesinde aktif bir rol üstlenecektir. TOHAV, infaz sisteminin insan onuruna yaraşır biçimde işlemesine katkı sunmak isteyen, hak savunuculuğunu kurumsal düzeyde geliştirmeye istekli tüm profesyonelleri başvuruya davet etmektedir. Bu pozisyon, cezaevlerinde insan haklarının güçlendirilmesi, şeffaflığın artırılması ve sistemsel dönüşümün desteklenmesi için önemli bir fırsat sunmaktadır.
Detaylı İncele →7262 Sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun
7262 Sayılı Kanun, uluslararası güvenlik standartlarına uyum sağlamak ve terörizmin finansmanı ile kitle imha silahlarının yayılmasını önlemek amacıyla Türkiye’nin hukuki altyapısını güçlendiren en önemli düzenlemelerden biridir. Kanun, hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla hem de uluslararası denetim mekanizmalarının belirlediği yükümlülüklerle uyumlu bir çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle Türkiye’nin hem ulusal güvenliğini hem de uluslararası taahhütlerini yerine getirme kapasitesini artıran temel bir düzenleme niteliğindedir. Kanun, özellikle malvarlığı dondurma süreçlerinin hızlandırılması, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve şüpheli finansal işlemlerin daha etkin bir şekilde izlenmesi gibi alanlarda önemli yenilikler getirmiştir. Finansal kuruluşlardan yardım derneklerine, vakıflardan özel sektör temsilcilerine kadar geniş bir alanda etki yaratan bu düzenleme, hem devlet kurumlarının hem de sivil toplumun yükümlülüklerini belirginleştirmektedir. Bu açıdan kanun, yalnızca yaptırım odaklı değil; aynı zamanda risk temelli bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. 7262 Sayılı Kanun kapsamında getirilen en önemli değişikliklerden biri, derneklerin ve vakıfların mali denetimine ilişkin süreçlerin yeniden yapılandırılmasıdır. Dernek yöneticileri, bağış akışları, uluslararası kaynak transferleri ve mali raporlama yükümlülükleri konusunda daha kapsamlı düzenlemelerle karşılaşmaktadır. Bu durum, kitle imha silahlarının finansmanı gibi küresel risklere karşı koruma sağlarken, aynı zamanda sivil toplum faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından dikkatli bir denge gerektirmektedir. Kanunun bu yönü, hem güvenlik hem özgürlükler bakımından akademik düzeyde tartışma yaratmaya devam etmektedir. Ayrıca kanun, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) başta olmak üzere denetleyici kurumların yetki alanını genişleterek finansal izleme kapasitesini artırmıştır. Şüpheli işlem bildirimleri, uluslararası bilgi paylaşımı ve yaptırım listelerinin uygulanması gibi konular daha sistematik hale getirilmiştir. Bu durum, finansal sistemin bütünlüğü açısından önemli bir ilerleme olmakla birlikte, uygulama sırasında ortaya çıkan yorum farklılıkları ve idari işlemlerin kapsamı, hukuk çevrelerinde eleştirel bir değerlendirme alanı oluşturmaktadır. Sonuç olarak 7262 Sayılı Kanun, küresel güvenlik tehditlerinin büyüdüğü bir dönemde Türkiye’nin mevzuatını uluslararası standartlarla uyumlu hale getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir düzenlemedir. Ancak kanunun uygulama süreçleri, denetim mekanizmalarının şeffaflığı, sivil toplum üzerindeki etkileri ve temel haklarla uyumu bakımından sürekli izleme gerektirmektedir. Bu nedenle hem hukukçuların hem insan hakları savunucularının hem de finansal sektörün bu düzenlemeyi çok yönlü bir perspektifle değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır.
Detaylı İncele →Hakikat, Eşitlik Ve Adalet İçin Buradayız
HAKİKAT, EŞİTLİK VE ADALET İÇİN BURADAYIZ! Türkiye, ağır insan hakları ihlalleri ile dolu bir tarihe sahip olduğu kadar, ihlaller ile mücadele etme geleneğine de sahip. Bizler bu mücadele tarihinin içinde yer alarak yaşam hakkı ihlali, işkence, zorla kaybetme, zorunlu göç, toplumsal travma ile çatışmaya dayalı kolektif hafıza ve ayrımcılık dahil olmak üzere çeşitli alanlarda hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri ve inisiyatifleriz. Bizler, hem ihlallere maruz kalanların hakikat ve adalet taleplerinin karşılanabilmesi hem de Türkiye’de giderek artan toplumsal ve ekonomik adaletsizliklerin ortadan kaldırılması için geçmişle yüzleşmenin ve hesap verilebilirliğin elzem olduğunu vurguluyoruz. Ağır insan hakları ihlallerinin faillerinin yargı yoluyla cezalandırılmasının yanı sıra kamu hizmetinden el çektirilmesi; bağımsız hakikat ve araştırma komisyonları kurularak gerçeklerin açığa çıkarılması; mağdurlara ve hayatta kalanlara yönelik tazminat ve onarım politikaları geliştirilmesi; devletin resmî özür yoluyla sorumluluk alması; ihlallere göz yummuş olan devlet kurumlarının gelecekte yaşanan ihlallerin önlenmesi amacıyla ıslah edilmesi ve insan hakları eğitiminin yaygınlaştırılması gibi uygulamaların geçmişle yüzleşme kapsamında işletilen etkin yöntemler olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Ana muhalefet partisi liderinin “helalleşme” çağrısını bu bağlamda gördüğümüz için dikkate değer buluyoruz. Helalleşme tabirine temkinli yaklaşsak da toplumsal uzlaşıya dair açılan bu tartışma alanını faal tutmanın öneminin farkındayız. Helalleşme çağrısı ile açılan alan, Türkiye’de özgün bir geçmişle yüzleşme modeli yaratmaya evrilebilir. Diğer yandan devletin on yıllarca ve sistematik olarak insan hakları yükümlülüklerini ihlal etmesi sonucunda herhangi bir yüzleşme çağrısına şüpheyle yaklaşılması olağandır. Devletin sorumluluk üstlenmesine ilişkin tutarlı bir siyasi iradeyi ortaya koymanın ilk adımı, katılımcı bir süreç örmektir. Başta ihlallere maruz kalanlar ve sivil toplum olmak üzere, toplumun çeşitli kesimlerinin dahil edildiği şeffaf bir süreç, herhangi bir yüzleşme çağrısının güvenilir bulunması ve başarıya ulaşması için elzemdir. Toplumsal kutuplaşmanın ortadan kaldırılması ve demokrasinin teminat altına alınması için geçmişin hakikat, adalet ve barış gibi bizi bir arada tutan ilkelerin süzgecinden geçirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Nitekim geçmişle yüzleşme aynı zamanda geleceğe dair bir söz verir: İhlallerin “bir daha asla” yaşanmayacağı sözü. Eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren sivil toplumun deneyimi ve birikimi, bu sözün tutulması için gereken dönüşümü inşa etmekte kilit rol oynayacaktır. Adına ne dersek diyelim, ister helalleşme ister geçmişle yüzleşme, bu yönde atılacak adımların kalıcı barışa hizmet etmesini bekleriz. Bunun için ise onarım ya da hakikatin ortaya çıkarılması gibi bahsettiğimiz mekanizmaların, sorunların kökeniyle bağının kurulması hayatidir. Böylece, bu süreç, aynı zamanda salt Türklük üzerine inşa edilmiş Cumhuriyetin kurucu hikayesi, ırkçılığı, sınıf tahakkümü, dini ve mezhepsel ayrımcılığı, cinsiyetçiliği ve sisheteroseksistliği ile de yüzleşmek anlamına gelir. Yüzleşmesi gereken çok alan var; önceliklendirme sırası yapmak yerine hepsiyle farklı şekilde, zorluklarını görerek yol alınmalıdır. Bu yüzden de helalleşmenin içini mağdurların ve sivil toplumun doldurması gerektiğini hatırlatıyoruz. Geçmişle yüzleşmekte kararlı olan herkese çağrımızdır: Hakikat, adalet ve eşitlik temelinde yürütülecek her süreci bu alanlarda faaliyet yürüten sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri ve inisiyatifler olarak birlikte inşa etmeye ve yürütmeye talibiz. Amed KESK Kadın Meclisi Barış Anneleri Barış için Kültürel Araştırmalar Derneği (bakad) Basın ve Hukukta Hakikatleri Araştırma Derneği Dayanışmanın Kadın Hali Derneği (DAKAHDER) DEMOS Araştırma Derneği Diyarbakır Barosu Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği (DKVD) Ekoloji Derneği Engelsiz Bileşenler Federasyonu Genç LGBTİ+ Derneği Göç ve İnsani Yardım Vakfı Hafıza Merkezi Halklar Arası Dayanışma Köprüsü Derneği HEVİ LGBTİ+ Derneği Însiyatîfa Derûnnasên Mezopotamyayê/Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi (Der-Mez) İnsan Hakları Derneği (İHD) İHD Amed İHD İstanbul İnsan Hakları Okulu Derneği (İHO) Kadın Zamanı Derneği Kaos GL Derneği Lotus Genç Alan Derneği Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Rengarenk Umutlar Derneği Research Institute on Turkey Rosa Kadın Derneği Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) Şahmaran Kadın Platformu Tevgera Jinên Azad (TJA) TMMOB Amed İl Koordinasyon Kurulu Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) ÜniKuir Yaşam Bellek Özgürlük Derneği Yeni Yaşam Derneği
Detaylı İncele →Hapishane? Podcast Serimiz Yayında!
Toplumu disipline etme amacı ile gözlerden uzak sessizce yapılan cezalandırma ile genel anlamda kapatılmayı, özel olarak ise hapishaneleri ele alacağımız 17 bölümlük bu podcast serisine; kapatılma kavramını ve kapatılan insanı konuşarak başlayıp devamında cezaların kökenini ve amacını, hapsetme kavramını, hapishanenin doğuşunu, dünyadan ve Türkiye’den hapishane örneklerini, mekan-ideoloji ilişkisi çerçevesinde hapishanelerin mekansal analizini, F tipi ve özel tip hapishanelere geçiş sürecini, dünyada ve Türkiye’de özel tecrit tiplerini, tecridin insanlar üzerindeki etkilerini, tecridin hukuki boyutunu, ölünceye dek hapis cezası ve umut hakkını, hapishanede şiddeti, ötekinin ötekisi olan kadın, hasta, engelli, çocuk, yabancı, lgbti+ mahpusların durumlarını, yazar mahpusların yaşadıklarını ve son olarak hapsetmenin alternatiflerini ve hapishanesiz bir toplumun mümkün olup olmadığını tartışarak devam edeceğiz. Bu Podcast yayını Avrupa Birliğ'nin Protect Defenders projesi kapsamında maddi destek ile oluşturulmuş ve 17 bölüm daha bu destek ile sürdürülecektir. İçeriği tamamı ile Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı'nın sorumluluğu altındadır. Linkler: Spotify: https://open.spotify.com/show/7oAGKzGSQvRTTGm0Xpzy8B?si=8d7e75ab5d2741f7 Apple Podcast: https://podcasts.apple.com/us/podcast/hapishane/id1610854069 Deezer: https://www.deezer.com/en/show/3430842 Podcast Addict: https://podcastaddict.com/podcast/3838044 Pocket Cast: https://pca.st/podcast/755bdd70-7399-013a-d798-0acc26574db2
Detaylı İncele →Türkiye: Birleşmiş Milletler Özel Raportörü'nün Ziyaretinin Üzerinden Beş Yıl Geçti, İşkence Yaygınlığını Koruyor
Türkiye: Birleşmiş Milletler Özel Raportörü'nün ziyaretinin üzerinden beş yıl geçti, işkence yaygınlığını koruyor. Cenevre-Brüksel-Ankara-İstanbul, 9 Aralık 2021 Özel Raportörün ziyaretinin beşinci yıldönümünde aşağıda imzası bulunan örgütler, Türkiye'deki yetkililerin iddia edilen “işkenceye sıfır tolerans” politikasına rağmen işkencenin yaygınlaşmaya devam etmesini ve ülkedeki en endişe verici insan hakları sorunlarından biri olmayı sürdürmesini kınamaktadır. İşkence Özel Raportörünün işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezalara ilişkin mevcut durumu ve zorlukları değerlendirmek üzere Türkiye'ye yaptığı ziyaretin üzerinden beş yıl geçti. Türkiye'deki yetkililer, işkence ve diğer kötü muamele biçimlerinin sorumlularını soruşturma, kovuşturma ve cezalandırma konusunda taahhütlerini belirtmiş olsalar da, sahadaki acı gerçek farklı bir durumu ifade etmektedir. Aslında, cezasızlıkla mücadele ve temel insan haklarının güvence altına alınması açısından ciddi bir kötüleşme olarak kabul edilen bazı geriye götüren tedbirler uygulamaya konulmuştur. Son yıllarda polis ve askerin yaptığı gözaltılarda ve hapishanelerde işkence, kötü muamele, zalimane ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele vakalarındaki artış, Türkiye'nin bu alanda daha önce kaydettiği ilerlemeyi gölgelemektedir. Bu durum, çeşitli faktörlerin yanı sıra, devletin çeşitli düzeylerinde yaygın bir uygulama haline gelen usul güvencelerinin ihlali, uzun gözaltı süreleri ve kasıtlı ihmalden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, savcıların terörle mücadele yasasını kişilere yönelik kullanmasında da istikrarlı bir artış var. Geniş ve muğlak tanımıyla oldukça sorunlu olan “terör suçları” kavramı, siyasi muhalifleri susturmak, bastırmak ve kriminalize etmek için bir bahane olarak araçsallaştırılmakta ve suistimal edilmektedir. Avrupa Konseyi tarafından sağlanan verilere göre, Türkiye terör bağlantılı suçlardan hüküm giyen en fazla mahkûm nüfusuna sahip ülkedir. Ülkenin cezaevi nüfus oranı son 10 yılda yüzde 115,3 artmış ve 2020'de Türkiye 47 Avrupa Konseyi (AK) ülkesi arasında en yüksek hapsetme oranına sahip ülke olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, salgınla mücadelesi sırasında bile baskıcı bir gündem izlemeye devam etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Nisan 2020'de pandemi nedeniyle ülkenin aşırı kalabalık cezaevlerindeki mahpus sayısını azaltmayı amaçlayan bir erken şartlı tahliye yasasını çıkardığında, yasa ülkenin tartışmalı terörle mücadele kanunları kapsamında hüküm giyen siyasi tutuklular, gazeteciler, avukatlar, akademisyenler ve insan hakları savunucuları gibi siyasi mahpuslar kapsam dışı bırakmıştı. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) Temmuz 2016'dan bu yana Türkiye'ye üç özel amaçlı ve iki periyodik ziyaret gerçekleştirirken, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti polis gözetiminde kötü muameleyi ve cezaevlerindeki aşağılayıcı koşullar ile aşırı kalabalığı tespit eden CPT raporlarından sadece ikisinin yayınlanmasına izin vermiştir. Türkiye'deki STK'ların gözaltı yerlerine erişiminin olmaması da bağımsız izleme ve önleme mekanizmalarının yokluğunu ortaya koymakta ve bu sorunu daha da kötüleştirmektedir. Muhalif politikacıların, gazetecilerin, insan hakları savunucularının ve hükümetin politikalarını eleştiren herkesin ifade özgürlüğü, örgütlenme ve toplanma özgürlüğü sürekli saldırı altındadır. Muhalif sesler bu hakkın kullanılması nedeniyle sürekli olarak çeşitli gerekçelerle yargının taciziyle karşı karşıya kalmaktadır. İfade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü yetkililer tarafından yasal kısıtlamalar ve suistimal edici uygulamaları ile ciddi şekilde kısıtlanmıştır ve belirli gruplar özellikle damgalanmış ve marjinalleştirilmiştir. Yetkililer, Onur Yürüyüşleri gibi etkinlikleri yasaklayarak ve üst düzey devlet yetkililerinin homofobik konuşmalarını onaylayarak özellikle kadınları ve LGBTI+ gruplarını hedef almıştır. Kadın cinayetleri ve aile içi şiddet ülkedeki başlıca sorunlar olmaya devam ederken, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi kadın ve kız çocuklarının insan hakları açısından önemli bir gerilemedir. Ne yazık ki, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme, ülkede münferit bir durum değildir. Aileyi korumayı ve kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlayan 6284 sayılı kanuna karşı da bir saldırı vardır. Rakamlarla ilgili resmi veriler bulunmamakla birlikte, kadın hakları grupları, etkili önlemlerin alınmaması nedeniyle her yıl yüzlerce kadının aile içi şiddet sonucu öldürüldüğünü bildirmiştir. Türkiye'de güvenlik görevlileri tarafından işkence ve kötü muamele uzun süredir yaygın bir şekilde kullanılmaktadır ve gösterileri polis aracılığıyla kontrol ederken toplantıların barışçıl yapısını dikkate almadığı için Türkiye uluslararası aktörler tarafından defalarca eleştirilmiştir. Bunun başlıca nedeni, üst düzey yetkililerin bu uygulamaları kınamaması ve iddiaları soruşturmak yerine örtbas etmeye istekli olmalarıdır. Cumartesi Anneleri davası, barışçıl protestoların Türkiye'deki yetkililer nezdinde suç sayılmasının simgesidir. Özel Raportörün ziyaretinin beşinci yıldönümünde Türkiye'deki yetkililere işkenceye karşı sıfır tolerans politikası için on kriteri hatırlatıyor ve bu noktalardan her biri için acil ve etkili eylem çağrısında bulunuyoruz. İşkence karşıtı bir gündemin yeniden masaya getirilmesi ülke için çok ihtiyaç duyulan daha geniş bir hukukun üstünlüğü gündemi için yaşamsal öneme sahip bir meseledir. Türkiye'deki mevcut durum, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi ve cezasız bırakma sorununun üzerine gidilmesi yönünde acil adımlar atılmasını gerektirmektedir. Örgütlerimiz, uluslararası toplumla birlikte, azimli ve inandırıcı bir işkence karşıtı gündeme olan bağlılığımızı sürdürmeye ve güçlendirmeye devam edecek ve faillerin adalete teslim edilmesi için işkence iddialarını rapor etmeye ve araştırmaya devam edecektir. İşkence, Savaş ve Şiddet Mağdurları için Sosyal Yardımlaşma, Rehabilitasyon ve Adaptasyon Merkezi, SOHRAM CASRA Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, CISST Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, TOHAV İnsan Hakları Derneği, İHD Türkiye İnsan Hakları Vakfı, TİHV İşkenceye Karşı Dünya Örgütü – Avrupa, OMCT Avrupa
Detaylı İncele →Bugün TBMM'De Görüşülecek Olan
Bugün TBMM’de görüşülecek olan “ 25.05.2021 Tarihli Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Kanun Önünde Eşitlik İlkesine aykırıdır. Buna ilişkin açıklamamız: 25.05.2021 TARİHLİ CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR! Mahpusların birçok temel hakkını Anayasa’ya aykırı bir biçimde sınırlandıran 2-3519 Esas Numaralı Kanun Teklifi, yol açacağı hak ihlallerine ilişkin tepkilerin gelmesi üzerine Nisan ayında meclisten geri çekilmişti. Ancak Salı günü aynı hukuka aykırı maddelerin sadece siyasi mahpuslar açısından uygulanmasını öngören bir yasa teklifi yapıldı ve bugün TBMM’de görüşülecek. Öncelikle Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen Kanun Önünde Eşitlik maddesine rağmen son zamanlarda yapılan tüm infaz düzenlemelerinde siyasi mahpuslar ayrı tutularak infazda eşitlik ilkesinin görmezden gelinmesine ve ayrımcılık yasağına aykırı bu kanun teklifine hukuk kurumu olarak karşı çıkıyoruz. Ayrımcılık yapmama ilkesi eşitlik ilkesini güvence altına alan başka bir hukuki form olarak düşünülebilecek ve insan haklarının korunmasında genel bir ilke olarak; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Irk ayrımcılığını yasaklayan Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi bütün temel insan hakları metinlerinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla siyasi mahpuslar da aynen diğer mahpuslar gibi hapsedildikten sonra özgürlük hakkı dışında, hiçbir temel hak ve hürriyetinden mahrum bırakılamazlar; özgür insanlarla eşit standartlarda ve aynı etik ilkeler doğrultusunda haklara erişimlerinin sağlanması gerekir. Teklif edilen kanun değişikliğinin kabul edilmesi halinde; siyasi mahpusların hem hali hazırda hapishane idaresince denetlenen yazışmaları ayrıca kayıt altına alınacak hem de ziyaretçileriyle yaptıkları görüşmeler hem dinlenilip hem de kaydedilecektir. Böylece mahpusların mahremiyet haklarının korunmayacağı daha baştan kanun ile deklare edilmiş olacaktır. Oysa temel haklar ancak ve ancak Anayasa’nın 13. maddesine uygun olarak özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere sınırlanabilir. “Kamu düzeni”, “toplum güvenliği” gibi muğlak ve keyfiyete sebep olacağı çok açık olan tabirlerle siyasi iktidarın her fırsatta hak ve özgürlükleri sınırlandırmaya kalkışması hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Bu sebeple özellikle pandemi sürecinde hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri korkunç bir boyuta ulaşmışken ve mahpusların bir yıldan fazladır neredeyse tüm hakları askıya alınmışken; hapishanelerde yaşanan ihlalleri ortadan kaldırmak yerine daha da fazla hak ihlaline sebep olacak Anayasa’ya aykırı olan bu ayrımcı kanun teklifinin derhal geri çekilmesini talep ediyoruz. Kamuoyuna Duyurulur.
Detaylı İncele →Covid 19 Salgınında Mahpusların Tedavi Ve Sağlık Hakkı
Covid-19 Salgınında Mahpusların Tedavi ve Sağlık Hakkı Son yüzyılın en büyük pandemilerinden olan COVID-19 tüm dünyada yüzbinlerce insanın yaşamına mal olmaktadır. Hayatı tehdit eden virüs salgını için en riskli yerlerin başında, şartları nedeniyle hapishaneler gelmektedir. Mahpusların hapishanelerde sağlık ve tedavi hakkına erişim konusunda yaşadığı sıkıntılar bu pandemi süreci ile birlikte üst seviyeye çıkmıştır. Pandemi öncesinde de mahpuslar revir ve hastane sevklerinde sorunlar yaşıyor, revire çıkabilmek ya da hastaneye gidebilmek için haftalarca, bazen aylarca bekliyordu. Pandeminin ilk dönemlerinde acil durumlar dışında hastane ve revir çıkışları durdurulmuştu. “Yeni normal”e geçiş ile birlikte hastane sevkleri yeniden başlamış olmasına rağmen pandemi öncesinde olduğu gibi sevkler gecikmeli olarak yapılmaktadır. Hastane dönüşleri uygulanan 14 günlük karantina koşulları da tedavi ve sağlık hakkına erişim önündeki bir diğer engeldir. Bazı hapishanelerde mahpuslar karantina koğuşlarında 20-30 kişi bir arada kalırken bazı hapishanelerde tek başına en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan hasta mahpuslar 14 gün boyunca tek başına kalmak zorunda bırakılmaktadır. Kalabalık karantina koğuşları uygulamasında yeni tutuklanan mahpuslar ya da sonradan yapılan sevkler ile gelen mahpuslar da toplu karantina koğuşlarına konulduklarından mahpusların karantina süreleri her seferinde yeniden başlamakta ve mahpuslar uzun süre kendi hücrelerinden ve kişisel eşyalarından uzak kalmaktadır. Mahpuslar karantina koğuşlarında radyo, televizyon, kitap, dergi, mektup gibi iletişim araçlarından da mahrum bırakılmaktadır. Bazı hapishanelerde mahpuslar havalandırmaya çıkarılmamakta, bazı hapishanelerde ise kanunda öngörülen sürelerin çok altında havalandırmaya çıkarılmaktadır. Bu uygulamalar mahpusların hastaneye gitmek istememesine neden olmakta ve mahpusların tedavi ve sağlık hakları önünde engel teşkil etmektedir. Devlet temel hak ve özgürlükleri ihlal etmemek ve bu hak ve özgürlükleri korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Anayasanın 56. Maddesinde herkesin sağlıklı yaşam hakkına sahip olduğu belirtilerek insanların hayatlarını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmelerini sağlamak devlete bir yükümlülük olarak yüklenmiştir. Tedavi ve sağlık hakkı hapishanelerdeki mahpusları da kapsayacak şekilde, 2015 tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları), 1982 tarihli “BM Tıbbi Etik İlkeler”, 1988 tarihli “BM Herhangi Biçimde Alıkonulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması için İlkeler Manzumesi”, 1990 tarihli “Mahpusların Islahı için Temel İlkeler” ve 1990 tarihli “Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları” ile tanımlanmıştır. Ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Avrupa Cezaevi Kuralları hakkında (2006) 2 nolu Tavsiye Kararı (md. 40.3) gereği hapishanedeki mahpusların, yasal statülerine bakılmaksızın, aynı kalite ve standartta, ülke genelinde mevcut, kapatılmamış olan kişilere sağlanan tıbbi bakıma eşit erişim hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. İHAM’ın yerleşik içtihatlarına göre de; “Devlet bir kişinin insan onuruna saygı ile bağdaşır koşullarda alıkonulmasını güvence altına almak zorundadır ve kişiye uygulanan tedbirin infazında izlenecek tutum ve yöntem, kişiyi tutuklamanın doğasında kaçınılmaz olarak var olan ıstırap düzeyini aşan bir yoğunlukta sıkıntı ve zorluğa maruz bırakılmamalıdır.” İlgili düzenlemeler ve kararlar kapsamında devlet hapishanelerdeki mahpusların sağlık ve yaşamlarından sorumludur. Mahpusların tedavi ve sağlık hakları önündeki engelleri kaldırarak mahpusların tedavi ve sağlık haklarına erişimini sağlamakla yükümlüdür. Bu doğrultuda; Durumu acil olmayan ancak sağlık sorunları bulunan mahpuslar için revire sevkler arttırılmalı, hapishanelerde düzenli doktor bulunması sağlanmalıdır. Bu sebeple 30.04.2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol’ün sağlık hizmet sunumunun Pandemi döneminde sürece uygun revize edilerek uygulamaya konulması gerekmektedir. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi cezaevlerinde birçok mahpus kronik sağlık sorunları ile yaşamlarını sürdürmektedir. Bu mahpusların her hastane sevki sonrası 14 gün süre ile izole edilmeleri bir zorunluluk gibi görünse de mahpusların sağlık sorunlarının asgari ölçüde ceza infaz kurumu içerisinde çözümlenmeye çalışılması bu dönem için en akılcı çözüm gibi durmaktadır. Bunun için ceza infaz kurumlarındaki sağlık personeli sayısının artırılması, sağlık ünitelerinin niteliğinin artırılması sürecin sağlıklı yürütülmesine yardımcı olacağı gibi karantina koğuşlarına ihtiyacı da azaltacaktır. Bunun yanında Kampüs tipi ceza infaz kurumlarında yer alan hastanelerin kullanımı arttırılmalı, devlet veya araştırma hastanelerinde bulunan imkanlar bu hastanelerde de sağlanmalıdır. Sağlık Hizmetine erişimde mahpuslara maske, eldiven, tulum gibi koruyucu malzemeler verilerek mahpusların muayene ve tedavilerini daha steril koşullarda gerçekleştirmeleri sağlanmalıdır. Hastane dönüşlerinde uygulanan 14 günlük karantina koşulları iyileştirilmelidir. Karantina hücrelerinin sayısı arttırılarak çok kalabalık ortamlar oluşturulmamalıdır. Farklı hastanelere sevk olan mahpuslar, adliyelere sevk olan veya yeni tutuklanan mahpuslar ile aynı karantina hücrelerinde tutulmamalıdır. Karantina hücresine sürekli yeni kişiler getirilerek hali hazırda karantinada olan mahpusların karantina süreleri uzatılmamalıdır. Mahpusların normalde kaldığı hücrelerde bulunan kişisel eşyalarını ve kitaplarını karantina hücrelerine getirebilmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca karantina hücrelerinde mahpusların günlük ihtiyaçlarını karşılayacakları ve sosyal faaliyetlerine devam ettirebilecekleri su ısıtıcı, semaver, radyo, televizyon gibi eşyalar bulundurulmalıdır. Karantina hücrelerinde kalan mahpuslara sabun, deterjan, dezenfektan gibi temizlik malzemeleri idare tarafından ücretsiz olarak verilmelidir. Karantina hücreleri idare tarafından düzenli aralıklarla dezenfekte ettirilmelidir. Karantina hücrelerinde kalan mahpuslar normal hücrelerde olduğu gibi havalandırmaya çıkabilmelidir. İzolasyonun mahpuslar üzerindeki etkisini azaltmak için karantinada olmayan mahpusların belirli saatlerde ortak havalandırmalarda bir araya getirilmelidir. Bizler aşağıda imzası bulunan sağlık-meslek, insan hakları ve hukuk örgütleri olarak pandemi sürecinden öncede var olan ancak pandemi ile daha da artan tedavi hakkına erişim zorluklarının telafisi imkânsız zararlara yol açmadan yukarıda ifade ettiğimiz çerçevede çözüme kavuşturulmasını ve mahpusların en temel insani haklarından olan sağlık hakkına yönelik ihlallere son verilerek sağlık hakkına erişimin güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Çağdaş Hukukçular Derneği Hak İnisiyatifi Derneği İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube İstanbul Diş Hekimleri Odası İstanbul Ses Anadolu, Bakırköy, Şişli Şubeleri İstanbul Tabip Odası Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Toplum Hukuk Araştırmaları Vakfı Türkiye İnsan Hakları Vakfı
Detaylı İncele →Barolar Haklarının En Kuvvetli Güvenceler Arasındadır
Barolar Haklarımızın En Kuvvetli Güvenceleri Arasındadır 26 Haziran 2020 Hükümet tarafından barolara ve avukatların örgütlenme özgürlüğüne yönelik bazı yasal düzenlemelerin yapılması yönünde çalışmaların yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Avukatlar ve çok sayıda baro yönetimi, yapılması düşünülen değişikliklere ve bu çalışmanın başlama ve yürütülme biçimine itirazlarını dile getirmiş ve bu konuda uluslararası hukuk ve Anayasa ile korunan haklarını kullanarak bir eylemlilik süreci başlatmıştır. Biz aşağıda imzası olan sivil toplum kuruluşları, hukuk devletinin en önemli temellerinden olan yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı prensiplerinin, gerek mesleklerini sürdürmede gerekse de kendilerine en uygun örgütlenme modellerini belirlemede avukatların da bağımsız, özerk ve yürütmeden veya başkaca bir güç odağından gelebilecek her türlü müdahaleden uzak olmalarını gerektirdiğinin altını çiziyoruz. Demokratik sistemlerde savunma hakkı, adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarındandır. Avukatlar ve barolar, hem savunma hakkının kullanılabilmesinde hem de temel hak ve özgürlüklerine müdahale edilenlerin hak aramalarında son derece önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle avukatlar gerek şahsen gerekse de mensubu oldukları barolar kanalıyla hukuk devleti prensiplerinin ve hak ve özgürlüklerin korunmasının en önemli aktörlerindendir. Adaletin tesisinde üstlendikleri bu önemli ve kıymetli görev, avukatların, gerek uluslararası metinlerde gerekse de Anayasada kendilerine tanınan özgül güvencelerden faydalanmasını gerektirir. BM Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler ile BM Avukat ve Yargıçların Bağımsızlığı Özel Raportörü ve Uluslararası Barolar Birliği gibi uluslararası mekanizmaların geliştirdiği prensipler uyarınca barolar yalnızca avukatların mesleki faaliyetlerini düzenlemek ile sorumlu değildir. Barolar ayrıca avukatların bağımsızlığının sağlanmasında ve her türlü müdahaleden uzak bir şekilde mesleki faaliyetlerini sürdürmelerinde, adalete etkili bir şekilde erişimin sağlanmasında, kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasında ve hukuk devleti prensiplerinin güvenceye alınmasında önemli bir role sahiptir. Anayasanın 2. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti bir ‘hukuk devleti’dir, 9. ve 138. maddelerine göre ‘yargı bağımsızdır’ ve 36. maddesine göre herkes savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca savunma bağımsızdır, 97. ve 123. maddelerine göre savunmanın bağımsızlığının sağlanması konusunda barolar görevlidir ve 76. maddesi kapsamında hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak baroların ve avukatların sorumlulukları arasındadır. Avukatların bağımsızlığını korumaya dönük bu önemli standartların yanında uluslararası hukuk, insan haklarını korumak ve güçlendirmek için çalışan avukatları ve onların örgütlenme modelini, hak savunucusu sıfatları ile de güvence altına almaktadır. BM İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Avrupa Konseyi’ne Üye Ülkelerde İnsan Hakları Savunucularının Korunması Kararı ve Avrupa Güvenlik ve İşbiliği Teşkilatı İnsan Hakları Savunucularının Korunmasına İlişkin Kılavuz İlkeler gibi belgeler ile somut olarak dile getirilen güvenceler arasında, hak savunucularının, savunuculuk faaliyetlerini özgürce sürdürmeleri için elverişli bir ortamın tesis edilmesi, hak savunucularının faaliyetlerini kısıtlamaya yönelen keyf müdahalelerden kaçınılması ve hak savunucularının faaliyetlerinin etkili bir şekilde korunması gibi yükümlülükler sıralanmaktadır. Bütün bu prensipler bağlamında avukatların örgütlenmelerine dair gündeme getirilen mevzuat değişiklik taleplerinin avukatlar ve barolardan gelmesi ve bu değişikliklere dair çalışmalarda avukatların gerek doğrudan gerekse de meslek örgütleri kanalı ile etkin ve belirleyici bir rol alması gerekir. Baroların bağımsızlığını, özerkliğini ve avukatların yukarıda detaylandrırılan güvenceler çerçevesinde keyf müdahalelerden uzak şekilde faaliyetlerini sürdürmelerini engelleyecek her türlü değişiklik Anayasaya ve uluslararası hukuk standartlarına aykırı olacaktır. Avukatlara ve meslek örgütleri olan barolara yönelen bu ve benzeri müdahalelerin hukuk devletine, temel hak ve özgürlüklere, adil yargılanma hakkına ve adaletin yerine getirilmesine oluşturduğu somut tehditlerin izleri benzer politikaların etkilerinin görüldüğü Azerbaycan, Malezya, İran ve Pakistan gibi ülkelerde sürülebilir. Avukatlar ve barolar, haklarımızın en kuvvetli güvenceleri arasındadır. Yasa yapıcıları, baroların özgürlük ve özerkliğini zedeleyecek tüm çalışmalara son vermeye, barolara ilişkin bir mevzuat düzenlemesi yapılacaksa bu süreci, baroların etkin katılımı ile yürütmeye çağırıyoruz. Avukatlarımızın ve barolarımızın haklı taleplerini destekliyoruz. İnsan Hakları Savunucuları Ağı Civil Rights Defenders, Düşünce Suçuna Karşı Girişim, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Kaos GL, Kırkayak Kültür, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Derneği, Research Institute on Turkey, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, SPoD LGBTİ+, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Turkey Litigation Support Project, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, Yurttaşlık Derneği
Detaylı İncele →Türkiye'de İşkenceye Karşı Sıfır Tolerans Politikasına Dair 10 Ölçüt
Yeniden başlatma tuşuna basmak: Türkiye’de işkenceye karşı sıfır tolerans politikasına dair 10 ölçüt Hiçbir şey ceza yargılaması sistemi ve işkencenin önlenmesi ile ilgili problemleri COVID-19’un ortaya çıkardığı netlikte çıkaramazdı. COVID-19 işkencenin ortadan kaldırılmasına ilişkin politikaların ve uygulamaların tüm eksikliklerini; aynı zamanda insan hakları savunucularının on yıllardır tekrar tekrar uyardığı ceza yargılaması alanına yeterince bütçe ayrılmamış ve ihmal edilmiş olma durumunu da açığa çıkarmıştır. Pandemi yeni bir başlangıç yapmak ve hakları öncelikli kılmak, krizin üstesinden gelindiğinde gerçek değişimi sağlamak için bir olanak da olabilir. Türkiye’deki işkence ve kötü muameleye ilişkin düzgün işleyen kurumsal ve hukuki güvencelerin tesis edilmesi için hukuki ve kurumsal çerçeve ve yanı zamanda uygulamaya ilişkin ciddi ilerlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, Türkiye’nin Güneydoğusunda güvenlik operasyonları tekrar daha yoğun bir şekilde başladıktan ve 2016’daki darbe girişiminin ardından uygulanan sokağa çıkma yasakları, olağanüstü hal gibi çok sayıda geriletici önlem uygulanmıştır: bazı kanunlar ve kararnameler kabul edilmiştir ki bunlar cezasızlıkla mücadele ve temel insan haklarının güvence altına alınması bakımından ciddi gerileme olarak değerlendirilmektedir. Darbe girişiminin ardından cezaevinde bulunan kişi sayısında çok büyük bir artış yaşanmıştır. Tüm bunların ötesinde yargısal koruma ve adil yargılanma hakkı ciddi riskler altına girmiştir. Son birkaç yıllık sürede Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi, BM İşkence Özel Raportörü ve Sonuç Gözlemlerinde BM İşkence Karşıtı Komite gibi uluslararası insan hakları organları Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmedeki eksikliklerine dair kaygılarını açıklamış ve ülkeye çok sayıda tavsiyede bulunmuştur. Dini, etnik ve cinsel kimlik bakımından azınlık olan kesimlerle ilgili süregiden problemler nedeniyle Türkiye’deki insan hakları ile ilgili meseleler tarihsel olarak şüphesiz oldukça karmaşık bir bağlamdadır; ayrıca son 60 yılda yaşanan çeşitli askeri darbeler bulunmaktadır. Dahası, on yıllardır ağırlıklı olarak Doğu’daki illerde Kürt militanlara karşı yürütülen, çok sayıda yargısız infaz, işkence ve kötü muamele ve yüksek sayıda sivil kaybın kaydedildiği askeri operasyonlar söz konusudur. İşkencenin tekrardan gündeme alınması için yeniden başlatma tuşuna basma, işkence ile mücadelenin yenilenmesi yaşamsal öneme sahiptir ve bu durum, aşağıdaki Türkiye’de işkenceye sıfır tolerans politikası için 10 ölçütü takip edilerek, ülkede hukukun üstünlüğüne ilişkin daha geniş bir reform yapılmasında köşe taşı olacaktır. 1. Cezasızlıkla mücadele her türlü işkence karşıtı stratejinin turnusol testidir: işkence ile mücadeleye, mensubiyetleri ne olursa olsun mağdurların durumunu kabul etmeye ve işkence, diğer zalimane, insanlık dışı veya küçük düşürücü muameleyi teşvik edici unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik yeniden taahhütte bulunmak. 26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dünyanın her yerindeki işkence mağdurlarını anmaktadır. İşkence mağdurlarının-her kim olurlarsa olsunlar-tanınması, korunması ve rehabilitasyonu her türlü işkence karşıtı stratejinin özünde yer almaktadır. Hiçbir koşulun işkenceyi haklı göstermeyeceği ve hiç kimsenin yasadan üstün olmadığı temel düşüncesinde uzlaşılması tutarlı bir şekilde bunların teyit edilmesi, uygulanması ve insanları-kim olurlarsa olsunlar-haklarını kullanamayacak şekilde kişiliksizleştirme söyleminden sakınmayı gerektirmektedir. Esasen, işkence karşıtı taahhüdün kanunları uygulayanların ve yargı otoritelerinin gerçekliğine dönüşmesi gerekmektedir. Deneyimimiz tekrar tekrar şunu göstermiştir ki, işkencenin varlığını sürdürmesindeki esas teşvik edici unsur cezasızlık olmuştur. Bu bağlamda, cezasızlık ortamını destekleyen tüm kanunların, politikaların ve uygulamaların tamamen yeniden incelenmesi çağrısında bulunuyoruz. Böyle bir inceleme cezasızlık ve güvence maddeleri içeren bilhassa 23 Haziran 2016’da kabul edilen 6722 sayılı Kanun, olağanüstü hal döneminde kabul edilen 667 ve 668 sayılı KHK’ların kaldırılmasını gerektirmektedir. Böylesi maddeler sorumluluğu aşırı derecede sınırlandırmakta ve etkili kanun, telafi yollarına erişimi engellemektedir. 667 sayılı KHK açık bir şekilde “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz” demektedir. Böylesi Kanunları uygulayan görevlilerin fiillerine yönelik böylesi bir müsamaha doğrudan ihlal, işkence, zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı vakalara yol açmaktadır. Bu durum Türkiye’nin uluslararası hukuki yükümlülüğü ile uyumlu değildir. Kanun hükmünde kararnameler olağanüstü durum bittiğinde kaldırılmalıdır. 2. BM İşkenceye Karşı Sözleşme ve İstanbul Protokolü uyarınca işkence vakalarına ilişkin bağımsız, tüm yönlerini ele alan ve hızlı bir soruşturma ve belgeleme gerçekleştirilmesini güvence almak İşkence suçlarının soruşturulması özel bir dikkat gerektirmektedir. İşkencenin soruşturulmasına ilişkin en iyi örnekleri teşkil eden uygulamalar uyarınca bu alanda uzmanlaşmış bir soruşturma organının kurulmasının değerlendirilmesini önermekteyiz. Bu organda işkence iddialarının ilk çıktığı yerdeki polis memurları tarafından soruşturulan durumlar olmamalıdır. Güvenilir bir soruşturma sürecinin geliştirilmesinde işkencenin bağımsız tıbbi dokümantasyonunda ve yargı süreçlerindeki kanıtların sağlam olmasında sunduğu imkanlar nedeniyle Birleşmiş Milletler İstanbul Protokolü’nün tam olarak dahil edilmesinden büyük yarar sağlanacaktır. Devlet mağdurların işkence iddialarının İstanbul Protokolü uyarınca uzmanlaşmış bağımsız sivil toplum örgütleri tarafından bağımsız bir şekilde belgelenmesini güvence altına almalıdır. İstanbul Protokolü hekimler, kolluk görevlileri ve avukatların eğitim müfredatlarının parçası olmalıdır. 3. Güçlendirilmiş usul güvenceleri ile işkencenin etkili bir şekilde soruşturulmasını sağlamak ve hakların koruyucusu olan bağımsız yargıyı yeniden tesis etmek Etkili bir koruma çerçevesinin yeniden tesis edilmesi, hakları koruyacak yargıya odaklanmayı gerektirmektedir. Siyasetin yargı üzerindeki etkisi ve muhaliflere, insan hakları savunucularına yönelik yargı baskısı son bulmalıdır. Bu alanda ilerlemek için, 2019’da duyurulan Yeni Yargı Stratejisinin açık, şeffaf, hesap verebilir ve sivil toplumun katılımını sağlayacak şekilde yapılmasını sağlamak son derece önemlidir ki yargı sistemindeki temel reformların evrensel ve Avrupa Konseyi standartlarınauygun bir şekilde gerçekleştirilmesi ancak böyle sağlanabilir. Yargı bağımsızlığına yönelik anayasal güvenceler ve adil yargılanma hakkına ilişkin usul güvencelerine ilişkin olağanüstü hal döneminde yaşanan değişiklikler düzeltilmeli, bu sürece Avrupa Konseyi organları tarafından sunulan kılavuz uyarınca ceza mevzuatının incelenmesi de eşlik etmelidir. Son birkaç yılda yargı kadrolarında aynı zamanda soruşturma makamlarında ve kolluk görevlilerinde büyük oranda değişiklik olmuştur. Bu durum yalnızca yargı bağımsızlığına riayet edilmesi ile ilgili durumun sorgulanmasına yol açmıştır; ayrıca böyle bir durum hakların korunması kültürünün oluşturulması için yargı, soruşturma makamları, kolluk görevlilerine yönelik işkence karşıtı eğitime de yeniden odaklanmayı gerektirmektedir. 4. Mağdurların, ailelerinin ve tanıkların her türlü baskıdan korunması ve işkence karşıtı aktörlerin işkence karşıtı hakkı savunması için alan oluşturmak Araştırmalarımız kendilerine ve ailelerine yönelik misilleme niteliğinde filler olabileceği korkusu veya baskı görme kaygısıyla çoğu işkence mağdurun yetkililere karşı şikayette bulunmaktan geri durduğunu göstermektedir. Ne yazık ki, soruşturma ve yargı makamları işkence iddiaları ülkenin kendi polis ve kolluğuna yönelik olduğunda bu konuyu soruşturmadaki istekliliklerine dair büyük bir güven sorunu mevcut. Bu durum böylesi şikayetlere ilişkin savcılık ve mahkemenin ciddi bir şekilde sürecin devamını takip etmesindeki eksiklikle de eşleşmektedir. Bahse konu zorlukları aşmak için ihtiyaç duyulanlar, açık bir taahhüt; aynı zamanda her türlü baskıya ilişkin koruma sağlayan yasa ve de rehberler; ayrıca böyle bir durum ortaya çıktığında hızlıca soruşturulması ve yaptırım uygulanması. İşkenceye karşı mücadeledeki en iyi uygulamalar herhangi bir baskı veya yeniden mağdur edilmenin önüne geçmek için mağdurların haklarının soruşturma ve kovuşturma süreçlerine dahil edilmesini de sunmaktadır. Son olarak, işkence görmeme hakkına tam olarak riayet edilmeden ve insan hakları savunucularına yönelik yargı baskısına dair güvenceler sunulmadan mağdurlara etkili bir koruma sağlanamaz. 5. COVID-19’dan ders çıkarmak: hapishanelerdeki kalabalığın BM Mandela Kuralları uyarınca kalıcı ve insani koşular temelinde önlenmesi COVID 19 deneyimi kalabalık olan gözetim yerlerinin ve hapishanelerin-hem içerisi hem de dışarısı bakımındanhalk sağlığının özüne ilişkin teşkil ettiği tehlikeleri ortaya koydu ve mahpusların haklarının kısıtlandığı durumlarda ortaya çıkan güvenlik ve şiddet risklerini de gösterdi. Hapishanede bulunanlar ve gardiyanların korunması karşımızda önemli bir sorumluluk olarak durmakta ve sağlık bakım hizmetlerine erişimi gerektirmektedir. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda değişiklikler yapan 7242 Sayılı Kanunun kabul edilmesinin ardından, hapishanede bulunan kişilerin sayısının devam eden bir şekilde azaltılmasın sağlanması önemli olacaktır. Tutuklanmaya alternatif yöntemlerin kullanılması ve mahpusların erken şartlı tahliyesine ilişkin net bir politika rehberinin hazırlanması, özellikle ifade özgürlüğünü kullananlara yönelik şiddet içermeyen suçlarla ilgili istenilen cezaların büyük oranda azaltılması önemlidir. Diğer başka yerlerde olduğu gibi Türkiye’de COVID-19 sonrasında hapishanede bulunan kişilerin sayısının azaltılması gerekmektedir, kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılmasının son seçenek olarak kullanılmalı ve şartlı tahliye, kefalet, para cezası gibi tutuklamaya alternatif yöntemlerin kullanılmalıdır. 6. Uzun gözaltı süreleri ve resmi gözaltı kaydının geciktirilmesinden uzak durmak ve avukata derhal erişim sağlamak. Olağanüstü hal döneminde uzun gözaltı sürelerine ilişkin kabul edilen kanunun iptal edilmesi ve kişilerin resmi gözaltı kaydının geciktirilmesi pratiğini bırakmak. İşkence ve kötü muamele bakımından en kırılgan saatler ilk birkaç saat ve gündür; bu ihlale karşı avukat desteğine erişmek temel öneme sahiptir. İlk polis gözaltı süresi kısaltılmalı ve ihlal riskini azaltmak için mahkeme kararı olmadan uzatılmamalıdır. Gözaltı anında resmi kaydın yapılmaması yasanın ihlalidir ve ilgili hükümler uyarınca cezalandırılmalıdır. Hakimler gözaltı sürecini yakından izlemeli ve usule ilişkin ihlallerde yaptırım uygulamalıdır. Bu bakımdan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, AİHM ve diğer insan hakları organlarının kararlarına her kademe riayet edilmesini sağlamak önemlidir. 7. Sağlık bakım ve doktora erişim hakkını güvence altına almak ve işkence, kötü muamele mağdurlarına yönelik mağdur odaklı yaklaşıma dayalı olarak bütüncül bir rehabilitasyon hizmeti sunmak. Sağlık ve rehabilitasyon hakkı herhangi bir devletin her türlü güvenilir işkence karşıtı stratejinin temel bileşenleridir. Mahpusların seçtikleri doktora erişimi güvence altına alınmalıdır ve devlet her koşul altında sağlık bakım destek ve profesyonel tıbbi hizmetleri sunmalıdır. İşkence ve kötü muamele mağdurlarının doktora erişmesi engellenmemelidir. Ek olarak, devlet işkence mağdurlarına yönelik sunulan ve erişilebilir, karşılanabilir ve yeterli nitelikteki rehabilitasyon hizmetlerinin profesyonel ve bağımsız olmasını güvence altına almalıdır. Devlet ya bağımsız hizmetleri doğrudan sunmalıdır ya da BM İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 14. Maddesinin 3. Genel Yorumunda belirtildiği üzere sunulan tıbbi ve psikolojik hizmetlere kaynak ayırmalıdır. Bu bağlamda, mağdurların rehabilitasyon hizmeti sunanlar arasında tercih yapabiliyor olması önemlidir. 8. İtirafa dayalı soruşturma pratiğini gözden geçirmek ve işkence, zalimane, insanlık dışı veya küçük düşürücü yöntemlerle elde edilen hiçbir bilginin yasal prosedürlere olumsuz etki etmeyeceğini güvence altına alan bir yargı reformu gerçekleştirmek Suç soruşmalarında itiraf elde etme pratiği işkence ve kötü muamele uygulamasının ortaya çıkmasına katkı sunmaktadır. Bu yöndeki sorgulama teknikleri çok büyük oranda tehdit ve korkuya dayanmaktadır. Yeni protokol ve güç kullanmaya dayalı olmayan soruşturma teknikleri itirafa dayalı sistemlerden uzaklaşmak için önemli kılavuzluk işlevi görmektedir. Bazı durumlarda, itirafların yasal yargılamada kullanılan tehdit, baskı ve işkencenin eşlik ettiği üçüncü kişiler tarafından yapıldığını görmekteyiz. Mevcut soruşturma pratikleri ışığında, itirafa dayalı durumun azaltılması için yargı reformu ve dahil etmeme kuralına riayetin (yani işkence altında elde edilen kanıtların yargılamalarda kullanılmayacağına) tamamen sağlanması en önemli konu durumundadır. 9. Şeffaflık gizlilikten üstündür: Kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakıldıklarında tutuldukları yerlerin sivil toplumun katılımıyla uygulanabilir ve sistematik bir şekilde izlenmesini sağlamak, sivil toplumun faaliyetlerini baskı ve eziyet görmediği bir şekilde yürüttüğü bir alanı garanti etmek İşkence, zalimane insanlık dışı veya küçük düşürücü muameleyi önlemeye dair net bir gündemde tutuklama ve gözetim yerlerinin etkili bir şekilde izlenmesi, ziyaret edilmesine izin verilmelidir. Uluslararası düzeydeki en iyi uygulamalar uyarınca, kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakıldıkları yerlerin-görüşülen kişilerle toplantının mahrem ve özel bir biçimde yapılmasına riayet ederek-sivil toplum tarafından düzenli olarak izlenmesini önermekteyiz. BM İşkenceye Karşı Sözleşme Seçmeli Protokolünün gerektirdiği üzere sivil toplum ile istişare edilerek ve onların katılımı sağlanarak tamamen bağımsız bir Ulusal Önleme Mekanizmasının kurulması kilit bir önceliktir. Mekanizmanın oluşumu ve bağımsızlığı BM Paris Prensiplerine uygun olmalı ve özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerin tutulduğu yerlere herhangi bir kısıtlama olmaksızın erişim tam yetkisi olmalıdır. 10. Demokratik bir toplumun gerekliliği olan çoğulculuk, farklılık prensiplerinin geliştirmek, kırılgan olan kişi ve grupları işkenceye karşı korumak, ulusal, dini ve cinsel azınlık grupları ve mülteciler gibi kırılgan gruplara yönelik nefret söyleminden uzak durmak İşkenceye karşı mücadele hukukun üstünlüğü ve demokrasi prensiplerine dayalı bir toplum ile yakından bağlantılıdır ve bu da ‘ben’ ve ‘onlar’ paradigmasına dayanır. Maalesef, kırılgan gruplara yönelik diskurlar ve nefret söylemleri şiddet, ihlal ve işkence mümkün olduğu bir atmosfer oluşturmaktadır. Dünya İşkence Karşıtı Örgütü, OMCT İnsan Hakları Derneği, İHD Sosyal Hizmet Rehabilitasyon ve Adaptasyon Merkezi, SOHRAM Toplum Ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, TOHAV Türkiye İnsan Hakları Vakfı, TİHV
Detaylı İncele →TOHAV Hapishane İzleme Bülteni-7
24 Mayıs 2020 tarihi itibari ile dünya geneli resmi Covid-19 (Koronavirüs) vaka sayısı 5.463.666, ölü sayısı ise 345.483 olarak kayıtlara geçmiştir1 . Pandemi sürecinde hapishanelerde tutuklu bulunan mahpuslar en riskli gruplar içinde yer almaktadır. DİĞER ÜLKELERDEKİ DURUM New York Times (NYT) Amerika Birleşik Devletleri’ndeki hapishaneler arasında en çok vakanın New York şehrindeki hapishanelerde çıktığını açıklamıştır. Hapishanelerde görev yapan 9.680 infaz koruma memurundan 1.259’unun Koronavirüs’e yakalandığı, en az 13 hapishane çalışanının hayatını kaybettiği, mahpuslardan 545 kişinin hastalığa yakalandığı ve aralarında 5 mahpusun hayatını kaybettiği açıklanmıştır2. ÖNLEM ALMA ÇAĞRILARI Pandemi sürecinde mahpusların yaşama hakkına vurgu yapmak için hak savunucuları çağrıda bulunmaya devam etmektedirler. Geçtiğimiz hafta içinde yapılan çağrılardan bazıları şunlardır: 1. Dünya İşkence Karşıtı Örgütü (OMCT), SOS-İşkence Ağı ve partner örgütleri için “Covid19 ve Hapishane ile ilgili Tutumumuzu Belirleme”3 kılavuz belgesi hazırlamıştır. Belge şu kurumların işbirliği ve tavsiyesi ile hazırlanmıştır: İşkenceyi Önleme Derneği (APT)-İsviçre, Associazione Antigone-İtalya, Pakistan Adalet Projesi (JPP)-Pakistan, İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü(PHR)- ABD, Prison Insider-Fransa, İsrail İşkenceye Karşı Halk Komitesi (PCATI)-İsrail, PublicVerdict Foundation, Rusya Federasyonu. Belgede detaylı bir şekilde açıklanan Covid-19 ve hapsedilmeye dair çekirdek koruma strateji başlıkları şunlardır: hapishane ve gözaltı merkezlerindeki kişilerin sayısının azaltılmasını sağlamak; hürriyetinden mahrum edilmiş kişilerin haklarının makul bir biçimde yerine getirilmesini izleme; hukuki koruma, avukat ve yargı yollarına erişimin güvence altına alınması; hapishanelerin etkili bir biçimde izlenmesi işkenceye karşı kilit öneme sahip; hapishanelerde etkili ve eşit sağlık hakkını savunmak, hapishanelerin karantina veya sokağa çıkma kısıtlaması önlemlerini ihlal edenlerle yeniden doldurulmasını önleme yolları. 2. İnsan Haklar Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri “426. F Oturumu” eyleminde ağır hasta mahpusların durumuna dikkat çekmişlerdir. Koronavirüs salgını nedeniyle mahpusların tehlike altında olduğuna vurgu yapan üyeler hasta, engelli, yaşlı ve sağlık durumu riskli olan mahpusların derhal serbest bırakılması çağrısında bulunmuşlardır4. 3. HDP Batman Milletvekili F.Uca, Bayburt M Tipi Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine yönelik Adalet Bakanı’na sorulmak üzere soru önergesi vermiştir. Önergede hapishanede 8 mahpusa bir COVID-19 HAPİSHANE İZLEME HAFTALIK BÜLTENİ-7 25.05.2020 maske düşecek şekilde dağıtım yapıldığı, mahpusların sıcak suya erişme sıkıntıları yaşadıkları, yemek dağıtımında hijyen kurallarına uyulmadığı, koğuşların dezenfekte edilmediği ile ilgili kendilerine yapılan başvurular sorulmuştur5. 4. Marmara Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma Derneği (TUHAD) ve Tevgera Jinên Azad (TJA) hapishanelere yönelik Kartal, Fatih, Avcılarilçelerinde eşzamanlı basın açıklaması gerçekleştirmiştir. Basın açıklamasında infaz yasasının eşitlik ilkesi gözetilerek yeniden düzenlenmesi, hapishanelerde bulunan başta hasta ve 65 yaş üstü mahpusların serbest bırakılması için hükümete çağrıda bulunmuşlardır6. 5. Uluslararası Af Örgütü, “Haksız yere cezaevinde tutulan ve yüksek risk altında olan mahpuslar serbest bırakılmalı” adıyla birimza kampanyası başlatmıştır. İmza kampanyasında “sağlık hakkının” çok sayıda insan hakları sözleşmesi ile güvence altına alındığı ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesinin 12. maddesinde “salgın hastalıkların, yöresel hastalıkların, mesleki hastalıkların ve diğer hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve kontrolünü” sağlık hakkının bir parçası olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Çıkarılan infaz yasasından siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, hak savunucuları ve siyasi tutukluların faydalanmadıkları vurgulanmış; adil olmayan bir şekilde hapishanelerde tutulan mahpusların serbest bırakılmaları ve hapishanelerde kalan mahpusların toplumun geneline sunulan sağlık imkanlarından yararlanabilmeleri için çağrıda bulunmuştur. Çağrıyı 23 Mayıs tarihi itibari ile 37.277 kişi imzalamış olup 39 gün daha imzaya açık olacaktır7. TÜRKİYE’DEKİ DURUM Türkiye’de resmi açıklamalara göre 24 Mayıs 2020 tarihi itibari ile toplam vaka sayısı 156.827 ve toplam ölü sayısı ise 4.340 olarak kayıtlara geçmiştir8. Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada,, hapishanelerde yapılmayan kapalı görüşlerin belirli sınırlandırmalar ve tedbirlerle birlikte Haziran ayı itibari ile yeniden başlatılacağı ve açık cezaevlerinde olup pandemi sebebiyle izne gönderilmiş olan 60 bin mahpusun Mayıs sonunda dolacak olan izinlerinin iki ay daha uzatıldığı belirtilmiştir9. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri 7 No’lu L Tipi Cezaevi’nde 47, Silivri 8 No’lu L Tipi Cezaevi’nde ise 35 kişi olmak üzere 82 mahpusun Koronavirüs tedavisi görmekte olduğunu ve aralarında bir mahpusun ise 21 Mayıs’ta hayatını kaybettiğine dair yazılı açıklama yapmıştır10. MAHPUSLARDAN ULAŞAN BİLGİLER Mahpuslar ile yaptıkları telefon görüşmelerinden bilgi edinmiş mahpus yakınları, avukatlar ve basın yoluyla 18 Mayıs 2020 tarihinden bugüne kadar edinilen bilgiler şunlardır: 1. Silivri Cezaevi’nde bulunan bir mahpus yakını eşi ile yaptığı telefon görüşmesinde 7-8 kişilik koğuşta 39 kişi kaldıklarını ve onlara sadece 15 kişilik yemek verildiğini, yeterli temizlik ve hijyen çalışmalarının yapılmadığını, hapishanede yeteri kadar infaz koruma memuru bulunmadığı için mahpusların seslerini duyuramadıklarını aktarmıştır11 . 2. Mardin E Tipi Cezaevi’nde kalan bir mahpus annesine, 6 infaz koruma memuruna Koronavirüs teşhisi konulmasına rağmen mahpuslara hala maske dağıtılmadığı ve virüs belirtileri gösteren mahpuslara test yapılmadığını iletmiştir12. TOHAV’DAN HUKUKİ DESTEK Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV); Covid-19 pandemi sürecinde mahpusların yaşadığı hak ihlallerine yönelik mahpus yakınlarının başvurmaları halinde hukuki destek sağlamaktadır. Bu süreçte hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve konuyla ilgili diğer gelişmeler haftalık bülten şeklinde kamuoyu ile paylaşılmaya da devam edilecektir. REFERANSLAR 1. https://www.worldometers.info/coronavirus/ (E.T. 24/05/2020) 2. https://tr.sputniknews.com/amp/koronavirus-salgini/202005211042087794-abd-hapishaneleri-arasinda-koronavirusten-en-cok-new-yorktakiler-etkilendi/?__twitter_impression=true (E.T. 21/05/2020) 3. https://www.omct.org/files/2020/05/25850/guidancebrief_covid19_prisons_v_tu_final.pdf (E.T. 21/05/2020) 4. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/97777 (E.T. 23/03/2020) 5. http://www.jinnews9.xyz/TUM-HABERLER/content/view/138827 (E.T. 22/05/2020) 6. http://www.jinnews9.xyz/TUM-HABERLER/content/view/138751 (E.T. 21/05/2020) 7. https://acileylem.org.tr/eylem/mahpuslarin-tahliyesini-ongoren-yasa-ayrim-gozetmemeli (E.T. 23/05/2020) 8. https://covid19.saglik.gov.tr (E.T. 24/05/2020) 9. https://www.gazeteduvar.com.tr/politika/2020/05/18/bayramda-81-ilde-4-gunluk-sokaga-cikma-yasagi/ (E.T. 18/05/2020) 10. https://tr.sputniknews.com/amp/koronavirus-salgini/202005221042099746-silivri-cezaevinde-82-mahkumun-kovid-19-testi-pozitif-cikti-1-kisi-hayatini-kaybetti/?__twitter_impression=true (E.T. 22/05/2020) 11. https://ahval.me/tr/gundem/cezaevlerinde-salgin-yayiliyormu?amp&utm_term=Autofeed&utm_medium=Social&utm_source=Twitter&__twitter_impression=true (E.T. 19/05/2020) 12. http://www.jinnews9.xyz/TUM-HABERLER/content/view/138797 (E.T. 22/05/2020)
Detaylı İncele →TOHAV Hapishane İzleme Bülteni-6
26 Nisan 2020 tarihi itibari ile dünya geneli resmi Covid-19 (Koronavirüs) vaka sayısı 2.986.750, ölü sayısı ise 206,669 olarak kayıtlara geçmiştir 1 . Devletlerin pek çok önlem aldığı pandemi ile mücadele sürecinde hapishanelerde tutuklu bulunan mahpuslar hala en riskli gruplar içinde yer almaktadır. Bazı ülkelerde buna dair önlem amacıyla on binlerce mahpusun serbest bırakıldığını ilk iki bültenimizde aktarmıştık. DİĞER ÜLKELERDEKİ DURUM Covid-19 ile mücadele kapsamında mahpusları tahliye eden ülkelere yenileri eklendi 2: Belçika bazı suçları kapsam dışında bırakarak cezaların infazını erteledi, mahpusların izinlerini uzattı ve ileri yaştaki mahpuslar ile kronik rahatsızlığı bulunanlar için konutta infaz sistemine geçti; Almanya 12 aya kadar hapis cezalarının infazını ertelerken, yeni hükümlülerde savcıların kararı ile bu süreyi 18 aya kadar çıkardı; İngiltere’de 4 yıldan az ceza alan mahpuslar için erken tahliye, elektronik kelepçe ve evde denetim gibi seçenekleri öngören bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor; ABD ileri yaşlardaki mahpuslar ve kronik rahatsızlığı olanlar için konutta infaz yöntemini uygularken hamile kadınlara tahliye gibi çeşitli uygulamaları da hayata geçirdi; Fransa bazı suçları kapsam dışında bırakarak diğerleri için 2 aydan az süresi kalanları tahliye etti; İtalya 18 aydan az süresi kalmış mahpusları şartlı tahliye ile serbest bıraktı; Hollanda adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevirmeye ara verirken 6 aya kadar hapis cezalarının infazını erteledi. Covid-19 ile mücadele kapsamında mahpuslara af çıkarmayan Arjantin’de ise 1.700 mahpusun bulunduğu hapishanede isyan çıktı 3. Koronavirüse karşı tedbir amacıyla cezaları ev hapsine dönüştürülmeyen mahpuslar isyan çıkardılar. El Salvador’da bir hapishanede kamuoyuna yansıyan mahpusların çıplak halde arka arkaya dizildiği fotoğraf Koronavirüs’e karşı asgari tedbir olan fiziksel mesafe uygulanmadığı için tepki topladı 4. Filipinler’de 27 kadın mahpusun test sonucunun pozitif çıktığı ve karantinaya alındıkları açıklandı 5. ABD’nin Kolorado eyaletinde 139 mahpusun Covid-19 testi pozitif çıktı. Ülkede mahpus ve hapishane görevlilerinden 9000 kişinin testinin pozitif çıktığı ve 140 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı 6. ABD’de bir grup bilim insanı hapishanelerdeki Covid-19 verilerini toplamak ve şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşmak için “Covid Prison Data” (Kovid Hapishane Verileri) adıyla bir web sitesi kurup eyalet eyalet hapishanelerdeki mahpus ve görevlilerin Koronavirüs verilerini paylaşmaktadırlar. 7 TÜRKİYE’DEKİ DURUM Türkiye’de resmi açıklamalara göre 27 Nisan 2020 tarihi itibari ile toplam vaka sayısı 112.261 ve toplam ölü sayısı ise 2.900 olarak kayıtlara geçmiştir8. Ne var ki Türk Tabipler Birliği (TTB) yaptığı açıklamada PCR testleri negatif çıkmasına rağmen klinik verileri Covid-19 ile uyumlu olan hastaların kaybedildiğinde “bulaşıcı hastalık-doğal ölüm” kodu ile sisteme eklendikleri için resmi Covid-19 ölüm istatistiklerine eklenmediklerini açıklamıştır. Türkiye’de Covid-19’un hapishanelerde yayılmasının engellenmesi için görüş, nakliye ve izinlerin yasaklanması ile telefon görüşme süresinin uzatılması şeklinde alınan tedbirlerin şimdilik 30 Nisan’a kadar devam edeceği bilinmekte olup, henüz herhangi bir uzatma açıklaması yapılmamıştır. Pek çok insan hakları savunucusu, sivil toplum örgütü açlık grevi ve ölüm orucunda olan mahpusların Koronavirüs sürecinde durumlarının tehlikesine dikkat çekmek için yetkililere çağrıda bulunmuşlardır. Onlardan biri olan ve müebbet hapis cezasına çarptırıldığı için adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda olan Mustafa Koçak, ölüm orucunun 297. gününde hayatını kaybetmiştir. 10 TOHAV’DAN HUKUKİ DESTEK Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV); Covid-19 pandemi sürecinde mahpuslara ve mahpus yakınları ile ilgili endişe taşıyan kişilerin başvurularına hukuki destek sunmaya devam etmektedir. Covid19’un hapishanelerde yayılmasının önlenmesine ve infaz yasası değişikliğine dair görüş ve taleplerini daha önce kamuoyuna açıklamıştı. Bu süreçte hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve konuyla ilgili diğer gelişmeler haftalık bülten şeklinde kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir. Ayrıca Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ile birlikte COVID-19 Krizinde Haklar Online Seminer Dizisi kapsamında 30 Nisan 2020 tarihinde saat 18.00- 19.00 arasında “Covid-19 Krizi ve Mahpus Hakları” isimli online seminer düzenlenecektir11 . Seminere katılmak isteyenler tohavbilgi@gmail.com adresine eposta göndererek kayıt yapabilir. HAPİSHANELERDEKİ SON DURUM İzmir Cumhuriyet Başsavcısı, İzmir Buca Kapalı Ceza Iṅ faz Kurumu’nda ilk pozitif vakanın ortaya çıkmasının ardından yapılan filyasyon çalışması ile söz konusu mahpusla temas etmiş olan 64 mahpusun daha Covid19 testlerinin pozitif çıktığını açıklamıştır. 12 Aynı şekilde diğer hapishanelerde bulunan mahpuslar hakkında da şeffaf bir şekilde bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması beklenmekte ve gerekmektedir. ÖHD ve Van Barosu, Van’da bulunan 3 hapishaneye dair ortak bir rapor hazırlayarak raporu kamuoyu ile paylaşmıştır. Rapora göreVan Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi ve Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde Covid-19 ile ilgili gözlemlenen durumlar şunlardır13: Avukat görüşleri kapalı görüş usulüne göre yapılmakta; mahpuslara maske, eldiven ve dezenfektan gibi koruyucu maddeler verilmediğinden kantinden kendileri yüksek fiyata almak zorunda kaldıkları; elektrik, su kullanımı ile temel gıda maddelerinin ücretsiz karşılanmadığı, hastaneye giden mahpuslar dönüşte tekli odalarda 14 gün yalnız tutuldukları için yaşlı ve kronik rahatsızlığı olan mahpuslar, rahatsız olsalar dahi hastane için başvurmadıkları; hasta, yaşlı ve çocukların durumlarına özgü tedbirler alınmadığı; dışarıdan yollanan eşya ve kitap gibi malzemelerin mahpuslara teslim edilmediği ve 1 Nisan 2020 tarihinde 4 siyasi erkek mahpusun infaz koruma memurlarınca darp edildikleri ve darp raporu aldıkları aktarılmıştır. MAHPUSLARDAN ULAŞAN BİLGİLER Hapishanelerde ziyaretçi ve avukat görüşlerinin sınırlandırılmış olması nedeni ile; hapishanelerdeki fiziksel durum, yapılan test sayısı ve bu testlerin sonuçlarının yetkililer tarafından periyodik olarak şeffaf biçimde paylaşılması gerekmektedir. Mahpuslar ile yaptıkları telefon görüşmelerinden bilgi edinmiş mahpus yakınları, avukatlar ve basın yoluyla 21 Nisan 2020 tarihinden bugüne kadar edinilen bilgiler şöyle: 1. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Antep H Tipi Kapalı Cezaevi, Hilvan Cezaevi ve Gebze M Tipi Kapalı Cezaevi’nde mahpuslarda Koronavirüs belirtileri bulunması rağmen herhangi bir önlem alınmaması ile ilgili Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yönelik soru önergesi vermişti. Söz konusu hapishanelerde bulunan mahpus yakınlarının kendileri ile temasa geçtiklerini belirten Kaçmaz, hastalık semptomu taşıyan mahpusların bulunduğu koğuşlarda kronik rahatsızlığı olan ve yaşlı mahpusların bulunduğunu, kişisel temizlik malzemelerinin temin edilemediğini, sıcak ve soğuk suya erişimde sorun yaşandığını, infaz koruma memurlarının koğuşlara giriş ve çıkışlarda dikkatli davranmayıp mahpuslarla temas ettiklerini ifade etmiştir14. 2. Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Daya- nışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHADFED) mahpus ailelerinin kendilerine yaptıkları başvurulara ilişkin açıklamaya yapmıştır. Buna göre KOAH ve kalp rahatsızlığı olan CevherAy adlı mahpusun rahatsızlanarak hastaneye götürüldüğü ancak tedavi edilmeden ağrı kesici verilerek geri getirildiği; Bolu Cezaevinde koğuşların dezenfekte edilmediği, mahpuslara sabun ve deterjan dışında temizlik malzemesi verilmediği, deterjanların açık bardaklarla verildiği; Silivri Cezaevinde hasta mahpusların hijyenik olmayan havasız koğuşlarda tutulmaya devam edildiği, zorunlu ilaç kullanan hastaların karantina koşullarının kötü olması nedeni ile 14 günlük zorunlu karantinada kalmamak için revire gitmedikleri; Manisa Akhisar Cezaevinde bu süreçte kantinlerde ürünlerin normalden daha pahalı şekilde fahiş fiyata satıldığı ifade edilmiştir. 15 3. Urfa 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan bir mahpus ailesine önlem amacıyla olduğu belirtilerek; mahpusların tek koğuşa toplandığını ve kronik rahatsızlığı olan mahpusların hastane ve ilaçlara erişimde sorun yaşadıklarını aktarmıştır. 16 4. Van Valiliği tarafından 26.04.2020 tarihinde yapılan açıklamaya göreAğrı Patnos Cezaevinden 12 Nisan 2020 tarihinde tahliye olan S.K’nin Covid-19 testi 25.04.2020 tarihinde pozitif çıkmıştır. 17 5. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CISST), ÖSYM’nin yaptığı sınavlara geçen yıl 16 bin 69 mahpusun girdiğini ve 99 bin 358 mahpusun da ortaokul ve lise açık öğretim sınavlarına girdiğini ama öğrencilerin şu an online devam eden eğitim ve sınavlara katılamadıklarını açıklamıştır. Hapishane yönetimlerinin “alt yapı yetersiz” şeklindeki açıklamaları ile karşılaştıklarını ifade eden mahpusların başvuruları üzerinde bu konu hakkında HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sorulmak üzere bir soru önergesi vermiştir. 18 REFERANSLAR 1. https://www.worldometers.info/coronavirus/ (26/04/2020) 2. https://www.posta.com.tr/dunyada-cezaevleri-bosaltilmaya-baslandi-2251220 (E.T. 23/04/2020) 3. http://www.yenidemokrasi6.net/arjantinde-koronavirus-isyani-hapishanede-olmeyi-reddediyoruz.html (E.T. 25/04/2020) 4. https://www.theguardian.com/world/2020/apr/25/el-salvador-imposes-prisons-lockdown-after-22-murdersin-a-day (E.T. 26/04/2020) 5.https://amp.rappler.com/nation/259097-female-inmates-correctional-test-positive-coronavirus-april2020?utm_medium=Social&utm_source=Twitter&__twitter_impression=true (E.T. 26/04/2020) 6. https://www.complex.com/life/2020/04/inmates-test-positive-colorado-largest-prison?utm_campaign=complexmag&utm_source=facebook.com&utm_medium=social&fbclid=IwAR10w83s2d00MzO2rGTMY3sZmQl6hsI Be0lMBbo0tRtkoRdaNFVwZ3QlPfU (E.T. 26/04/2020) 7. https://covidprisondata.com (E.T. 26/04/2020) 8. https://covid19.saglik.gov.tr (E.T. 26/04/2020) 9. https://www.ttb.org.tr/kollar/COVID19/haber_goster.php?Guid=aeca48b4-8577-11ea-9137-e385f12afb6d (E.T. 23/04/2020) 10. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/24/olum-orucundaki-mustafa-kocak-vefat-etti/ (E.T. 24/04/2020) 11. https://twitter.com/vakftohav/status/1254018934526926848 (E.T. 25/04/2020) 12. http://www.izmir.adalet.gov.tr/duyurular/21042020/basinduyurusu.pdf (E.T. 21/04/2020) 13.https://www.demokrathaber.org/guncel/ohd-ve-van-barosu-ndan-cezaevi-raporu-h127748.html (E.T 23/04/2020) 14. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94408 (E.T. 24/04/2020) 15. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94469 (E.T. 25/04/2020) 16. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94566 (E.T. 26/04/2020) 17. https://tr.sputniknews.com/koronavirus-salgini/202004261041911730-tahliye-oldu-koronavirus-testi-pozitifcikti-mahallenin-bir-kismi-karantinaya-alindi/ (E.T. 26/04/2020) 18.https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/25/online-sinav-cezaevinde-yapilamiyor/ (E.T. 24/04/2020)
Detaylı İncele →TOHAV Hapishane İzleme Bülteni-5
Dünya genelinde 10 Mayıs 2020 tarihi itibari ile resmi Covid-19 (Koronavirüs) vaka sayısı 4.156.04, ölü sayısı ise 282,794 olarak kayıtlara geçmiştir 1 . Pandemi sürecinde hapishanelerde tutuklu bulunan mahpuslar hala en riskli gruplar içinde yer almaya devam etmekte ve her hafta hasta vaka sayısı artmaktadır. DİĞER ÜLKELERDEKİ DURUM Afrika ülkesi Zimbabve’de Koronavirüs önlemleri kapsamında 2.528 mahpus serbest bırakılmıştır 2 . İngiltere’de mahpus ve infaz koruma memurlarının da içinde yer aldığı 165 kişiye Covid-19 teşhisi konulurken, Doğu Londra’da bulunan bir hapishanede iki tutuklunun Koronavirüs’ten hayatını kaybettiği açıklanmıştır 3 . Amerika Birleşik Devletleri’nde Trousdale County Hapishanesi’nde 1.246 mahpus ve infaz koruma memuruna Covid-19 teşhisi konulmuş olup, bir mahpus hayatını kaybetmiştir 4. Makedonya merkezli “The Coalition of the Civil Association ‘All for Fair Trials’” sivil toplum örgütü “Pandemide Özgürlükten Mahrumiyet” adlı bir değerlendirme yazısı paylaşmıştır. Yazıda, özgürlük ve dolaşım hakkı gibi insan haklarının, pandemi sürecinde ülke yönetimlerinin olağanüstü hal ilan etmeleri ile nasıl ihlal edildikleri, uluslararası hukuk metinleri ve ülkelerin uygulamaları örnek verilerek açıklanmıştır. Hapishanelerde pandeminin yayılmasının engellenmesi için pek çok ülkenin “kefaletle serbest bırakma, serbest bırakma, ev hapsi, infazın ertelenmesi gibi yumuşatılmış uygulamalara” başvuruldukları aktarılmıştır. Bu tür adımlar olumlu olarak görünse bile aslında toplumun geneline uygulanan karantina ve sokağa çıkma yasakları gibi uygulamalar ve bu uygulamaların ihlali durumunda uygulanan yüksek para cezaları ve hapis cezaları ile toplum üzerinde baskı uygulandığı belirtilmiştir 5 . ÖNLEM ALMA ÇAĞRILARI Pandemi sürecinde mahpusların yaşama hakkına vurgu yapmak için hak savunucusu kişiler ve kurumlar çağrıda bulunmaya devam etmektedirler. İnfaz yasasının, infazda eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dikkat çeken ve Anayasa Mahkemesi’nin bu durumu düzeltmesi gerektiğini belirten 11 erkek hukukçu, Anayasa Mahkemesi’ne “adalet çağrısı”nda bulunmuşlardır 6. Diyarbakır’da mahpus yakınları İnfaz Yasası’nı görüşecek olan Anayasa Mahkemesi’ne “hakkaniyetli karar alınması” gerektiğine dikkat çekerek, mahpusların pandemi sürecinde hayati risk altında oldukları için tedirgin olduklarını vurgulamışlardır 7 . Hak temelli çalışan 11 vakıf, dernek, sendika ve oda, kronik rahatsızlığı bulunan mahpusların tahliye edilmesi için acil çağrıda bulunmuşlardır. Aralarında kurumumuz Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı’nın da “bulunduğu çağrıyı yapan diğer kurumlar şunlardır: Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İstanbul Diş Hekimleri Odası, SES İstanbul Şubeleri, İstanbul Tabip Odası, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı. Acil çağrı metninde yer alan talepler şöyle8: “*Türkiye’deki tüm hapishanelerde önleyici ve koruyucu uygulamaların yapılması ve bu uygulamaların denetime açılması, *Henüz yargılaması süren ve cezası kesinleşmemiş temyiz-istinaf aşamasında olan mahpusların hemen tahliye edilmesi, *Önleyici tedbirlere öncelik verilerek, salgın süresince askıya alınan revirlerin işlevli hale getirilmesi ve hastane sevklerinin bir an önce yapılması için gerekli adımların atılması, *Ağır hasta, kronik rahatsızlığı bulunan ve tek başına yaşamını idame ettiremeyecek durumda olan mahpuslariçin acil bir şekilde infaz ertelemesine gidilerek tahliye edilmeleri, *Son ve en önemli olarak da, kamuoyunda 16. Madde olarak bilinen, Ceza İnfaz Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 42. Maddesi’ne göre; akıl hastası, ağır hastalığı olan, engelli ve hamile ya da doğum yapan mahpusların hastalık nedeni ile hapis cezasının infazının ertelenmesine gidilmesinin salgın sürecini en az vaka ve kayıp ile bitirmeyi kolaylaştıracağı akılda bulundurularak, 42. Maddenin bu süreçte daha hızlı yürürlüğe girebilmesi için hastalık raporlarında Adli Tıp Kurumu’nun onaylama zorunluluğu kaldırılarak Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Üniversite hastanelerine de onaylama yetkisinin verilmesi acil bir gerekliliktir.” Hak savunucusu 393 kadın, pandemi sürecinde mahpusların yaşam hakkının güvence altına alınması için dokuz maddelik taleplerini kamuoyu ile paylaşmışlardır. Kadınların talepleri şunlardır 9: * İnfaz düzenlemesine ilişkin yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından şekil yönünden kabul edildi, esastan incelenecek. Yasa kısmi af niteliğinde. Anayasa uyarınca af düzenlemelerinin 3/5 çoğunlukla yasalaştırılması zorunluluğu var. Yasanın, Anayasa’nın 10. Maddesindeki eşitlik ilkesine, 2. Maddesindeki hukuk devleti ilkesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. Maddesindeki ayrımcılık yasağına aykırılığı göz önüne alınsın. * Ceza infaz kurumlarında yaşam hakkı korunmayan kadınlar, çocuklar ve dezavantajlı gruplar, ayrımcı İnfaz Kanunu’nda eşitlik sağlanarak derhal serbest bırakılsın. * Hükümlü de olsa salgında en yüksek riski taşıyan kronik hastalığı bulunanların ve yaşlıların cezalarını evlerinde çekmelerinin, tutukluların adli kontrolle tahliye edilmeleri sağlansın. * Grip belirtisi gösteren tüm mahpuslar, tedavi için derhal hastaneye sevk edilsin. * Mahpusların güçlü ve düzenli beslenmeleri için sıcak yemek servisi acilen tekrar başlatılsın. * Tüm kullanım alanları sık sık dezenfekte edilsin, mahpuslara hijyen ve temizlik malzemeleri, maske ve eldiven ücretsiz sağlansın. * Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı rapora göre, açık cezaevlerinde görevli onlarca infaz koruma memurunun Koronavirüs testi pozitif çıkmıştır. İnfaz koruma memurları günlük teste tabi tutulsun. * Adalet Bakanlığı, tutuklu yakınlarını güncel kararlarla ilgili bilgilendirsin. Telefon görüşmelerindeki kısıtlamalar kalksın, telefon görüşme süresi haftada iki kez; 20’şer dakika olarak düzenlenip, mahpus yakınlarının endişeleri giderilsin. * Cezaevleri Tabip Odaları tarafından denetlensin.” TÜRKİYE’DEKİ DURUM Türkiye’de resmi açıklamalara göre 10 Mayıs 2020 tarihi itibari ile toplam vaka sayısı 138.657 ve toplam ölü sayısı ise 3.786 olarak kayıtlara geçmiştir 10. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 08/05/2020 tarihinde kamuoyu ile paylaştığı bilgilendirme metninde, Silivri Ceza İnfaz Kurumu 7 numaralı L tipi Cezaevi’nde 2 mahpusun Covid-19 testlerinin pozitif çıkması sonucu filyasyon çalışması ile onlarla temas eden kişilere de test yapıldığını ve 42 mahpusun daha testlerinin pozitif çıktığını açıklamıştır. 11 Marmara Bölgesi’ndeki hapishanelere dair son 3 aylık raporunu açıklayan İnsan Hakları Derneği (İHD) raporunda, Covid-19 sürecinde hapishanelerin durumunu şu şekilde aktarmıştır: “Hapishane koşullarının hızla yayılan ölümcül korona virüsü için çok elverişli olduğu bilinmesine rağmen, salgını önlemek için yeterli önlemler alınmamıştır. Mahpuslara ücretsiz temizlik ve hijyen malzemeleri verilmesi gerekirken, mahpuslar para vererek dahi yeterli temizlik malzemelerine erişememektedir. Bu durum tüm mahpusların hastalığa yakalanma riskini artırırken, 65 yaş üstü, kronik ve ağır hastalığı olan mahpusları ağır risk altına sokmuştur. Korona salgınının getirdiği bu risk yanında, önlem adı altında ağır ve kronik hastalığı olanların rutin tedavilerine ara verilerek hasta mahpuslar bir anlamda ölüme terk edilmişlerdir.” 12 MAHPUSLARDAN ULAŞAN BİLGİLER Mahpuslar ile yaptıkları telefon görüşmelerinden bilgi edinmiş mahpus yakınları, avukatlar ve basın yoluyla 4 Mayıs 2020 tarihinden bugüne kadar edinilen bilgiler şunlardır: 1. Osmaniye 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan ağır hasta mahpusun 42 gün içinde 3 defa yoğun bakım ve 14 defa acil servise kaldırılmasına rağmen durumunun iyi olduğunu belirtilerek, hapishaneye geri yollandığı ve hayati tehlikesinin devam ettiği ailesi tarafından aktarılmıştır 13 . 2. Mardin Devlet Hastanesi’nde çalışan bir personel, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde görev yapan 18 infaz koruma memuruna Covid-19 teşhisi konulduğunu açıklamıştır. 14 3. Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde pandemi ile mücadele kapsamında alınan tedbirlere dair izleme yapmak için giden HDP heyeti, hapishanede iki günde birtemizlik yapıldığının ve 500 mahpus ile infaz koruma memuruna Covid-19 testinin yapıldığı bilgisinin kendileri ile paylaşıldığını belirtmişlerdir 15 . 4. Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde mahpus bulunan gazeteci N.Türfent, ailesine yazdığı mektupta, “tüm spor, etkinlik, aile-avukat ziyaretlerinin yasaklanmasıyla, ağırlaştırılmış bir izolasyon başladı” şeklinde hapishanedeki koşulların mahpuslar üzerindeki etkisini aktarmıştır. Mahpus ayrıca, talep etmelerine rağmen yeterli kolonya ve eldivene erişemediklerini belirtmiştir 16. 5. Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan mahpuslar, aileleri ile yaptıkları telefon görüşmelerinde sıcak suya erişemediklerini ve sekiz mahpusa bir maske düşecek şekilde maske dağıtıldığını aktarmışlardır 17 . 6. Avukatlar aracılığıyla mahpus ailelerinden tarafımıza ulaşan diğer bilgiler şöyle: Maltepe 1 Nolu L Tipi Cezaevi’nde kantin alışverişine izin verilmediği; Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde normalde kantinden haftada bir meyve ve sebze temin edilebilirken bu süreçte 15 günde bir alabildiklerini için bozuldukları; Bolu F Tipi Cezaevi’nde yönetimin mahpuslara yeterince maske ve eldiven dağıtmadığı, mahpusların revire çıkmaları ve hastaneye sevk edilmelerinde gecikmeler yaşandığı; Edirne F Tipi Cezaevi’nde mahpuslara temizlik ürünleri verilirken, maske ve eldiven dağıtılmadığı ve infaz koruma memurlarının da eldiven ve maske takmadıkları iletilmiştir. TOHAV’DAN HUKUKİ DESTEK Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV); Covid19 pandemi sürecinde mahpusların yaşadığı hak ihlallerine yönelik mahpus yakınlarının başvurmaları halinde hukuki destek sağlamaktadır. Bu süreçte hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve konuyla ilgili diğer gelişmeler haftalık bülten şeklinde kamuoyu ile paylaşılmaya da devam edilecektir. REFERANSLAR 1. https://www.worldometers.info/coronavirus/ (E.T. 10/05/2020) 2.http://m.haber7.com/dunya/haber/2971797-afrika-ulkesinde-korona-affi-2-bin-528-mahkum-serbest-birakildi (E.T. 06/05/2020) 3.https://www.dispatchlive.co.za/amp/news/2020-05-05-two-inmates-die-of-covid-19-in-east-londonprison/?__twitter_impression=true (E.T. 08/04/2020) 4. https://www.wbir.com/amp/article/news/health/coronavirus/inmate-at-trousdale-co-prison-dies-after-testing-positive-for-covid-19/51-c93c525d-80f5-4033-9d96-fc30861c3783?__twitter_impression=true (E.T. 05/05/2020) 5.https://all4fairtrials.org.mk/?p=3180&fbclid=IwAR3b1kkkuT8WT3dCVDcEMEs_yaqvkvNbx1zZWU2f9XzVKBGq0Wy2jElICas&lang=en (E.T. 10/05/2020) 6. https://www.pirha.net/11-hukukcudan-anayasa-mahkemesine-adalet-cagrisi-215313.html/04/05/2020/ (E.T. 04/05/2020) 7. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/95748 (E.T. 06/05/2020) 8. https://www.evrensel.net/haber/404059/11-kurumdan-acil-cagri-risk-altindaki-mahpuslar-serbest-birakilsin?utm_source=anasayfa&utm_medium=manset&utm_campaign=haber&slide_order=09 (E.T. 06/05/2020) 9.https://www.evrensel.net/haber/404211/393-kadindan-ortak-metin-infaz-yasasinda-esitsizlikgiderilsin?utm_source=anasayfa&utm_medium=manset&utm_campaign=haber&slide_order=16 (E.T. 08/05/2020) 10. https://covid19.saglik.gov.tr (E.T. 10/05/2020) 11. http://www.bakirkoy.adalet.gov.tr/adl-duyuru/2020/05/08.05.20-basin.pdf (08/05/2020) 12. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/95630 (E.T. 05/05/2020) 13. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/95433 (E.T. 04/05/2020) 14. http://www.jinnews9.xyz/TUM-HABERLER/content/view/137425 (E.T. 03/04/2020) 15. http://www.jinnews9.xyz/TUM-HABERLER/content/view/137691 (E.T. 06/05/2020) 16.https://www.evrensel.net/haber/404102/tutuklu-gazeteci-nedim-turfent-agirlastirilmis-bir-izolasyonbasladi?utm_source=anasayfa&utm_medium=manset&utm_campaign=haber&slide_order=01 (E.T. 07/04/2020) 17. http://www.jinnews9.xyz/TUM-HABERLER/content/view/137673 (E.T. 06/05/2020)
Detaylı İncele →TOHAV Hapishane İzleme Bülteni-4
Dünya genelinde 3 Mayıs 2020 tarihi itibari ile resmi Covid-19 (Koronavirüs) vaka sayısı 3.543.919, ölü sayısı ise 247,117 olarak kayıtlara geçmiştir1 . Devletlerin pek çok önlem aldığı pandemi ile mücadele sürecinde hapishanelerde bulunan mahpuslar hala en riskli gruplariçinde yer almaya devam etmektedirler. DİĞER ÜLKELERDEKİ DURUM Covid-19 hastalığının hapishanelerde yayılma tehlikesi karşısında mahpusların tedirgin oldukları basına yansımaktadır. New York Times gazetesinin aktardığı bazı ülkelerdeki hapishanelerile ilgili gelişmeler şöyle2: Kolombiya’da Koronavirüse yakalandığı için 23 mahpusun hayatını kaybetmesinden sonra mahpuslar yeterli önlem alınmadığı için isyan çıkarmışlardır. ABD ve Çin’den sonra dünyada en kalabalık mahpus sayısına sahip üçüncü ülke olan Brezilya’da 104 mahpusun virüse yakalandığı ve aralarından 4 mahpusun hayatını kaybettiği aktarılmıştır. Ayrıca, Fransa’da 74 yaşındaki bir mahpusun Covid-19 kaynaklı hayatını kaybettiği basına yansımıştır3. World Report, İngiltere’de 15 mahpus ve 4 infaz koruma memurunun Covid-19 hastalığından dolayı hayatını kaybettiğini açıklamıştır4. HÜKÜMETE ÇAĞRILAR Mahpusların serbest bırakılması için uluslararası kuruluşlar ve hak savunucu sivil toplum örgütlerinden hükümetlere çağrılar yapılmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletlerİnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachele, koronavirüs nedeniyle mahpusların büyük risk altında olduğunu belirterek, hapishanelerdeki kalabalığın azaltılması için hükümetlere siyasi mahpusları serbest bırakma çağrısında bulundu5. Uluslararası alanda faaliyet gösteren bazı hak savunucusu sivil toplum örgütleri de "Türkiye yetkililerini, sadece haklarını kullandıkları için tutuklanan ya da hüküm giyen gazeteciler, insan hakları savunucuları ve diğer kişileri derhal ve koşulsuz serbest bırakma çağrısında bulundular. Çağrı metnini imzalayan STÖ’leri şunlardır: ARTICLE 19, Punto24, Bagı̆msız Gazetecilik Platformu Uluslararası Af Or̈guẗu,̈ARTICOLO 21, Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Dünya Gazete Yayıncıları Birliği (WAN-IFRA) Düşünce Suçuna, Karşı Girişim – Türkiye (IFoX) Freedom House, Frontline Defenders, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Güneydoğu Avrupa Medya Organizasyonu (SEEMO) IPS İletişim Vakfı/Bianet, Osservatorio Balcani e Caucaso Transeuropa (OBCT) PEN Almanya, PEN Danimarka, PEN İngiltere, PEN İsveç, PEN Kanada, PEN Norveç, Sansür Endeksi (Index on Censorship), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP), Uluslararası Basın Enstitus̈ü(IPI), Uluslararası İfade ÖzgürlüğüDayanışması (IFEX), Uluslararası Karikatürist Hakları Ağı (CRNI)6. İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu Üyeleri, İstanbul ve İzmir’de hasta mahpusların durumlarına dikkat çekmek için açıklama yaptılar. İsimlerini tek tek açıkladıkları hasta mahpusların sağlık ve risk durumlarına dair bilgilendirme yapan dernek üyeleri, hasta mahpusların serbest bırakılması için hükümete çağrıda bulundular. 7 TÜRKİYE’DEKİ DURUM Türkiye’de resmi açıklamalara göre 3 Mayıs 2020 tarihi itibari ile toplam vaka sayısı 126.045 ve toplam ölü sayısı ise 3.397 olarak kayıtlara geçmiştir8. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül dört ayrı ceza infaz kurumundan toplam 120 mahpusa Covid-19 tanısının konulduğunu açıklamıştır9. Türkiye’de Covid-19’un hapishanelerde yayılmasının engellenmesi için görüş, nakliye ve izinlerin yasaklanması ile telefon görüşme süresinin uzatılması şeklinde alınan tedbirlerin 15 Mayıs tarihine kadar uzatıldığına dairresmi açıklama yapılmıştır. 10 Aynı açıklamada mahpus yakınlarının zorunlu durumlarda Cumhuriyet Başsavcılığı kararı ile görüşme yapabileceği ve avukatların da zorunlu durumlarda kapalı görüş gerçekleştirebileceği açıklanmıştır. Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği, MED TUHAD-FED ve İnsan Hakları Derneği’nin ortaklaşa çıkardıkları ve 27 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan Covid-19 Hapishane İzleme Haftalık Bülteni 11 ’nde; hapishanelere dair ayrıntılı veriler paylaşılmaktadır. Temizlik ürünlerine (sabun, çamaşır suyu vb) erisȩ meyen ve kantin üzerinden ücretli ulasa̧ n hapishaneler, spor ve sohbet gibi ortak alan etkinliklerine COVIḊ -19 önlemleri gerekçesiyle kısıtlama getiren hapishaneler, maske ve eldiven dagı̆tan hapishaneler ve virüs önlemleri kapsamında havalandırmaya kısıtlama getiren hapishanelerin isimleri belirtilerek, ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca, hasta mahpusların durumları, mahpusların isimleri verilerek ayrı ayrı ele alınmıştır. MAHPUSLARDAN ULAŞAN BİLGİLER Mahpuslar ile yaptıkları telefon görüşmelerinden bilgi edinmiş mahpus yakınları, avukatlar ve basın yoluyla 27 Nisan 2020 tarihinden bugüne kadar edinilen bilgiler şunlardır: 1. Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan 3 kadın mahpusun Covid-19 hastalık belirtileri taşımalarına rağmen test yapılmadığı ve test için ücret talep edildiği mahpus yakını tarafından aktarılmıştır12. 2. Konya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve sevgilisine şiddet uygulayan bir erkeğe yaptığı müdahale sonucunda ölümüne neden olduğu gerekçesiyle yargılanan Kadir Şeker’in Covid-19 testinin pozitif çıktığı açıklanmıştır13. Aynı hapishaneden görevli sağlık memuru, infaz koruma memurları ve mahpusların da bulunduğu 31 kişinin Koronavirüs testinin pozitif çıktığı ve karantina altında SEGBİS üzerinden duruşması görülen Şeker’in tutukluluk halinin devamına karar verildiği belirtilmiştir14. 3. Açık cezaevleri boşaltıldığı için buradan kapalı cezaevlerine yemek hizmeti artık sağlanamamakta ve bu durumdan kaynaklı hem yemek kalitesinin düştüğü hem de öğün sayısının 2’ye düşürüldüğü aktarılmıştır.”15 4. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, Konya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 55 mahpusun Covid-19 testinin pozitif çıktığını açıklamıştır16. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise 29 Nisan’da yaptığı açıklamada Konya E Tipi Cezaevi’ndeki pozitif vaka sayısının 150’yi bulduğuna dair bilgi sahibi olmalarına rağmen bununla ilgili resmi açıklamalarda sayının düşük söylendiğini belirtmiştir17. 5. Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan mahpus Gazeteci Aziz Oruç, eşi ile yaptığı telefon görüşmesinde sıcak suya erişim konusunda sıkıntı yaşadıkları için soğuk suyla duş almak zorunda kaldıklarını ve yeterli temizlik malzemelerini kantinlerden de tedarik edemediklerini aktarmıştır18. 6. Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi Diyarbakır Cezaevleri İnceleme Raporu’nda mahpusların sıcak suya düzenli olarak erişmekte sorun yaşadıkları, temizlik ürünleri ücretsiz olarak verilmediği için maddi sorun yaşayan mahpusların bu ürünleri almakta zorluk yaşadıkları, yemeklerin kötü ve yetersiz olduğu, kapalı alanda görüşme yapılan mahpuslarda eldiven ve maske bulunmadığı aktarılmıştır19. 7. İzmir Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve kalın bağırsak kanseri, kemik erimesi ve tüberküloz hastası olan Mehmet Salih Filiz (23) ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde kanser tedavisi için hastaneye sevk edilmesi gerektiği halde hastaneye götürülmediğini söylemiştir20. 8. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, meclisten geçen infaz yasası sonrasında Kilis L Tipi Kapalı Cezaevi, Hatay T Tipi Kapalı Cezaevi ve Samsun Bafra T Tipi Kapalı Cezaevlerinden 3 si- yasi mahpusun intihar girişiminde bulunduklarını ve ulaştıkları mahpus aileleri ile cezaevi yetkililerinin bilgiyi teyit ettiklerini açıklamıştır21 . TOHAV’DAN HUKUKİ DESTEK Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV); Covid19 pandemi sürecinde mahpusların yaşadığı hak ihlallerine yönelik mahpus yakınlarının başvuruları üzerine, hukuki destek sağlamaya devam etmektedir. Bu süreçte hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve konuyla ilgili diğer gelişmeler haftalık bülten şeklinde kamuoyu ile paylaşılmaya da devam edilecektir. Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) olarak, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ile COVID19 Krizinde Haklar Online Seminer Dizisi kapsamında 30 Nisan 2020 tarihinde saat 18.00-19.00 arasında “Covid-19 Krizi ve Mahpus Hakları” isimli online seminer düzenlendi. Seminerde konuşmacılar, mahpusların bu süreçte başta sağlık hakkı olmak üzere yaşadıkları hak kayıpları ve hapishanelerde yeterli önlemlerin alınmadığı yönünde kendilerine yapılan başvurulara dair bilgi verdi, açıklamalar yaptılar. REFERANSLAR 1. https://www.worldometers.info/coronavirus/ (E.T. 03/05/2020) 2. https://www.nytimes.com/2020/04/26/world/americas/coronavirus-brazil-prisons.html (E.T. 27/04/2020) 3. https://www.euronews.com/2020/03/26/coronavirus-inmates-in-france-hit-out-over-prison-hygiene-amidcovid-19-fears (E.T. 28/04/2020) 4. www.thelancet.com Vol 395 May 2, 2020 5. https://avegkon.com/2020/03/28/birlesmis-milletlerden-hukumetlere-acil-cagri-siyasi-tutuklulari-birakin/ ?fbclid=IwAR02I2IUf7UUTOfDIdbPc0HXMVEiDi70JzocYpcybQaNEYC_222X-7WCgHg (E.T. 28/04/2020) 6.https://static1.squarespace.com/static/5b8bbe8c89c172835f9455fe/t/5e82d0779daaac499b9586d0/158563135374 7/Mahpuslar+Covid-19+cagri.pdf (E.T. 27/04/2020) 7. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/95303 (E.T. 02/05/2020) 8. https://covid19.saglik.gov.tr (E.T. 03/05/2020) 9.http://www.basin.adalet.gov.tr/Etkinlik/adalet-bakani-abdulhamit-gul-baskanliginda-koronavirus-koordinasyon-toplantisinin-yedincisi-yapildi (28/04/2020) 10.https://www.mynet.com/son-dakika-adalet-bakanligi-acikladi-15-mayis-a-kadar-ertelendi-110106509374 (01/01/2020) 11.https://cagdashukukcular.org/manset/covid-19-haftalik-hapishane-izleme-bulten-2/ (E.T. 28/04/2020) 12. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94733 ( E.T. 27/04/2020) 13.https://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-haberler-kadir-seker-corona-virus-suphesiyle-hastaneyekaldirildi-41504847 (29/04(2020) 14.https://www.gazeteemek.com/gundem/koronavirus-testi-pozitif-cikan-kadir-seker-in-tutuklugununh15075.html (E.T. 01/01/2020) 15.https://www.evrensel.net/haber/403396/mahpuslar-salgin-doneminde-iyi-beslenemiyor-ogun-sayisi-2yedustu?utm_source=anasayfa&utm_medium=manset&utm_campaign=haber&slide_order=08 (28/04/2020) 16.https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/28/konya-e-tipi-kapali-cezaevinde-55-kisi-hastaneyesevk-edildi/ (29/04/2020) 17. https://twitter.com/gergerliogluof/status/1255575799836672002?s=21 (E.T. 29/04/2020) 18. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94905 (29/04/2020) 19. https://twitter.com/dbinsanhaklari/status/1255598315410010114/photo/3 (E.T. 29/04/2020) 20. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/95031 (E.T. 30/04/2020) 21. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94738 (E.T. 27/04/2020)
Detaylı İncele →TOHAV Hapishane İzleme Bülteni-3
26 Nisan 2020 tarihi itibari ile dünya geneli resmi Covid-19 (Koronavirüs) vaka sayısı 2.986.750, ölü sayısı ise 206,669 olarak kayıtlara geçmiştir 1 . Devletlerin pek çok önlem aldığı pandemi ile mücadele sürecinde hapishanelerde tutuklu bulunan mahpuslar hala en riskli gruplar içinde yer almaktadır. Bazı ülkelerde buna dair önlem amacıyla on binlerce mahpusun serbest bırakıldığını ilk iki bültenimizde aktarmıştık. DİĞER ÜLKELERDEKİ DURUM Covid-19 ile mücadele kapsamında mahpusları tahliye eden ülkelere yenileri eklendi 2: Belçika bazı suçları kapsam dışında bırakarak cezaların infazını erteledi, mahpusların izinlerini uzattı ve ileri yaştaki mahpuslar ile kronik rahatsızlığı bulunanlar için konutta infaz sistemine geçti; Almanya 12 aya kadar hapis cezalarının infazını ertelerken, yeni hükümlülerde savcıların kararı ile bu süreyi 18 aya kadar çıkardı; İngiltere’de 4 yıldan az ceza alan mahpuslar için erken tahliye, elektronik kelepçe ve evde denetim gibi seçenekleri öngören bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor; ABD ileri yaşlardaki mahpuslar ve kronik rahatsızlığı olanlar için konutta infaz yöntemini uygularken hamile kadınlara tahliye gibi çeşitli uygulamaları da hayata geçirdi; Fransa bazı suçları kapsam dışında bırakarak diğerleri için 2 aydan az süresi kalanları tahliye etti; İtalya 18 aydan az süresi kalmış mahpusları şartlı tahliye ile serbest bıraktı; Hollanda adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevirmeye ara verirken 6 aya kadar hapis cezalarının infazını erteledi. Covid-19 ile mücadele kapsamında mahpuslara af çıkarmayan Arjantin’de ise 1.700 mahpusun bulunduğu hapishanede isyan çıktı 3. Koronavirüse karşı tedbir amacıyla cezaları ev hapsine dönüştürülmeyen mahpuslar isyan çıkardılar. El Salvador’da bir hapishanede kamuoyuna yansıyan mahpusların çıplak halde arka arkaya dizildiği fotoğraf Koronavirüs’e karşı asgari tedbir olan fiziksel mesafe uygulanmadığı için tepki topladı 4. Filipinler’de 27 kadın mahpusun test sonucunun pozitif çıktığı ve karantinaya alındıkları açıklandı 5. ABD’nin Kolorado eyaletinde 139 mahpusun Covid-19 testi pozitif çıktı. Ülkede mahpus ve hapishane görevlilerinden 9000 kişinin testinin pozitif çıktığı ve 140 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı 6. ABD’de bir grup bilim insanı hapishanelerdeki Covid-19 verilerini toplamak ve şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşmak için “Covid Prison Data” (Kovid Hapishane Verileri) adıyla bir web sitesi kurup eyalet eyalet hapishanelerdeki mahpus ve görevlilerin Koronavirüs verilerini paylaşmaktadırlar. 7 TÜRKİYE’DEKİ DURUM Türkiye’de resmi açıklamalara göre 27 Nisan 2020 tarihi itibari ile toplam vaka sayısı 112.261 ve toplam ölü sayısı ise 2.900 olarak kayıtlara geçmiştir8. Ne var ki Türk Tabipler Birliği (TTB) yaptığı açıklamada PCR testleri negatif çıkmasına rağmen klinik verileri Covid-19 ile uyumlu olan hastaların kaybedildiğinde “bulaşıcı hastalık-doğal ölüm” kodu ile sisteme eklendikleri için resmi Covid-19 ölüm istatistiklerine eklenmediklerini açıklamıştır. 9 Türkiye’de Covid-19’un hapishanelerde yayılmasının engellenmesi için görüş, nakliye ve izinlerin yasaklanması ile telefon görüşme süresinin uzatılması şeklinde alınan tedbirlerin şimdilik 30 Nisan’a kadar devam edeceği bilinmekte olup, henüz herhangi bir uzatma açıklaması yapılmamıştır. Pek çok insan hakları savunucusu, sivil toplum örgütü açlık grevi ve ölüm orucunda olan mahpusların Koronavirüs sürecinde durumlarının tehlikesine dikkat çekmek için yetkililere çağrıda bulunmuşlardır. Onlardan biri olan ve müebbet hapis cezasına çarptırıldığı için adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda olan Mustafa Koçak, ölüm orucunun 297. gününde hayatını kaybetmiştir. 10 TOHAV’DAN HUKUKİ DESTEK Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV); Covid-19 pandemi sürecinde mahpuslara ve mahpus yakınları ile ilgili endişe taşıyan kişilerin başvurularına hukuki destek sunmaya devam etmektedir. Covid19’un hapishanelerde yayılmasının önlenmesine ve infaz yasası değişikliğine dair görüş ve taleplerini daha önce kamuoyuna açıklamıştı. Bu süreçte hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve konuyla ilgili diğer gelişmeler haftalık bülten şeklinde kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir. Ayrıca Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ile birlikte COVID-19 Krizinde Haklar Online Seminer Dizisi kapsamında 30 Nisan 2020 tarihinde saat 18.00- 19.00 arasında “Covid-19 Krizi ve Mahpus Hakları” isimli online seminer düzenlenecektir11 . Seminere katılmak isteyenler tohavbilgi@gmail.com adresine eposta göndererek kayıt yapabilir. HAPİSHANELERDEKİ SON DURUM İzmir Cumhuriyet Başsavcısı, İzmir Buca Kapalı Ceza Iṅ faz Kurumu’nda ilk pozitif vakanın ortaya çıkmasının ardından yapılan filyasyon çalışması ile söz konusu mahpusla temas etmiş olan 64 mahpusun daha Covid19 testlerinin pozitif çıktığını açıklamıştır. 12 Aynı şekilde diğer hapishanelerde bulunan mahpuslar hakkında da şeffaf bir şekilde bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması beklenmekte ve gerekmektedir. ÖHD ve Van Barosu, Van’da bulunan 3 hapishaneye dair ortak bir rapor hazırlayarak raporu kamuoyu ile paylaşmıştır. Rapora göreVan Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi ve Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde Covid-19 ile ilgili gözlemlenen durumlar şunlardır13: Avukat görüşleri kapalı görüş usulüne göre yapılmakta; mahpuslara maske, eldiven ve dezenfektan gibi koruyucu maddeler verilmediğinden kantinden kendileri yüksek fiyata almak zorunda kaldıkları; elektrik, su kullanımı ile temel gıda maddelerinin ücretsiz karşılanmadığı, hastaneye giden mahpuslar dönüşte tekli odalarda 14 gün yalnız tutuldukları için yaşlı ve kronik rahatsızlığı olan mahpuslar, rahatsız olsalar dahi hastane için başvurmadıkları; hasta, yaşlı ve çocukların durumlarına özgü tedbirler alınmadığı; dışarıdan yollanan eşya ve kitap gibi malzemelerin mahpuslara teslim edilmediği ve 1 Nisan 2020 tarihinde 4 siyasi erkek mahpusun infaz koruma memurlarınca darp edildikleri ve darp raporu aldıkları aktarılmıştır. MAHPUSLARDAN ULAŞAN BİLGİLER Hapishanelerde ziyaretçi ve avukat görüşlerinin sınırlandırılmış olması nedeni ile; hapishanelerdeki fiziksel durum, yapılan test sayısı ve bu testlerin sonuçlarının yetkililer tarafından periyodik olarak şeffaf biçimde paylaşılması gerekmektedir. Mahpuslar ile yaptıkları telefon görüşmelerinden bilgi edinmiş mahpus yakınları, avukatlar ve basın yoluyla 21 Nisan 2020 tarihinden bugüne kadar edinilen bilgiler şöyle: 1. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Antep H Tipi Kapalı Cezaevi, Hilvan Cezaevi ve Gebze M Tipi Kapalı Cezaevi’nde mahpuslarda Koronavirüs belirtileri bulunması rağmen herhangi bir önlem alınmaması ile ilgili Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e yönelik soru önergesi vermişti. Söz konusu hapishanelerde bulunan mahpus yakınlarının kendileri ile temasa geçtiklerini belirten Kaçmaz, hastalık semptomu taşıyan mahpusların bulunduğu koğuşlarda kronik rahatsızlığı olan ve yaşlı mahpusların bulunduğunu, kişisel temizlik malzemelerinin temin edilemediğini, sıcak ve soğuk suya erişimde sorun yaşandığını, infaz koruma memurlarının koğuşlara giriş ve çıkışlarda dikkatli davranmayıp mahpuslarla temas ettiklerini ifade etmiştir14. 2. Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Daya- nışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHADFED) mahpus ailelerinin kendilerine yaptıkları başvurulara ilişkin açıklamaya yapmıştır. Buna göre KOAH ve kalp rahatsızlığı olan CevherAy adlı mahpusun rahatsızlanarak hastaneye götürüldüğü ancak tedavi edilmeden ağrı kesici verilerek geri getirildiği; Bolu Cezaevinde koğuşların dezenfekte edilmediği, mahpuslara sabun ve deterjan dışında temizlik malzemesi verilmediği, deterjanların açık bardaklarla verildiği; Silivri Cezaevinde hasta mahpusların hijyenik olmayan havasız koğuşlarda tutulmaya devam edildiği, zorunlu ilaç kullanan hastaların karantina koşullarının kötü olması nedeni ile 14 günlük zorunlu karantinada kalmamak için revire gitmedikleri; Manisa Akhisar Cezaevinde bu süreçte kantinlerde ürünlerin normalden daha pahalı şekilde fahiş fiyata satıldığı ifade edilmiştir. 15 3. Urfa 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan bir mahpus ailesine önlem amacıyla olduğu belirtilerek; mahpusların tek koğuşa toplandığını ve kronik rahatsızlığı olan mahpusların hastane ve ilaçlara erişimde sorun yaşadıklarını aktarmıştır. 16 4. Van Valiliği tarafından 26.04.2020 tarihinde yapılan açıklamaya göreAğrı Patnos Cezaevinden 12 Nisan 2020 tarihinde tahliye olan S.K’nin Covid-19 testi 25.04.2020 tarihinde pozitif çıkmıştır. 17 5. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CISST), ÖSYM’nin yaptığı sınavlara geçen yıl 16 bin 69 mahpusun girdiğini ve 99 bin 358 mahpusun da ortaokul ve lise açık öğretim sınavlarına girdiğini ama öğrencilerin şu an online devam eden eğitim ve sınavlara katılamadıklarını açıklamıştır. Hapishane yönetimlerinin “alt yapı yetersiz” şeklindeki açıklamaları ile karşılaştıklarını ifade eden mahpusların başvuruları üzerinde bu konu hakkında HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sorulmak üzere bir soru önergesi vermiştir. 18 REFERANSLAR 1. https://www.worldometers.info/coronavirus/ (26/04/2020) 2. https://www.posta.com.tr/dunyada-cezaevleri-bosaltilmaya-baslandi-2251220 (E.T. 23/04/2020) 3. http://www.yenidemokrasi6.net/arjantinde-koronavirus-isyani-hapishanede-olmeyi-reddediyoruz.html (E.T. 25/04/2020) 4. https://www.theguardian.com/world/2020/apr/25/el-salvador-imposes-prisons-lockdown-after-22-murdersin-a-day (E.T. 26/04/2020) 5.https://amp.rappler.com/nation/259097-female-inmates-correctional-test-positive-coronavirus-april2020?utm_medium=Social&utm_source=Twitter&__twitter_impression=true (E.T. 26/04/2020) 6. https://www.complex.com/life/2020/04/inmates-test-positive-colorado-largest-prison?utm_campaign=complexmag&utm_source=facebook.com&utm_medium=social&fbclid=IwAR10w83s2d00MzO2rGTMY3sZmQl6hsI Be0lMBbo0tRtkoRdaNFVwZ3QlPfU (E.T. 26/04/2020) 7. https://covidprisondata.com (E.T. 26/04/2020) 8. https://covid19.saglik.gov.tr (E.T. 26/04/2020) 9. https://www.ttb.org.tr/kollar/COVID19/haber_goster.php?Guid=aeca48b4-8577-11ea-9137-e385f12afb6d (E.T. 23/04/2020) 10. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/24/olum-orucundaki-mustafa-kocak-vefat-etti/ (E.T. 24/04/2020) 11. https://twitter.com/vakftohav/status/1254018934526926848 (E.T. 25/04/2020) 12. http://www.izmir.adalet.gov.tr/duyurular/21042020/basinduyurusu.pdf (E.T. 21/04/2020) 13.https://www.demokrathaber.org/guncel/ohd-ve-van-barosu-ndan-cezaevi-raporu-h127748.html (E.T 23/04/2020) 14. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94408 (E.T. 24/04/2020) 15. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94469 (E.T. 25/04/2020) 16. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/94566 (E.T. 26/04/2020) 17. https://tr.sputniknews.com/koronavirus-salgini/202004261041911730-tahliye-oldu-koronavirus-testi-pozitifcikti-mahallenin-bir-kismi-karantinaya-alindi/ (E.T. 26/04/2020) 18.https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/25/online-sinav-cezaevinde-yapilamiyor/ (E.T. 24/04/2020)
Detaylı İncele →TOHAV Hapishane İzleme Bülteni-2
Aralık ayında Çin’de ortaya çıkan ve hızla dünyaya yayılan Covid-19 (Koronavirüs) dünya geneli resmi vaka sayısı 19 Nisan 2020 tarihi itibari ile 2.345.476, ölü sayısı ise 161,196 olarak kayıtlara geçmiştir 1 . Vaka ve ölü sayısının hızla arttığı pandemide bir günde en fazla ölüm sayısı 4.931 ile ABD’de görülmüştür. Devletlerin pek çok önlem aldığı pandemi ile mücadele sürecinde hapishanelerde tutuklu bulunan mahpuslar hala en riskli gruplar içinde yer almaktadır. Bazı ülkelerde buna dair önlem amacıyla on binlerce mahpusun serbest bırakıldığını birinci bültenimizde aktarmıştık. Covid-19 ile mücadele kapsamında mahpuslara af çıkaran ülkelere Myanmar da eklenmiştir. Myanmar Covid19 tedbirleri kapsamında 25.000 mahpusu serbest bırakacağını açıklamakla birlikte serbest bırakılacak tutukluların suç kapsamlarına dair açıklamayı henüz yapmamıştır 2 . Bu süreçte İngiltere’nin mahpus yakınlarının endişelerini gidermek amacıyla resmi web sitelerinden “sorular-cevaplar” şeklinde hapishanede mahpusların koşulları ve yapılan değişikliklere dair bilgilendirme yaptığı görülmüştür 3 . ABD’de ise bazı eyaletlerde idam cezası infazlarının pandemi nedeniyle ertelendiği açıklanmıştır 4. Bu olumlu gelişmelerin tersine İsrail yönetiminin izolasyon sürecinde Filistinli mahpuslara işkence ettiği ve en az 50 Filistinli mahpusa Covid-19 teşhisi konulmasına rağmen diğer mahpuslardan izole edilmedikleri bilgisi kamuoyuna yansımıştır. TÜRKİYE’DEKİ DURUM Türkiye’de resmi açıklamalara göre 19 Nisan 2020 tarihi itibari ile toplam vaka sayısı 86.306 ve toplam ölü sayısı ise 2.017 olarak kayıtlara geçmiştir 5 . Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği verilerine göre Türkiye’de 233.194 kapasiteli hapishanelerde en az 282.703 mahpusun kaldığını aktarmıştık. Türkiye’de Covid-19’un hapishanelerde yayılmasının engellenmesi için görüş, nakliye ve izinlerin yasaklanması ile telefon görüşme süresinin uzatılması şeklinde alınan tedbirlerin şimdilik 30 Nisan’a kadar devam edeceği bilinmektedir. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 15/04/2020 tarihinde TBMM Genel Kurul’unda kabul edilmiş ve Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Bu yasa değişikliği kapsamında Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre serbest bırakılacak yaklaşık 90.000 kişi için tahliye işlemleri başlamış bulunmaktadır 6. Yeni infaz düzenlemesinde belirli suçlar kapsam dışı bırakıldığından ve yasadaki çeşitli sınırlandırmalardan dolayı kanundan bütün mahpuslar eşit şekilde faydalandırılmadıkları için mahpusların ailelerin endişeli bekleyişleri devam etmektedir. HAK SAVUNUCUSU KURUMLARDAN HÜKÜMETE ÇAĞRI Hapishanelerde Covid-19’un yayılmasının önlenmesi için hükümetin acil tedbir alması gerektiğine dair yapılan uluslararası çağrılara bir yenisi eklendi. Türkiye’de Tutuklu Yargılananların Serbest Bırakılması için Çağrı metnine aralarında TOHAV’ın da bulunduğu Türkiye ve dünyadan pek çok hak savunucusu kurum imza atmıştır. Bu kurumlar şunlardır: Albanian Helsinki Committee (Arnavutluk), Amnesty International Netherlands (Hollanda), Bulgarian Helsinki Committee COVID-19 HAPİSHANE İZLEME HAFTALIK BÜLTENİ-2 20.04.2020 (Bulgaristan), Center for Civil Liberties (Ukrayna), Centerforthe Development of Democracy and Human Rights (Rusya), Centre on Drug Policy Evaluation, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Civil Rights Defenders, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Fair Trials, Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Helsinki Citizens' Assembly - Vanadzor(Ermenistan), Helsinki Foundation for Human Rights (Polonya), Human rights Center"Viasna" (Belarus), Human Rights Center ZMINA (Ukrayna), Human Rights Monitoring Institute (Litvanya), Instituto RIA (Meksika), International Drug Policy Consortium, Kazakhstan International Bureau for Human Rights and the Rule of Law, Legal Policy Research Centre (Kazakistan), Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği, Netherlands Helsinki Committee (Hollanda), Promo-LEX Association (Moldova), Public Association Dignity (Kazakistan), PublicVerdict Foundation (Rusya), Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği (P24), Research Institute on Turkey, Sivil Alan Araştırmaları Derneği, Swedish OSCE Network (İsveç), The Barys Zvozskau Belarusian Human Rights House (Belarus), The Human Rights Movemet: Bir Duino (Kırgızistan), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, World Organisation against Torture - OMCT , Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, Youth RISE, Yurttaşlık Derneği. İstanbul Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilciliği ve KESK-SES İstanbul Şubeleri tarafından oluşturulan Açlık Grevlerini İzleme Heyeti tarafından, 20.04.2020 tarihinde “YAŞAMI SAVUNUYORUZ” başlıklı bir açıklama yapıldı. Açıklamada Grup Yorum üyelerinden Helin Bölek’in açlık grevinin 288. gününde yaşamını kaybettiği, Grup üyesi İbrahim Gökçek ve adil yargılanma talebi ile eylemini sürdüren mahpus Mustafa Koçak’ın ölüm sınırında olduğu; tutuklu Av. Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma talebi ile sürdürdükleri açlık grevini ölüm orucuna çevirdiklerine dikkat çekildi. İnsanların açlık grevi yaparak yaşamını ortaya koymak zorunda bırakılmalarının sorumlularının, yeni infaz düzenlemeleri ile hasta mahpusların ve hapiste tutulmakta olan avukatların, siyasetçilerin, yazarların, gazetecilerin, akademisyenlerin, sosyal medya paylaşımı yapan insanların yaşam haklarını da hiçe saydığı dile getirildi. Devletin yaşam hakkını korumak için yükümlülükleri bulunduğu, insan haklarının yaşamın saygınlığı ve insan onuru için elzem olduğu, hakların ve özgürlüklerin kullanılabilir olmasını sağlamakta devletin sorumluluğu bulunduğu hatırlatıldı; zulme karşı direnme hakkının yüklediği sorumluluk gereğince toplumsal duyarlılık çağrısında bulunuldu. TOHAV’DAN HUKUKİ DESTEK Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) olarak; Covid-19 ile mücadele kapsamında hapishanelerde tutulan kişilerin yaşama haklarının savunulmasının yanı sıra pandemi sürecinde yakınları ile ilgili endişe taşıyan mahpus ailelerinin başvuruları ile hukuki destek vermeye devam ediyoruz. Covid-19’un hapishanelerde yayılmasının önlenmesine ve infaz yasası değişikliğine dair görüş ve taleplerimizi kamuoyunun bilgisine sunmuştuk. Bu süreçte hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve konuyla ilgili diğer gelişmeleri haftalık bülten şeklinde kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. HAPİSHANELERDEKİ SON DURUM Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Marmara Hapishaneleri hakkında yazdıkları rapor da7 Marmara bölgesinde bulunan hapishanelere dair detaylı bilgiler paylaştı. Bütün hapishanelerde açık ve kapalı görüşlerin yasaklandığı, sevklerin durdurulduğu, avukat görüşlerine bazı hapishaneler kapalı görüş şeklinde izin verirken bazılarının izin vermediğine vurgu yapılmıştır. Bütün hapishanelerde koğuşların bir kez dezenfekte edildiği ve koğuşlara bir seferlik çamaşır suyu ve dezenfektan verildiği, maske ve eldiven gibi koruyucu malzemelerile diğertemizlik maddelerini mahpusların fahiş fiyatlarla kantinlerden almak zorunda kaldıkları ifade edilmiştir. Ayrıca bazı hapishanelerde bu tür ürünlerin stokta bulunmadığı için erişim imkanlarının olmadığı belirtilmiştir. Hapishanelerdeki uygulama farklılıklarının infaz memurlarının maske ve eldiven takma ve sayım işlemlerinde de devam ettiği belirtilmiştir. Kimi hapishanelerde infaz memurları maske ve eldiven takma konusunda çok duyarlı davranırken kimilerinde keyfi olarak hareket ettikleri aktarılmıştır. Ayrıca kimilerinde sayım işlemleri yapılmaz ya da kapıdan yapılırken kimilerinde koğuş içersinde ve fiziksel temasla yapılmaya devam edildiğine dikkat çekilmiştir. İnfaz memurlarının dışarıya çıkmamaları için 15 gün çalışma ve sonrasında 15 gün yurtlarda karantinada kalma şeklinde vardiya ile çalıştıkları ama bu durumun hapishanede görevli sağlık çalışanları için geçerli olmadığı belirtilmiştir. Hapishanelerdeki Covid-19 dışında hastalık belirtisi gösteren ya da başka hastalıkları olan mahpusların hastanelere sevk işlemlerinin gerçekleştirilmediği şikayetlerinin olduğu bilgisine yer verilmiştir. Marmara bölgesi hapishanelerinde görülen ve aynı şekilde uygulanmayan tedbirlerin bütün Türkiye hapishaneleri için örneklem oluşturduğu söylenebilir. MAHPUSLARDAN ULAŞAN BİLGİLER Adalet Bakanı Abdulhamit Gül 13 Nisan’da yaptığı açıklamada, 5 açık hapishanede 17 mahpusta Koronavirüs tespit edildiğini ve bunlardan 3 mahpusun virüsten kaynaklı hayatlarını kaybettiklerini açıklamıştı. Resmi açıklamaların yanısıra tarafımıza ulaşan şikayetler ile medyaya yansımış Covid-19 virüsünün hapishanelerde yayılma durumuna ilişkin veriler arasında farklılıklar olduğu görülmektedir. Hapishanelerde ziyaretçi ve avukat görüşlerinin sınırlandırılmış olması nedeni ile; hapishanelerdeki fiziksel durum, yapılan test sayısı ve bu testlerin sonuçlarının yetkililer tarafından periyodik olarak şeffaf biçimde paylaşılması ve kaygının giderilmesi gerekmektedir. Yakınları ile yaptıkları telefon görüşmelerinden bilgi edinmiş mahpus yakınları, avukatlar ve basın yoluyla bugüne kadar edindiğimiz bilgiler şunlardır: 1. Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan bir mahpus ailesine telefonda, pandemi gerekçesi ile idarenin baskı uyguladığını, kalem, defter, kitap gibi kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanmadığını; kişi başı haftada bir maske verildiği ve idare etmelerinin istendiğini aktarmıştır 8. 2. Şakran T Tipi Cezaevi’nde görevli infaz koruma memurlarında koronavirüse rastlandığı CHP milletvekili Sertel tarafından açıklanmıştır 9. 3. Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan bir mahpus ailesi ile yaptığı görüşmede; kendisi ile birlikte 26 mahpusta koronavirüs belirtileri olmasına rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını aktarmıştır 10. 4. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Marmara bölgesinde bulunan hapishanelerde salgından dolayı mahpusların koruyucu madde temin edemediklerini, hastalık belirtisi gösteren mahpusların hastaneye sevk edilmedikleri için onlara test yapılamadığını, sürekli tedavi ve kontrol gerektiren bir kronik rahatsızlığı olanların da tedavilerine ara verildiğini belirtmiştir 11 . 5. Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi, Tarsus 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi ve Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan üç mahpus ailelerine; cezaevi yönetimlerinin pandemiye karşı hiç bir önlem almadıklarını ve görevli infaz koruma memurlarının da hijyen kurallarına uymadıklarını aktarmışlardır. Mahpusların özellikle temizlik ve koruyucu malzemelere ulaşmada sıkıntı yaşadıkları, revire ve hastaneye gitmede sorunla karşılaştıkları ve havalandırmaya çıkmalarına izin verilmediği belirtilmiştir. Ayrıca Tarsus 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevinde bir infaz koruma memuruna korona virüs teşhisi konulduğu aktarılmıştır 12 . 6. Bandırma 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan bir mahpus babasına telefon görüşmesinde yönetimin pandemiye karşı hiç bir önlem almadıklarını ve eldiven, maske ve dezenfektan gibi koruyucu malzemelere ulaşamadıklarını aktarmıştır 13 . 7. Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan bir mahpus ailesine kendisi ile birlikte 4 kişinin korona virüs belirtileri göstermelerine ve durumlarının ağır olmasına rağmen hastaneye sevk edilmedikleri ve onlara test yapılmadığını aktarmıştır 14. 8. Siirt E Tipi Cezaevi’nde kalan bir mahpus ailesine son 2 haftada 2 kez kalp spazmı geçirmesine rağmen kendisi için herhangi bir koruyucu önlem alınmadığını, temizlik ve hijyen malzemelerine ulaşamadıklarını, para ile almak istediklerinde buna izin verilmediği, hapishanede herhangi bir dezenfekte işlemi yapılmadığını aktarmıştır 15 . 9. Şakran T Tipi Cezaevi’nden tahliye olan eski bir mahpus, yönetimin yeterli temizlik malzemesi vermediğini ve ücretsiz verilmesi gereken maskelerin tanesinin 7 TL’den satıldığını, kanser hastalarının bile bu süreçte tedavilerine devam edilmediğini ve sıcak suya erişimde sıkıntı yaşadıklarını açıklamıştır 16. 10. İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan bir mahpus ailesine yaptığı telefon görüşmesinde 2 doktor, 2 mahpus ve 12 infaz koruma memurunun koronavirüs testlerinin pozitif çıktığını ve bu kişilerin karantinaya alındıklarını, yeteri kadartemizlik malzemesine ulaşamadıklarını ve hasta mahpusların hiç bir şekilde hastaneye sevk edemediklerini aktarmıştır 17 . 11. İzmir Ödemiş Cezaevi’nde bulunan ve bağırsak kanseri olan bir mahpus, durumunun ağırlaşması üzerinde hastaneye sevk edilmesine rağmen hapishane yönetiminin hastane dönüşü tek başına bir hücrede 14 gün kalacağını kabul ettiğine dair birform imzalatmak istediğini ve hasta mahpusun tek başına ihtiyaçlarını gideremeyeceğini ve sık sık bayıldığını belirtip imzalamayı reddetmesi üzerine hastaneye gönderilmediğini belirtmiştir 18. 12. Mezopotamya Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) hazırladığı raporda mahpusların aileleri ve avukat görüşmelerinde elde ettikleri bilgilere göre; Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi, Van T tipi Cezaevi, Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi, Kayseri Bünyan Kadın Cezaevi, Şanlıurfa Hilvan T tipi Cezaevi, Osmaniye T tipi Kapalı Cezaevi, Tarsus T tipi Cezaevi, İzmir Aliağa Şakran Açık Cezaevi, İzmir Aliağa Şakran 4 nolu T tipi Kapalı Cezaevi ve Erzurum H Tipi Cezaevi’nde bulunan mahpusların korona virüsün yayılmasının önlenmesi için yeterli önlem almadıkları ve bunlara dair pek çok şikayet aldıklarını açıklamıştır. Tarsus ve Aliağa’da revir doktorlarının test sonuçlarının pozitif çıktığı ve Aliağa Açık Cezaevi’nde yatan bir mahpusun koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği aktarılmıştır 19 DEĞERLENDİRME Yayılma hızı giderek artan Koronavirüse karşı fiziksel izolasyon imkanları olmadığı için en korumasız durumda olan mahpusların durumları için duyulan endişe giderek artmaktadır. Yaklaşık 90.000 mahpusun tahliye olmasına olanak veren infaz düzenlemesi bütün mahpusları eşit şekilde kapsamadığından risk grubunda bulunan pek çok mahpusun yaşama hakkı risk altında olup; mahpusların kendi deyimleri ile “ölüme terkedilmiş” durumda bulunmaktadırlar. Elde edilen veriler, mahpusların ailelerine telefon görüşmelerinde aktardıkları ve avukat görüşmelerinde elde edilen bilgilerle sınırlıdır. Tarafımıza, diğer Sivil Toplum Örgütlerine veya basına yansımayan başkaca vakaların veya şikayetlerin izlenebilmesi için Adalet Bakanlığı tarafından her hapishanenin fiziksel durumu ve mahpusların sağlık durumlarına ilişkin verilerin belirli ve kısa aralıklarla şeffaf bir biçimde paylaşılması gerekmektedir. Hapishanelerde yeterli temizlik malzemelerinin sağlanmaması; maske, eldiven ve dezenfektan gibi koruyucu malzemelerin mahpuslara yeterince verilmemesi ya da yüksek fiyatlarla satılması; kanser dahil kronik rahatsızlığı bulunan ve devamlı tedavi görmesi gereken mahpusların bu süreçte hastanelere sevk edilmemeleri; Koronavirüs belirtisi gösteren mahpusların hastaneye sevk edilmemesi ve onlara test yapılmaması durumun daha da kötüleşmesine neden olacaktır. Hak savunucu kurumların ve mahpus ailelerinin çağrılarının dikkate alınması ve bir an önce gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir 20. REFERANSLAR 1. https://www.worldometers.info/coronavirus/ (E.T. 19/04/2020) 2. https://ozgurmanset.net/myanmar-25-bin-tutukluyu-serbest-birakiyor/ (E.T. 17/04/2020) 3. https://www.gov.uk/guidance/coronavirus-qa-for-friends-and-family-of-prisoners (E.T. 16/04/2020) 4. https://www.gov.uk/guidance/coronavirus-qa-for-friends-and-family-of-prisoners (E.T. 18/04/2020) 5. http://www.etha15.com/haberdetay/israil-hapishanelerinde-filistinli-tutsaklara-korona-iskencesi-117459 (E.T. 19/04/2020) 6. https://covid19.saglik.gov.tr (E.T. 19/04/2020) 7. http://www.kamuajans.com/temel-bilgiler/ceza-infaz-duzenlemesinde-af-yasasi-son-gelismeler-ceza-indiriminden-kimler-faydalanacak-tahliyeler-basladi-h522350.html (E.T. 17/04/2020) 8. https://t24.com.tr/haber/ozgurluk-icin-hukukcular-dernegi-nden-marmara-hapishaneleri-covid-19-raporucezaevlerinde-temizlik-ve-hijyen-malzemeleri-ucretli-olarak-temin-ediliyor-dezenfektanin-sisesi-35-bir-adetmaske-ise-17-lira,873502 (E.T. 18/04/2020) 9. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/93625 (E.T. 18/04/2020) 10. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/17/atilla-sertel-sakran-cezaevinde-gorevli-gardiyanlardaviruse-rastlandi/ (E.T. 18/04/2020) 11. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/17/rizede-26-tutuklu-virus-kapti-iddiasi/ (E.T. 18/04/2020) 12. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/93092?page=3 (E.T. 14/04/2020) 13. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/93105?page=3 ( E.T. 14/04/2020) 14. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/93149?page=3 (E.T. 14/04/2020) 15. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/93226?page=3 (E.T. 15/04/2020) 16. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/93511 (E.T. 17/04/2020) 17. https://artigercek.com/haberler/disarida-ucretsiz-olan-maske-cezaevinde-7-tl-ye-satiliyor(E.T: 15/04/2020) 18. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/93104 (E.T. 14/04/2020) 19. https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/13/cezaevi-hasta-mahpuslara-form-imzalatiyor/ (E.T. 14/04/2020) 20. http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/92879 (13/04/2020)
Detaylı İncele →TOHAV Hapishane İzleme Bülteni-1
TOHAV Hapishane İzleme Bülteni’nin ilk sayısı, Türkiye’de ceza infaz kurumlarının mevcut durumunu görünür kılmak, hak ihlallerini sistematik biçimde belgelemek ve insan onuruna saygılı bir infaz rejimi için politika önerileri geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu bülten, cezaevlerindeki koşulların düzenli olarak izlenmesi ve elde edilen bulguların kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaşılması yoluyla şeffaflığı artırmayı hedeflemektedir. Böylece hem bireysel hem de yapısal hak ihlallerinin tespit edilmesine, değerlendirilmesine ve önleyici mekanizmaların geliştirilmesine katkı sağlanmaktadır. Bu sayı, özellikle sağlık hakkına erişim, disiplin cezaları, iletişim kısıtlamaları, işkence ve kötü muamele iddiaları, uzun süreli kapatılma koşulları ve yüksek güvenlikli birimlerdeki uygulamalar gibi temel alanlara odaklanmaktadır. İzleme faaliyetleri sırasında elde edilen bilgiler, mahpus başvuruları, avukat görüşmeleri, aile bildirimleri, resmi kurum yanıtları ve sahadaki uzman gözlemlerinden oluşan çoklu veri kaynaklarına dayanmaktadır. Bu yaklaşım, bültende sunulan bilgilerin hem güvenilirliğini hem de kapsamlılığını güçlendirmektedir. Bültende yer verilen incelemeler, özellikle hasta mahpusların yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik acil ihtiyaçları, kelepçeli muayene gibi uygulamaların yaygınlığını ve cezaevi idaresi ile sağlık hizmetleri arasındaki koordinasyon eksikliklerini açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda iletişim hakkına getirilen kısıtlamalar, aile görüşü sınırlamaları ve disiplin cezalarının keyfi uygulanması gibi konular, mahpusların sosyal bağlarını zayıflatan ve rehabilitasyon süreçlerini olumsuz etkileyen yapısal sorunlara işaret etmektedir. İzleme bulguları, yüksek güvenlikli cezaevlerinde izolasyon koşullarının giderek ağırlaştığını, spor–sosyal faaliyet imkanlarının sınırlandırıldığını ve mahpusların psikolojik iyi oluşunun ciddi biçimde zarar gördüğünü göstermektedir. Bu durum, uluslararası standartlarda tanımlanan “insan onuru”, “orantılılık” ve “rehabilitasyon” ilkeleriyle çelişmekte; ceza adalet sisteminin temel amaçlarından biri olan topluma yeniden kazandırma işlevini zayıflatmaktadır. Bülten, bu yapısal sorunların çözümü için hem yasal düzenleme hem de idari uygulama düzeyinde öneriler sunmaktadır. TOHAV Hapishane İzleme Bülteni – 1, hak temelli izleme anlayışının güçlendirilmesi ve cezaevlerinde şeffaflık kültürünün yaygınlaşması için önemli bir başlangıç niteliğindedir. Bu bülten aracılığıyla elde edilen bulguların düzenli olarak paylaşılması, hem kamuoyunun bilgilendirilmesine hem de politika yapıcıların sorumluluk almasına katkıda bulunacaktır. Cezaevlerinde insan onurunu koruyan bir infaz sistemi için izleme, raporlama ve savunuculuk faaliyetlerinin sürekliliğinin kritik önemde olduğu bir kez daha vurgulanmaktadır.
Detaylı İncele →Covid-19'un Kapatılma Yerlerinde Yayılmasının Önlenmesine Ve İnfaz Yasası Değişikliğine Dair Görüş Ve Talepler
COVID-19’un Kapatılma Yerlerinde Yayılmasının Önlenmesine ve İnfaz Yasası Değişikliğine Dair Görüş ve Taleplerimize Bu Linkten Ulaşabilirsiniz. COVID-19’un Kapatılma Yerlerinde Yayılmasının Önlenmesine ve İnfaz Yasası Değişikliğine Dair Görüş ve Talepler I. COVID-19 Salgını WHO Tarafından Pandemi İlan Edilmiştir COVID-19 salgınının küresel ölçekte hızlı bir şekilde can aldığı bir süreçten geçmekteyiz. Virüsün bulaşma hızı ve şekli, ülkeler arası insan hareketliliğinin fazla olması salgının geniş bir coğrafyaya yayılmasına neden olmuştur. Süregelen fiziksel savaş ve soğuk savaş halinde bulunan ülkelerin dahi öncelikli gündemini COVID-19 oluşturmaktadır. Tarih boyunca salgın hastalıkların yaşamın her yönüne etki ettiği düşünülerek insan haklarının gelişiminin nasıl bir yörüngeye oturacağı ve bu alanda hangi gelişmelerin yaşanacağı merak konusudur. Söz gelimi sağlık ve çevre hakkı gibi hakların somut bir şekilde tartışılması ve şu an ikincil statüde görülen bu haklara ilişkin üst normların ortaya çıkışı gözlenebilecek midir? Süreç içerisinde insan hakları ve mücadelesinin yeni gelişmeler karşısında da yeni yol ve yöntemler geliştireceği açıktır. Ancak salgının artarak yayıldığı bu sürecin sıcak ve en önemli tartışmasının, yaşam hakkı olduğunu üzülerek belirtmemiz gerekmektedir. COVID-19’un yaşamı her alanda durdurduğu ve otoritelerin genel anlamda bireylerin sağlığa erişim hakkını tesis etmek açısından kriz içerisinde olduğu, gelişmiş ülkelerin dahi sağlık sisteminin salgın karşısında yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. II. Hapishanelerde Sosyal İzolasyon Mümkün Değildir Salgın küresel bir vahamete dönüşmüşken, kapatılma yerlerinde bulunan ve salgından korunma olanaklarına erişemeyen dezavantajlı bireylerin, başta yaşam hakkı olmak üzere birçok hakkının ihlal edildiğini ve edileceğini unutmamak gerekir. Bu sebeple neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan salgının, en yoğun kapatılma alanları olan hapishanelerin felaket alanına dönüşmesine yol açması ihtimalinden derin kaygı duymaktayız. Türkiye’de 263 kapalı, 76 açık hapishane, 4 çocuk eğitim evi, 9 kadın kapalı, 7 kadın açık ve 7 çocuk kapalı olmak üzere toplam 366 hapishane bulunmaktadır. 233.194 kapasiteli bu hapishanelerde 282.703 mahpusun bulunduğu 01.09.2019 tarihli TBMM bütçe görüşmeleri esnasında belirtilmiştir. 1 Türkiye’deki hapishanelerin kapasitelerinin aşılmış vaziyette olduğu görülmektedir. Bu rakamlar korkunç bir gerçekliği göz önüne sermektedir. Bu bağlamda hapishanelerdeki kapasite doluluk oranı, salgın için gerekli sosyal izolasyonun sağlanması ve dezenfeksiyon kurallarına uyulabilmesinin mümkün olmadığını maddi olarak ortaya koymaktadır. Hapishanelerde sosyal mesafe, hijyen ve dezenfeksiyon kurallarına ne kadar titizlikle riayet edilirse edilsin, cezaevi fiziksel koşulları COVID-19’un tutuklu ve hükümlüler arasında yayılmasına engel olamayacağı aşikardır. Nitekim koğuşlardaki mahpus sayısı buna elverecek düzeyde değildir. Bu durumu, Türkiye’de bulunan hapishaneler arasında en iyi fiziksel koşullara sahip olduğu iddia edilenlerden biri olan Silivri Hapishanelerinin fiziksel koşullarıyla ilgili ayrıntılı bilgi vererek örnekleme yoluyla açıklamak faydalı olacaktır. Silivri’de bulunan 9 adet L tipi hapishaneden biri olan 5 Nolu Hapishanenin görece iyi koşullara sahip olduğu varsayılmaktadır. Esasen 7 mahpus için inşa edilmiş olan iki katlı bu koğuşların üst katında 5 hücre, alt katında da 2 hücre, banyo, tuvalet, mutfak ve 4 kişilik 7 masanın sığdığı yemek/oturma salonu yer almaktadır. Koğuş içerisinde bulunan 7 hücreden her birinin genişliği yaklaşık olarak 8 m²’dir. Bu hücrelerde sadece tek yatak olması gerekirken her hücreye ikili üçer ranza konularak hücreler 6 kişilik olarak kullanılmaktadır. Ranza sayısından yola çıkılarak hesaplama yapıldığında, her bir koğuşta 30 ile 40 arasında mahpusun kaldığı tespit edilebilmektedir. Durum böyle iken, maksimum 8 m²’lik bir hücreyi 5-6 mahpusun paylaşması, aynı koğuştaki 30-40 kişinin hep beraber havalandırmaya çıkması veya hep beraber yemek yemesi demek deyim yerindeyse mahpusların nefeslerinin birbirine karışması demektir. Örneklediğimiz Silivri L Tipi Kapalı Hapishanesinde COVID-19 salgınına karşı korunmanın neredeyse imkansız olmasının yanı sıra maalesef birçok hapishanenin koşullarının yukarıda örneklediğimiz koşullardan çok daha kötü olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Böylesi bir ortamda salgının yayılması açısından temel tedbir olan sosyal izolasyonun sağlanabileceğinin kabulü mümkün değildir. III. Hapishaneler İçin Gerekli Tedbirler Derhal Alınmalıdır Fiziksel koşulların yetersizliğinin yanı sıra mahpusların hijyen açısından da kısıtlı imkanlara sahip oluşu unutulmamalıdır. Her bir hapishanenin uygulaması birbirinden farklı olmakla birlikte mahpuslar tarafından hijyen ürünlerine çok sınırlı sayıda ulaşılabilmesi, salgın açısından sosyal izolasyondan sonraki en önemli tedbir olan dezenfeksiyonun sağlanmasını son derece güçleştirmektedir. Hapishanelerde kapasitelerinin çok üstünde mahpus bulunması, sosyal mesafe diye ifade edilen alanın daralmasına, mahpuslar arası temasın çok fazla olmasına ve salgının çok hızlı yayılmasına neden olacaktır. Ülke genelinde mevcut olan COVID-19 salgını nedeniyle hapishanelerdeki mahpusların, çalışan personelin, mahpuslara temas etme durumunda olacak yakınlarının ve avukatlarının sağlığı için gerekli önlemleri almak kamunun sorumluluğudur. Kuşkusuz bu önlemlerin insanlık onuruyla bağdaşır olması, herhangi bir hak ihlaline yol açmayacak şekilde ve hakkaniyetle uygulanması gerekmektedir. Hastalık, hasta kişinin öksürüğünün damlacık biçiminde yayılarak yüzeylere bulaşması ve ellerle ağız, burun ve göze dokunma yoluyla vücuda alınması ile bulaşmaktadır. Virüs solunum yolları üzerinden özellikle akciğerlerde yerleşmekte; ateş, öksürük, eklem ağrısı, halsizlik, iştahsızlık yapmakta; ilerleyen dönemlerde solunum sıkıntısı görülmektedir. Hastalığın kesin tanısı, test ile konmaktadır. Ancak yaşanan deneyimler hastanın genel durumu ve akciğer filmlerinin değerlendirmesi sonrasında da test sonucu çıkana kadar/ sonucunu beklemeden tedaviye başlamayı gerektirebilmektedir. Bulaşın engellenmesi/azaltılması için ellerin sabunla yıkanması, yüzeylerin ve yaşam alanlarının temizlenmesi ve ortamların havalandırılması gerekmektedir. Bunun yanında bireylerin egzersiz yapması, yeterli-dengeli beslenmesi, bol su içmesi ve dinlenmelerine dikkat etmeleri önerilmektedir. Yine bilindiği üzere hastalık kronik hastalığı ve vücut direnci düşük olan kişilerde ve yaşlılarda daha ağır seyretmektedir. Bu bilgiler ışığında: 1.Hastalığın bulaşma yolları, korunma önlemleri, belirtileri gibi konularda hapishanelerde görev yapan tüm personelin Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliği’nin duyuruları doğrultusunda bilgilendirilmesi, bu bilgilerin mümkünse sağlık veya eğitim profesyonelleri eşliğinde personel tarafından mahpuslarla paylaşılması çok önemlidir. 2. Hapishanelerde temizlik malzemeleri ücretsiz verilmeli, ortak yaşam alanlarının temizliği idare tarafından sağlanmalıdır. 3. Mahpusların yeterli-dengeli beslenmesinin sağlanması, her zamankinden çok önemlidir. 3 4. Yukarıda dikkat çekilen risk grubunda olanların, engelli, çocuklu, hamile mahpusların, kalabalık koğuşlar yerine kapasitesi ve hijyen koşulları uygun ortamlarda tutulması gerekmektedir. 5. Hapishane içine girecek kişiler uyması gereken kurallar ve alması gereken önlemler konusunda bilgilendirilmeli, mahpuslarla temas durumunda uygun ortam ve koruyucu malzemeler sağlanmalıdır. Aramalar sırasında da her iki tarafı koruyacak önlemlere dikkat edilmelidir. 6. Toplumdaki endişenin mahpuslar ve yakınları tarafından daha fazla hissedileceği açıktır. Tüm mahpusların koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerine erişimi ivedilikle sağlanmalıdır. Belirtilerin göründüğü kişilerin testlerinin hızlıca yapılması sağlanmalı, test sonucu çıkana kadar diğer mahpuslarla temas etmeyecek uygun ortamlara alınmalıdır. 7. Test sonucunun pozitif çıkması durumunda temaslılar için de hızlıca testler yapılmalı; bütün bunlar insan onuruna yakışır ve kişisel verilerin korunması ilkesine uygun olarak yürütülmelidir. 8. Hastanın yatarak tedavi edilmesi, hastanede izlenmesi ya da hastane dışında izole edilmesi gibi kararlar ancak Sağlık Kurumu başvurusu ve hekim değerlendirmesi ile verilecek tıbbi bir karardır. Bu nedenle koşulları da dikkate alındığında mahpusların sağlık kurumlarına ve hastanelere “tereddütsüz” götürülmeleri gerekmektedir. Transferlerin ring araçlarıyla değil; daha hijyenik ve sağlığa uygun araçlarla yapılması da sağlanmalıdır. IV. Yaşama Hakkının Gereği Olarak Mahpuslar Tahliye Edilmelidir Hapishaneler bilindiği üzere hapsedilen bireylerin tutuklu veya hükümlü olarak bulunduğu kapatılma alanlarıdır. COVID-19 gibi tehlikeli bir salgına karşı alınabilecek tedbirlere uyulması talebi önemli olmakla birlikte bunların son derece sınırlı olduğu açıktır. Burada asıl yapılması gereken uygulama, mahpusların ayrım gözetmeksizin tahliye edilmesidir. Değerlendirme ve çözüm önerilerimizi tutuklu mahpuslar ve hüküm giymiş mahpuslar için ayrı ayrı yapmak durumundayız. Çünkü tutuklu birey, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme ilamı olmaksızın koruma tedbiri uygulanması sonucu kapatılan kişiyi ifade eder. Tutuklama müessesesinde yetkili merci, soruşturma aşamasında hakimlik, kovuşturma aşamasında mahkemedir. V. Ceza İnfazında Mahpuslar Eşit Olmalı, Ayrımcılık Yapılmamalıdır Kamuoyunun yer yer gündemine ‘af tartışması’ olarak giren, salgın sebebiyle yeniden gündeme alınan fakat esasında teknik olarak af olarak da değerlendirilmeyecek, infaz yasasına ilişkin düzenlemeye değinmemiz gerekmektedir. Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile birtakım kanun değişiklikleri yapılması, TBMM ve kamuoyu gündemindedir. Söz konusu değişikliklere bakıldığında hükümlü mahpusların infaz sürelerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı görülmekte olup anayasa ve mevzuat yönünden değerlendirme yapmak gerekmektedir. Pandemi sürecinde öngörülen kanun teklifinin cezaevinde bulunan sayısının azaltılması bakımından bir çözüm olduğu belirtilebilinirse de, teklifin, kimi suç ve suç gruplarının kapsam dışı bırakılmasının bu kişilerin yaşam hakkını ihlal etmesinin muhtemel olduğu dikkatten kaçmamalıdır. Teklif edilen düzenleme bu hali ile eşitlik ilkesine aykırıdır ve ayrımcılık içermektedir. Yaşama hakkı, en temel haktır. Bu hak karşısında diğer haklar türev, ikincil haklar konumundadır. Diğer tüm hakların kullanımı ve varlığı bu hakka bağlıdır. Bu yönüyle yaşama hakkı mutlak bir haktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yaşama hakkı dokunulmaz haklar ya da hakların sert çekirdeğini oluşturmaktadır. Eğer mahpusların tahliyesi gerçekleşmez ve gerekli tedbirler alınmazsa çok kısa sürede virüsün yayılması ve özellikle kronik hastalıklara bağlı olarak ölümlerin gerçekleşmesi olasıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesi bakımından bir muameledeki farklılık, makul ve nesnel bir haklı nedene dayanmıyorsa, bu muamelenin meşru bir amacı bulunmuyorsa ve gerçekleştirilmek istenen amaç ile başvurulan yöntem arasında makul bir orantılılık ilişkisi yoksa ayrımcılık oluşmaktadır. Anılan değişiklik teklifinde makul ve nesnel bir neden içermediği gibi özellikle 3713 Sayılı TMK kapsamında cezalandırılmış mahpuslar açısından ayrımcılık içermektedir. Öte yandan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2. Maddesi ile infazda temel ilke belirlenmiştir. Buna göre, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır. Ayrımcılık içeren bu infaz düzenlemesi teklifinin kapsam dışında bırakılmış tüm mahpusların da kapsam alanına alınması gerekmekte olup aksi, hukuk devletinin gerekleri ile bağdaşmamaktadır. Öte yandan hapishanelerde çok sayıda tutuklu mahpusun bulunduğu ve ivedilikle tahliye edilmelerinin gerektiği unutulmamalıdır. Tutuklu mahpusların tahliyesi ancak mahkeme ve hakimlik kararları ile mümkün olabilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 13. Maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması ilişkin kriterler konulmuş olup, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanun’unda bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Tutuklamanın en ağır koruma tedbiri olması nedeniyle öncelikle çeşitli adli kontrol hükümlerine başvurulması ve bu hükümlerin işletilmesi gerekmektedir. Özellikle son yıllarda tutuklama kurumunun adeta cezalandırma aracı olarak uygulandığına şahitlik etmekteyiz. Ne T.C. Anayasası ne de Ceza Muhakemeleri Kanun’unda öngörülmüş kriterleri sağlayan, ölçüsüz ve orantısız bir şekilde verilen kararlar sonucunda bireylerin hürriyet hakkı başta gelmek üzere, adil yargılanma hakkı ellerinden alınmıştır. Yalnızca Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun doğru ve titiz bir şekilde uygulanması sonucunda dahi çok sayıda mahpusun tahliye olacağı açıktır. Önemle belirtmek gerekir ki tutuklu yargılanan mahpusların tahliyesi yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. Maddesinde düzenlenen ‘konutu terk etmemek’ şeklindeki adli kontrol hükmünün ve diğer seçenek tedbirlerin düşünülmesi gerekmektedir. Anılan tedbirin uygulama şekli 28578 Sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği‘nde düzenlenmiş olup düzenlemeye göre tedbir yükümlüsü birey elektronik kelepçe ilgili ünite vasıtasıyla eve hapsedilmiş olacaktır. Elbette bireyin özgür olması esas ise de özellikle COVID-19 salgını döneminde doğrudan serbest bırakılmayan şüpheli veya sanığın pandemiye karşı korunacağı şekilde tahliyesinin hukuken mümkün hatta yasal mevzuat gereği adli kontrol tedbiri sadece tutuklama nedenlerinin mevcut olması halinde verilebileceğinden esasen tutuklamanın gerekli görülmesi halinde adli kontrol tedbirleri ile değiştirilmesinin zaten zorunlu olduğuna dikkat çekmek isteriz. Bu bakımdan hukukçular ve insan hakları savunucuları olarak, yaşam hakkının mutlak bir hak olduğunu belirtir; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından haksız tutuklama sebebi ile defalarca ülke aleyhine verilen kararları ve ilkeleri hatırlatarak, tutuklamadan beklenen menfaatin adli kontrol ile sağlanabileceğini, tutuklamanın bir ceza politikası olarak uygulanmasına derhal son verilmesi gerektiğini dikkate sunarız. VI. Toplumsal Barışın Yolu Adaletten Geçer Yaşam hakkı en önemli temel haklardan biri ve hukuk devletinin temel değeridir. Bu hak olağanüstü hallerde bile içerdiği yükümlülüklerin askıya alınamayacağı az sayıdaki AİHS hükümlerinden biridir. Devletin yaşam hakkının korunması bakımından doğan sorumluluğu sadece Sözleşmedeki 2. maddenin 1. fıkrasında ifade edilen yaşamı kasten yok etme yasağı ile sınırlı değildir. Devlet aynı zamanda ihmalle ya da ağır kusurla insan yaşamının ihlal edilmesi riskine yönelik olarak caydırıcı etkiye sahip olacak etkin önlemler almakla da yükümlüdür. Devlet, AİHS ve Anayasa ile güvence altına alınan yaşama hakkını hapishanelerde bulunan mahsuplar bakımından da korumak, hapishanelerde pandeminin yayılması riskine karşı etkili çözüm mekanizmaları geliştirmek ve hapishanelerin felaket alanına dönüşmesine engel olmak yükümlülüğü altındadır. 1- COVID-19 bulaşıcı hastalığının hapishanelerde yayılmasını önlemek amacıyla hapishanelerde revir imkanlarının iyileştirilmesi, mahpuslara insan onuruna yaraşır sağlık hizmetinin sunulması ve hijyen ve dezenfeksiyon ürünlerine erişimin en üst düzeye çıkarılmasının sağlanmasına yönelik tedbirlerin derhal alınması gerekmektedir. 2- Halihazırda tutuklu olarak yargılanan mahpusların yaşama hakkı ve adil yargılanma gözetilmeli, ayrımcılık yapılmaksızın tüm tutukluların derhal tahliyesi sağlanmalıdır. Bununla birlikte, kadına ve çocuğa karşı şiddet suçlarından yargılanan tutukluların tahliyesi sağlanırken, bu kişilerin suç mağdurlarından uzak tutulması amacıyla 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hükümlerinin ve adli kontrol hükümlerinin titizlikle işletilmesi gerekmektedir. 3- Cezaevi koşullarından dolayı salgının yayılmasının engellenmesi imkansız olup, infaz Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifinin yaşam hakkı, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde yeniden düzenlenerek kapsam dışında tutulan tüm mahpusların kapsam altınına alınması sağlanmalıdır. Kamu ve kamuoyuna saygıyla duyurulur. Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV)
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 8
Özgürlükçü Hukuk Seminerlerimiz bu hafta Yrd. Doç. Dr. Serkan Köybaşı'nın sunumuyla devam edecektir.
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 7
9.12.2017 Özgürlükçü Hukuk Seminerlerimiz bu hafta Yrd. Doç. Dr. Alişan Çapan'ın sunumuyla devam edecektir.
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 6
Özgürlükçü Hukuk Seminerlerimiz bu hafta Av. Ercan Kanar'ın sunumuyla devam edecektir.
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 5
Özgürlükçü Hukuk Seminerlerimiz bu hafta Av. Ümit Altaş'ın sunumuyla devam edecektir.
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 4
Özgürlükçü Hukuk seminerleri bu hafta Yrd. Doç. Dr. Ülker Yükselbaba'nın sunumu ile devam etmektedir.
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 3
Özgürlükçü Hukuk Seminerlerimiz 3. haftasında Dr. Hülya Dinçer'in sunumu ile devam edecektir.
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 2
Özgürlükçü Hukuk Seminerlerimiz ikinci haftasında Av. Şiar Rişvanoğlu'nun sunumu ile devam etmektedir.
Detaylı İncele →Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 1
Özgürlükçü Hukuk Seminerleri 31 Ekim 2017 tarihinde Av. Halık İnanıcı'nın sunumu ile başlıyor.
Detaylı İncele →Mülteci Danışma Merkezi E-Bülteni Sayı 1 Çıktı
Mülteci Danışma Merkezi’nin ilk e-bülteni, Türkiye’de yaşayan mültecilerin haklara erişimi, karşılaştıkları yapısal zorluklar ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları görünür kılmak amacıyla yayımlandı. Bu sayı, merkezin sahadaki deneyimlerini, danışmanlık süreçlerinde tespit edilen ihtiyaçları ve yürütülen hak savunuculuğu faaliyetlerini kapsamlı bir şekilde paylaşarak, şeffaf ve sürdürülebilir bir iletişim ağı kurmayı hedeflemektedir. Bültenin bu ilk sayısında; hukuki danışmanlık başvurularından psikososyal destek taleplerine, eğitim hakkından temel hizmetlere erişim sorunlarına kadar geniş bir yelpazede elde edilen bulgular yer almaktadır. Merkez, özellikle kimliklendirme süreçlerindeki gecikmeler, çalışma iznine erişimde yaşanan güçlükler, sağlık hizmetlerine ulaşımda yaşanan engeller ve barınma sorunları gibi mültecilerin günlük yaşamlarını doğrudan etkileyen kritik alanlarda önemli izlenimler aktarmaktadır. Bu değerlendirmeler, hem sahadaki ihtiyaçların somutlaşmasına hem de çözüm odaklı politikaların şekillenmesine katkı sunmaktadır. Bülten aynı zamanda kadın mültecilerin karşılaştığı özgün riskleri, çocukların eğitim süreçlerinde yaşanan kopuklukları ve hassas grupların destek mekanizmalarına erişimdeki engelleri de mercek altına almaktadır. Saha ekiplerinin yürüttüğü birebir görüşmeler ve vaka takipleri, mülteci topluluklarının yalnızca hukuki değil; aynı zamanda sosyal, psikolojik ve ekonomik boyutlarıyla çok yönlü bir destek mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle merkez, danışan odaklı ve bütüncül yaklaşımını güçlendirmeyi sürdürmektedir. Bu sayıda ayrıca, ulusal ve uluslararası kurumlarla yapılan işbirlikleri, düzenlenen farkındalık etkinlikleri, eğitim programları ve yerel düzeyde geliştirilen dayanışma ağlarına ilişkin güncel bilgiler yer almaktadır. Bu çalışmalar, mültecilerin temel haklara erişimini kolaylaştırmayı ve toplumsal uyumu güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Bülten, özellikle saha temelli verilerin politika üretim süreçlerine dahil edilmesine önem vermekte; mülteci haklarının korunması için savunuculuk faaliyetlerinin artırılmasını hedeflemektedir. Mülteci Danışma Merkezi E-Bülteni’nin ilk sayısı, hem mülteci topluluklarına hem de alanda çalışan kurumlara yönelik önemli bir bilgi paylaşım aracı olarak tasarlanmıştır. Bültenin düzenli olarak yayımlanması, hem saha verilerinin güncel kalmasını sağlayacak hem de mülteci hakları alanında çalışan aktörlerin koordinasyonunu güçlendirecektir. Bu ilk sayı, daha adil ve erişilebilir bir hak sistemi için atılan önemli bir adım olma niteliği taşımaktadır.
Detaylı İncele →Mülteci Danışma Merkezi E-Bülteni Sayı 2 Çıktı
Mülteci Danışma Merkezi E-Bülteni’nin ikinci sayısı, bir önceki bültende ortaya konan temel ihtiyaç ve gözlemleri daha da derinleştirerek, sahadaki değişen dinamikleri ve mülteci topluluklarının karşılaştığı güncel zorlukları mercek altına almaktadır. Bu sayı, hem bireysel başvuruların analizi hem de saha ekiplerinin izleme faaliyetlerinden elde edilen verilerle, Türkiye’de yaşayan mültecilerin haklara erişimindeki boşlukları görünür kılmayı amaçlamaktadır. E-bülten, merkez ile politika yapıcılar, destek kuruluşları ve kamuoyu arasında düzenli ve güvenilir bir bilgi akışı sağlamayı hedeflemektedir. Bu sayı, özellikle son dönemde artan idari başvuru gecikmeleri, koruma statüsü işlemlerinde yaşanan belirsizlikler ve temel hizmetlere erişimde karşılaşılan yapısal engeller üzerine yoğunlaşmaktadır. Danışma merkezine ulaşan başvurular; kimlik yenileme sorunları, çalışma izninin reddi veya gecikmesi, kira artışları nedeniyle barınma krizi ve sağlık hizmetlerinde kayıt dışı kalmanın yarattığı risklerin sürdüğünü göstermektedir. Bu bulgular, hem mülteci bireylerin hem de kırılgan grupların yaşam koşullarının korunması için daha güçlü bir sosyal politika çerçevesine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Kadın, çocuk ve engelli mültecilerin durumuna ilişkin özel bir bölüm ise, kırılgan gruplara yönelik risklerin çeşitlendiğini göstermektedir. Şiddet ve istismar bildirimlerindeki artış, çocukların eğitim süreçlerindeki devamsızlık oranları ve engelli bireylerin hizmetlere erişimde yaşadığı çoklu engeller, bültenin öne çıkan temaları arasında yer almaktadır. Merkezin saha ekipleri tarafından yürütülen vaka takibi ve psiko-sosyal danışmanlık hizmetleri, bu gruplara yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesine dair önemli içgörüler sunmaktadır. Bu sayıda ayrıca yerel yönetimlerle yürütülen koordinasyon toplantıları, topluluk temelli bilgilendirme oturumları ve mülteci topluluklarıyla kurulan dayanışma ağlarına dair güncel bilgiler paylaşılmaktadır. Eğitimler, hukuki bilgilendirme seminerleri ve sosyal uyum çalışmaları, saha ile politika üretimi arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli faaliyetler olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmalar, yalnızca bireysel destek sağlamayı değil, aynı zamanda mülteci haklarının korunması için kurumsal kapasiteyi artırmayı hedeflemektedir. Mülteci Danışma Merkezi E-Bülteni’nin ikinci sayısı, sahaya dayalı veri analizleri, gözlemler ve çözüm önerileriyle hem mülteci haklarının korunmasına yönelik tartışmaları beslemekte hem de alanda çalışan kuruluşlar için önemli bir referans oluşturmaktadır. Düzenli yayımlanan bültenler sayesinde, hem mülteci topluluklarının görünürlüğü artmakta hem de hak temelli yaklaşımın güçlendirilmesi için gerekli savunuculuk pratikleri desteklenmektedir.
Detaylı İncele →Mülteci Danışma Merkezi E-Bülteni Sayı 3 Çıktı
Mülteci Danışma Merkezi’nin üçüncü e-bülteni yayımlandı ve sahadaki güncel gelişmeler, yeni eğilimler ve derinleşen ihtiyaçlara dair önemli veriler içeriyor. Bu sayı, mülteci topluluklarının gündelik yaşamda karşılaştığı engellerin yanı sıra, idari süreçlerde ortaya çıkan yeni uygulamaları ve yerel düzeyde değişen sosyal dinamikleri kapsamlı bir biçimde değerlendirmektedir. Merkez, bu bültenle birlikte yalnızca bilgilendirme sağlamayı değil, aynı zamanda hak temelli savunuculuk çalışmalarının güçlendirilmesine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Son aylarda artan başvurular, özellikle barınma krizi, kira artışları, iş bulma güçlükleri ve kayıt dışı çalışmanın yarattığı risklerin daha da görünür hale geldiğini göstermektedir. Bu sayı, mültecilerin hem ekonomik koşullar hem de idari düzenlemelerdeki değişiklikler nedeniyle daha kırılgan hale geldiğini vurgulamaktadır. Çalışma izni süreçlerinde yaşanan aksaklıklar, ikamet ve kimlik yenileme başvurularındaki yoğunluk, sağlık hizmetlerine erişimdeki bürokratik engeller ve sosyal yardımlardaki belirsizlikler merkez raporlamasının öne çıkan bulgularındandır. Bültenin bu sayısında, özellikle genç mülteciler ve yalnız refakatsiz çocuklar konusunda özel bir bölüm yer almakta; eğitimden kopuş oranlarındaki artış, dil bariyerinin yarattığı uzun vadeli riskler ve psikososyal destek ihtiyacının aciliyeti ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Kadın mülteciler için ise hem istihdam alanındaki dışlanma hem de artan şiddet vakaları nedeniyle güvenlik ve haklara erişim konularında daha çok yönlü destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğu tespit edilmektedir. Bu bulgular, kırılgan gruplar için farklılaştırılmış ve sürekliliği olan hizmet modellerine duyulan ihtiyacı açıkça göstermektedir. Bu sayıda ayrıca yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve topluluk temelli gruplarla yürütülen işbirliklerine ilişkin güncel gelişmelere yer verilmektedir. Düzenlenen eğitimler, topluluk toplantıları, bilgilendirme oturumları ve saha ziyaretleri mülteci bireylerin hak farkındalığını artırmakla kalmayıp, toplumsal uyum ve dayanışma mekanizmalarını da güçlendirmektedir. Merkez, bu sayıyla birlikte saha verilerinin politika geliştirme süreçlerinde etkin biçimde kullanılmasını hedeflediğini bir kez daha vurgulamaktadır. Mülteci Danışma Merkezi E-Bülteni'nin üçüncü sayısı, yalnızca mevcut sorunların tespitini değil, aynı zamanda çözüm odaklı değerlendirmeleri ve politika önerilerini de içeren kapsamlı bir raporlama niteliği taşımaktadır. Düzenli yayımlanan bültenler, mülteci topluluklarının görünürlüğünü artırarak hem kamuoyu bilgilendirmesi hem de hak temelli savunuculuk açısından kritik bir rol üstlenmektedir. Bu sayı da önceki sayılar gibi, dayanışmayı güçlendiren, bilgiye erişimi artıran ve yapısal sorunlara dikkat çeken önemli bir kaynak oluşturuyor.
Detaylı İncele →TOHAV 11. Genel Kurul
Vakfımızın Olağan 11. Genel Kurulu 28 Ocak 2017’de üyelerimizin katılmasıla gerçekleşti.
Detaylı İncele →Hukuki Ve Psiko-Sosyal Kapasitemizi Birlikte Güçlendirelim!
Hak temelli çalışmaların etkili olabilmesi, yalnızca hukuki bilgi ve mekanizmalarla sınırlı değildir; aynı zamanda bireylerin psikososyal ihtiyaçlarına duyarlı, bütüncül bir yaklaşımı da gerektirir. Bu nedenle hukuki destek ile psikososyal desteğin birbirini tamamladığı bir yapı oluşturmak, hem bireylerin güçlenmesine hem de toplumsal dayanışmanın artmasına doğrudan katkı sağlar. Bu anlayışla yola çıkan merkezimiz, çalışmalarını disiplinler arası işbirliğiyle güçlendirmeyi hedeflemektedir. Hem mülteci toplulukları hem de hak ihlallerine maruz kalan bireylerle yürütülen saha çalışmalarında görüyoruz ki hukuki süreçlerde yaşanan zorluklar çoğu zaman psikolojik dayanıklılığı da etkiliyor; aynı şekilde psikososyal güçlükler de hukuki haklara erişimi zorlaştırabiliyor. Bu nedenle, bireylerin adalet mekanizmalarına erişimini güçlendirmek için psikososyal destek süreçlerinin de etkili biçimde yürütülmesi önem taşıyor. Hukukçular, psikologlar, sosyal çalışmacılar ve saha uzmanlarının ortak çalışması, bu bütüncül yaklaşımın temelini oluşturuyor. Dayanışma temelli bu yaklaşım, yalnızca bireysel başvuruların çözümüne katkı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda kurumlar arası iletişim, savunuculuk faaliyetleri ve politika önerileri açısından da güçlü bir etki yaratıyor. Çok yönlü veri analizi ve saha geri bildirimleri, hem yasal düzenlemelerde hem de sosyal hizmetler alanında daha etkili ve kapsayıcı politikaların şekillenmesini sağlıyor. Bu nedenle kapasitemizi birlikte geliştirmek, hem bireylerin yaşam koşullarını iyileştirmek hem de kurumsal dönüşümü desteklemek için kritik bir adımdır. Merkezimiz, hukuki destek ve psikososyal danışmanlık hizmetlerini bir araya getirerek daha erişilebilir, daha duyarlı ve daha sürdürülebilir bir hizmet modeli oluşturmayı amaçlıyor. Eğitim programları, vaka değerlendirme toplantıları, kurumlar arası koordinasyon çalışmaları ve topluluk temelli etkinlikler aracılığıyla hem profesyonellerin kapasitesini artırmayı hem de hizmet alan bireylerin güçlenmesini destekliyoruz. Bu yaklaşım, uzun vadede hem toplumsal refah hem de hak temelli çalışma kültürü açısından önemli bir katkı sağlar. Hep birlikte geliştireceğimiz bu kapasite; daha güçlü bir dayanışma ağı, daha etkili bir savunuculuk zemini ve daha adil bir toplum için vazgeçilmezdir. Hukuki ve psiko-sosyal güçlenmeyi birleştiren bu bütüncül yaklaşımı yaygınlaştırmak için sizinle birlikte çalışmaktan mutluluk duyuyoruz.
Detaylı İncele →İşkencenin Önlenmesinde Aktif Sivil Toplum
Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı tarafından yürütülen “İşkencenin Önlenmesi’nde Aktif Sivil Toplum Projesi” kapsamında düzenlenen eğitim seminerlerinin dördüncüsü 04-05- Mayıs 2013 tarihlerinde Adana Barosu’nun katkılarıyla Adana Baro Tesislerinde yapılacaktır. Program: ADRES: ADANA Baro Tesisleri Süleyman Demirel Blv. Kurttepe Mevkii Çukurova ADANA 4 Mayıs 2013 9.00 – 9.30 Kayıt 9.30 – 10.00 Açılış konuşması – TOHAV & ADANA Barosu, 10.00–10.45 Uluslararası Hukuktaki Düzenlemeler Işığında İşkence ve Kötü Muamele Yrd. Doç. Devrim Aydın, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi İçerik: CPT, AİHS, Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Diğer Uluslararası Organlar Tarafından İşkenceye İlişkin Belirlenmiş Standartlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında İşkence Yasağı. 10.45–11.15 Türk Ceza Kanunu’nda İşkence Suçu ve Kovuşturma Usulü Yrd. Doç. Devrim Aydın, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi İçerik: Suçla Korunan Hukuki Yarar, Suçun Yapısal Unsurları, Hukuka Aykırılık Unsuru, Suça Tesir Eden Nedenler, Doğrudan Cumhuriyet Savcılığı Tarafından Yürütülen Soruşturma, Derhal, Bağımsız, Tarafsız ve Etkili Bir Soruşturma Yürütme Zorunluluğu. 11.15-11.30 ÇAY-KAHVE ARASI 11.30–12.15 İşkencenin Önlenebilmesi Bakımından Sanık Hakları ve Usul Güvenceleri Av. Gülizar Tuncer, İstanbul Barosu İçerik: PRATİK ÇALIŞMA- Gözaltında Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkı, Muayene Edilme Hakkı, Habeas Corpus, Susma Hakkı, İşkence İle Elde Edilen Delillerin Yasak Delil Olarak Kabul Edilmesi vd. 12.30-14.00 ÖĞLE YEMEĞİ 14.00–14.45 İşkencenin Belgelenmesi ve Tıbbi Raporlama I Prof. Dr. Ümit Biçer, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi İçerik: Adli Tıp Kurumu Kanunu, CMK, İstanbul Protokolü Uyarınca Mağdurla Görüşme, Muayene ve Ruhsal Değerlendirme Esasları, İşkence Türlerine Göre Tıbbi Bulgular, Bulguların Yorumu, Belgeleme ve Rapor Yazma 14.45-15.00 ÇAY-KAHVE ARASI 15.00-15.45 İşkencenin Belgelenmesi ve Tıbbi Raporlama II Prof. Dr. Ümit Biçer, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi İçerik: Minnesota Otopsi Protokolü Uyarınca Olay Yeri İncelemeleri ve Otopside Göz Önünde Bulundurulması Gereken Genel Kurallar, Otopsi İç Muayene- Otopsi Dış Muayene, Otopsi Raporunun Yazılması. 15.45- 16.00 ÇAY KAHVE ARASI 16.00 – 16.45 – Mağdurla Görüşme Teknikleri I Av. Gülizar Tuncer, İstanbul Barosu İçerik: Mağdurun Bulunduğu Ortam, Yaş Ve Cinsiyetine Göre Müdahale Yöntem Ve Teknikleri, Sorulması Gereken Sorular, Gözlem, Mağdurun Teşhisi, Faillerin Tespiti, Alıkonulma Koşullarının Tespitine İlişkin İlkeler 16.45- 17.00 ÇAY KAHVE ARASI 17.00- 17.45 Mağdurla Görüşme Teknikleri II Av. Gülizar Tuncer, İstanbul Barosu İçerik: İşkencenin Hukuksal Rapor Edilmesine İlişkin İlkelerin Bir Örnek Olay Çerçevesinde Değerlendirilmesi. AKŞAM YEMEĞİ – 5 Mayıs 2013 10.00–10.45 Ulusal ve Uluslararası Önleme ve Başvuru Mekanizmaları, OPCAT Yrd. Doç. Günal Kurşun, Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi & İnsan Hakları Gündemi Derneği İçerik: Seçmeli Protokol Nedir? Kimler Kabul Edebilir? Neden Gereklidir? Ziyaretçi Organların Oluşumu, Ziyaretlerin Rolü, Ziyaretlerin Yapılacağı Yerler, Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanununun OPCAT Bağlamında Analizi. 10.45- 11.00 ÇAY KAHVE ARASI 11.00-11.45 Türkiye’de İşkencenin Görünümü Yrd. Doç. Günal Kurşun, Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi & İnsan Hakları Gündemi Derneği İçerik: Geçmişte işkence pratikleri, günümüzde işkence pratikleri, yaygın ve sistematik işkence ile mücadelede alınan mesafe, açık tartışma. 11.45-12.15 Belgesel film gösterimi İşkenceyi Gördük / We Have Seen Torture, TOHAV – Asi Film ortak yapımı Yön: Cenk Örtülü & Zeynel Koç Türkiye / 2012 / Renkli / 30´ / Türkçe; İngilizce altyazılı 12.15 – 12.30 Kapanış ve Sertikaların verilmesi Sertifika almak isteyen katılımcıların tüm oturumlara katılması zorunludur.
Detaylı İncele →Toplum Ve Hukuk Dergisi 23. Sayı Çıktı
Merhaba, Uzun bir aradan sonra Toplum ve Hukuk dergimizin yeni sayısı ile yine karşınızdayız. Bir takım zorunlu nedenlerden dolayı bir süre ara vermek durumunda kaldık. Türkiye’de dergi çıkarmak, böyle bir işe kalkışmak birçok zorluğu göze almak demektir. Her şeye rağmen Toplum ve Hukuk dergisinin yayın hayatına devam etmesi için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Elinizdeki yeni sayımızda yine ülke gündemindeki önemli konuları değerlendiren ve faydalı olacağını düşündüğümüz makaleler ve yine daha önceki sayılarımızda olduğu gibi ilginizi çekeceğini düşündüğümüz 2 tane AİHM kararı yer almaktadır. Anadilde savunma yakın zamana kadar Türkiye’nin en önemli gündemleri arasında yer almaktaydı. Özellikle KCK davalarında sanıkların Kürtçe savunma talepleri mahkemeler tarafından CMK 202. madde gerekçe gösterilerek reddedilmekte ve bu durum beraberinde sanıkların savunma hakkından mahrum kalmalarına neden olmakta idi. Nihayetinde hükümet tarafından CMK 202. maddede değişiklik yapılmış ve bu sorun kısmen aşılmıştır. Av. Feyzi Çelik “Anadilde Savunmaya Hukuk Felsefesi Açısından Bir Bakış ve CMK 202. Madde Değişikliği” başlıklı makalesinde bu meseleyi etraflıca irdelemiştir. 7 Haziran 2012 tarihinde önemli bir kanun (Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu) TBMM’de kabul edilmiş ve 21 Haziran 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. İşkencenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi’ne ek Seçmeli Protokol kapsamında işkencenin önlenmesi amacıyla bu kanun ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu kurulmuştur. Bu kurumun kuruluş süreci ile ilgili bilgiyi Av. Ezgi Şahin’in makalesinde bulabilirsiniz. Bilindiği gibi Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu 04.04.2013 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş ve 11.04.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Düzenli ve düzensiz göçmenler için artık bir hedef ülke haline gelen Türkiye’de iltica, göç, yabancıların durumu önemli bir meseledir. Buna ilişkin önemli düzenlemeler içeren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu dergimizin bu sayısında Av. Meryem Kavak tarafından değerlendirilmiştir. 07.02.2013 tarihinde Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanun TBMM’de kabul edildi. Bu yasa Türkiye kamuoyunda çokça tartışılmış ve birçok kesim tarafından eleştirilmiştir. Dergimizin bu sayısında Av. Mahmut Taşçı tarafından Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun irdelenmiştir. Kamuoyunda 4. Yargı Paketi olarak bilinen İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 11.04.2013 tarihinde kabul edilerek yasalaştı. Bu kanun ile birlikte birçok kanunda bazı önemli değişiklikler yapıldı. Av. Gülizar Tuncer dergimizin bu sayısında yer alan makalesinde özellikle Terörle Mücadele Kanunu ve TCK’da yapılan değişiklikleri mercek altına almıştır. Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle…
Detaylı İncele →Mülteciler İçin Sahne Alacaklar
Kardeş Türküler, Cavit Mürteza, Luxus, Cümbüş Cemaat, Enzo Ikah gibi müzisyenler mültecilere ve sığınmacılara tıbbi destek sağlamak, yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekmek amacıyla Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) tarafından organize edilecek dayanışma konserinde bir araya gelecek. Konser, 29 Haziran Cumartesi günü, Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. 1994 yılında kurulan, 2009 yılından bu yana da mültecilerin ve sığınmacıların temel ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yapan Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), 62’ince kez gerçekleştirilecek Dünya Mülteciler Günü’nde, mültecilere ve sığınmacılara tıbbi destek sağlamak, yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekmek amacıyla bir dayanışma konseri organize edecek. Mültecilere ve sığınmacılara, imkanlar dahilinde, tıbbi ve hukuki destek sunan TOHAV’ın Uluslararası Dünya Mülteciler Günü Özel Konseri’nde Kardeş Türküler, Cavit Mürteza, Luxus, Cümbüş Cemaat ve Kongolu Müzisyen Enzo Ikah sahne alacak. Türkiye’nin, korku ve belirsizlik içinde ülkelerini terk eden sığınmacılar için güvenli bir liman olmasını hedefleyen TOHAV’ın konseri, 29 Haziran Cumartesi günü, Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Geliri mülteci ve sığınmacılara tıbbi destek sağlamak üzere kullanılacak konserin biletleri biletix ve TOHAV’dan temin edilebilir. Tarih: 29 Haziran 2013 Yer: Şişli Kent Kültür Merkezi Saat: 19:00
Detaylı İncele →15-16 Haziran Yerel Yönetimler Konferansı
Bilindiği üzere Türkiye “Barış Süreci” veya “Çözüm Süreci” olarak adlandırılan önemli bir süreçten geçmektedir. Bu sürecin başarıya ulaşması sosyal, siyasal, hukuki birçok sorunun tartışılması ve nihayetinde çözüme kavuşturulması ile mümkün olacaktır. Bu doğrultuda Türkiye’de “Yerel Yönetimler” meselesi önemli ve tartışılması gerekilen bir meseledir. Gelinen aşamada Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne kadar uygulanan aşırı merkeziyetçi sistemden vazgeçilerek, güçlü ve özerk yerel yönetimlerin oluşturulması gerekliliği birçok kesim tarafından dile getirilmektedir. Artık “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”nın çağın gerisinde kaldığı ve ihtiyaca cevap vermekten uzak olduğu tartışmaları yapılıyorken, Türkiye’nin bunun dahi gerisinde olması Türkiye demokrasisi açısından vahim bir durumdur. Türkiye’de demokrasinin gelişimi, insan hakları standartlarının yükseltilmesi ve bu tartışmalara katkı sunmak amacıyla TOHAV (Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı), Van Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, MAF-DAD (Uluslarararası Hukuk ve Demokrasi Derneği) ve SAMER (Sosyal ve Siyasal Araştırmalar Merkezi ), “Yerel Yönetimler” konulu bir konferans organize etmiştir. Söz konusu konferans 15-16 Haziran 2013 tarihlerinde Van Merit Şahmaran Otel’de yapılacaktır. Konferans;Demokrasi ve Yerel Özerklik Tartışmaları, Dünyada ve Türkiye’de Yerel Yönetim Deneyimleri, AB Uyum Sürecinde Türkiye’de Yerel Yönetimler, Türkiye’de Ulus-Devlet ve Yeniden Yapılanma Sorunları, Alternatif Ekonomiler ve Yerel Yönetimler, Yerel Yönetimlerde Kadınların Siyasi Temsili, Yerel ve Bölgesel Yönetimin Temel Esasları- Yeni Anayasa Yapım Sürecinde Neler öneriliyor? Yeni Yaklaşım ve Hedefler konulu toplam 7 oturumdan oluşacaktır. 15 Haziran 2013 Cumartesi günü 09.00’da başlayacak konferansta, Van Büyükşehir belediye Başkanı Bekir Kaya, TOHAV Genel Başkanı Hakan Gündüz, MAF-DAD Yönetim Kurulu’ndan Prof. Dr Norman PAECH birer konuşma yapacaklardır. KONFERANS PROGRAMI Konferans ilk gün beş oturum olmak üzere yedi oturumda düzenlenecektir. Oturumlar ve ele alınması beklenen temalar aşağıda detaylandırılmıştır. Konferans Dili: Türkçe ve İngilizcedir. Kayıt (9.00 – 9.30) Açılış Konuşmaları (09.30–10.00) Av. Hakan GÜNDÜZ (TOHAV Genel Başkanı) Prof. Dr Norman PAECH, (MAF-DAD Yönetim Kurulu Üyesi) Av. Bekir KAYA (Van Büyükşehir Belediye Başkanı) I. Oturum: “Demokrasi ve yerel özerklik tartışmaları”(10.00–11.00) Oturum Başkanı: Av. Murat Timur Van Barosu Başkanı Doğrudan ve Temsili Demokrasi, Katılımcı Demokrasi ve Yerel Meclisler Av. Ercan Kanar İstanbul Barosu, Hukukçu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Dr. Cemal Salman İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi/Kentleşme ve Çevre Sorunları ABD Demokrasilerde ‘Yerel Yönetim Seçenekleri’ ve Demokratik Özerklik Prof. Dr Norman PAECH Almanya Eski Sol Parti Milletvekili ve BM Hukuku Uzmanı Kahve Arası (11.15–11.30) II. Oturum: “Dünyada ve Türkiye’de Yerel Yönetim Deneyimleri”(11.30–13.00) Oturum Başkanı: Av. Bekir Kaya Van Büyükşehir Belediye Başkanı Latin Amerika Deneyimleri Metin Yeğin Uluslararası İnsan Hakları Gözlemcisi-Aktivist Demokratik Özerklik ve Katalonya Deneyimi Vicent Partal Gazeteci-Vilaweb’in Kurucusu Diyarbakır Deneyimi Osman Baydemir Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Öğle Yemeği (13:00-14:00) III. Oturum: “AB Uyum Sürecinde Türkiye’de Yerel Yönetimler” (14.00–14.45) Oturum Başkanı: Yrd. Doç. Dr. Bülent küçük Boğaziçi Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Türkiye’de AB Giriş Sürecine Bağlı Olarak Yerel Yönetimlerin Yapılandırılması Prof.Dr. Mehmet Altan İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, İktisat politikası Anabilim dalı Öğretim Üyesi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Türkiye’ye Yansımaları, Türkiye’nin Çekinceleri Doç. Dr. Cengiz Aktar Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi-AB Bölümü Öğretim Üyesi Kahve Arası (14.45–15.00) IV. Oturum: “Türkiye’de Ulus-Devlet ve Yeniden Yapılanma Sorunları” (15.00–16.15) Oturum Başkanı: Welat ay SAMER Genel Kordinatarü Türkiye’de Ulus Devlet ve Merkeziyetçilik Mustafa Sönmez Ekonomist Türkiye’de Yerel Yönetim –Merkezi Yönetim İlişkisi Demir Çelik Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Yerel Yönetimler ve Ekoloji Komisyonu Eş başkan Yardımcısı Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Özerkliğine İlişkin Tartışmalar ve Sorunlar Prof.Dr. Mesut Yeğen İstanbul Şehir Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kahve Arası (16.15–16.30) V. Oturum: “Alternatif ekonomiler ve Yerel Yönetimler” (16.30–17.45) Oturum Başkanı: Doç.Dr. Abdullah Karatay İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi Sosyal politika ve Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Yerel Yönetimlerden Hizmet Taleplerinin Sınıfsal Altyapısı: Diyarbakır Örneği Mım Sertaç Tümtaş SAMER Akademik Danışma Kurulu Üyesi Demokratik Özerkliğin İktisadi Modeli Nedir ve Nasıl İnşa Edilebilir? Doç.Dr. Yahya Mete Ma
Detaylı İncele →Kamuoyunun Dikkatine
İnsan hakları alanında çalışan kurumlar olarak Taksim Gezi Parkında yaşanan saldırılarla başlayıp tüm ülkeye yayılan, otoriter polis devleti uygulamalarını, insan hak ve özgürlüklerine dönük saldırıları başından beri takip ediyoruz. İnsani, hukuki, tıbbi destek ve bu saldırıların belgelenmesi çalışmalarını sürdürüyoruz. Ortak çalışmamız sonunda, bu süreçte İstanbul’da meydana gelen olaylarda yaralanmalar, ölüm olayları, toplu gözaltılar ve yapılan hak ihlallerinin tamamını bir basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaşacağız. Konuyu bilginize sunar, gerekli katılımı göstermenizi umarız. Çalışmalarınızda başarılar dileriz. İHD İst Şubesi Türkiye İnsan Hakları Vakfı ÇHD İst Şubesi Özgürlükçü Hukukçular TOHAV Tarih : 8 Haziran 2013-Cumartesi Saat : 13.00 Yer : Taksim Gezi Parkı Merdivenler
Detaylı İncele →Haber Merkezinin Dikkatine
Siyah giy, mumunu, karanfilini al ve gel … SİYAH SESSİZ ETKİNLİK TAKSİM – GEZİ -İŞKENCE GÖRENLER –YAŞAMINI YİTİRENLER İÇİN … Taksim Gezi parkı süreci ile başlayan işkence, kötü muamele, aşırı güç kullanımı, plastik mermi, gaz bombası ve Toma saldırıları nedeniyle binlerce kişi yaralanmış ve bu saldırılarda yaşamını yitirenler olmuştur. Bu yıl 26 Haziran Dünya İşkence görenlerle dayanışma günü nedeniyle bu kişilerin anısına bir etkinlik düzenlenecektir. Konuyu bilginize sunar, gerekli katılımı göstermenizi dileriz. TİHV İst.Temsilciliği İ H D İstanbul Şubesi TOHAV Özgülükçü Hukukçular Derneği Tarih: 26.06.2013(çarşamba) Saat : 18.00 Yer : Taksim Tramvay Durağı
Detaylı İncele →Türkiye'de Ve Dünyada Seçim Sistemleri
DAVETİYE: TÜRKİYE’DE ve DÜNYADA SEÇİM SİSTEMLERİ 9 Kasım 2013 Cezayir Toplantı Salonu Hayriye Caddesi No:12, Galatasaray, Beyoğlu-İstanbul Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) ve Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER) tarafından İstanbul’da “Türkiye’de ve Dünyada Seçim Sistemleri” konulu bir panel düzenlenmektedir. Katılımınız bizi mutlu edecektir. Panel Program ve Afişi ekte bulabilirsiniz. TÜRKİYE’DE ve DÜNYADA SEÇİM SİSTEMLERİ PANEL PROGRAMI 9 Kasım 2013 CEZAYİR TOPLANTI SALONU Kayıt (12.00 – 12: 30) Açılış Konuşmaları (12.30–13.00) Av. Hakan Gündüz (TOHAV Yönetim Kurulu Bşk.) Welat Ay (SAMER) I. Oturum: Kavramsal Çerçeve ve Dünya Deneyimleri (13.00–14.15) Moderatör: Prof. Dr. Nükhet Sirman (Boğaziçi Üniversitesi) Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, (İstanbul Bilgi Üniversitesi ) Andrew Finkel, Gazeteci Kahve Arası (14.15–14.30) II. Oturum: Türkiye’de Seçim Sistemi ve Siyasi Partilerin Yaklaşımları (14.30–15.45) Moderatör: Av. Hakan Gündüz (TOHAV Yönetim Kurulu Bşk.) Atilla Kart (CHP Konya Milletvekili ) Galip Ensarioğlu (AKP Diyarbakır Milletvekili ) Hasip Kaplan (BDP Şırnak Milletvekili) 15:45-16.00 Çay kahve arası III. Oturum: Demokratikleşme Paketinde Önerilen Seçim Sistemleri ve Yansımaları (16.00–17.15) Moderatör: Yrd. Doç.Dr. Bülent Küçük ( Boğaziçi Üniversitesi) Tarhan Erdem, (Konda Araştırma Şirketi) Prof. Dr. Mithat Sancar, (Ankara Üniversitesi) Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, (Bahçeşehir Üniversitesi) IV. Oturum: “Oturum Konuları Üzerine Tartışmalar ve Kapanış (17.15–17.45) Moderatör: Welat Ay (SAMER) Kapanış Kokteyli (17.45 -18.30)
Detaylı İncele →İnsan Hakları Savunucularına Çağrı
Sayın İlgili; Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı ve KAOS-GL olarak insan hakları savunucularının güçlendirilmesine dönük bir çalışma başlatmış bulunmaktayız. Temel amacımız, insan hakları savunucularının psiko-sosyal ve hukuki kapasitelerini güçlendirmektir. Bu amaçla gerçekleştireceğimiz faaliyetlerden biri de “insan hakları savunucularına psiko-sosyal destek” sunmak. Bu çalışma kapsamında, tükenmişlik sendromu ve ikincil travmanın, sosyal destek yöntemleriyle hafifletilmesini ve travma ile baş etme yöntemleri hakkında farkındalık yaratılmasını hedeflemekteyiz. Kısaca özetlemek gerekirse; travma mağdurlarının anlattıkları sonucunda yaşananlara şahit olma, onlarda gördükleri travmatik izlerden ötürü ikincil travmaya uğrama, en sık “yardım edenler“ diye adlandırılan grupta görülmektedir. Gönüllünün/çalışanın ikincil travmaya uğraması; sürece, iş yoğunluğuna ve kendi özel yatkınlığına bağlıdır. İnsan hakları alanında çalışan gönüllü, profesyonel ve aktivistlerin, mağdurlara yardım etme sürecinde tanıklıklarına bağlı olarak ikincil travmaya maruz kalmaları ve yanı sıra tükenmişlik duyguları yaşamaları sıklıkla karşılaşılan durumlardandır. Genellikle mağdur gruplarla çalışan insan hakları savunucularının, aktivistlerin kendi kişisel kaynaklarını/sosyal ilişkilerini ve/veya profesyonel destek mekanizmalarını devreye sokmadıkları/sokamadıkları durumlarda ortaya çıkan ve birbirini izleyen bu durumlar, ciddi sorunları beraberinde getirebilir. Sözü edilen olumsuz sonuçların oluşmasını önlemek, onarıcı müdahalelerde bulunabilmek grup psikoterapisi ile mümkün olabilmektedir. Birçok başka durumda olduğu gibi travma tedavisinde/rehabilitasyonunda grupla çalışmak çok daha iyi sonuçlar verebilir. Grup sayesinde kişi yalnız olmadığını, benzer zorlanmaları, sıkıntıları, baş edememe durumunu sadece kendisinin yaşamadığını görme şansına sahip olur. Farklı baş etme becerilerini görme, örnek alma ve örnek olma deneyimlerini yaşar. Değişik teknikler aracılığı ile sözel ve sözel olmayan ifade kanalları açılır, gruptaki tanıklıklar ve grubun desteği ile aynı zamanda iyileşme imkânı ortaya çıkar. Bu amaçla Eylül 2015 tarihinden itibaren TOHAV adresinde bulunan Travma Rehabilitasyon Merkezi’nde grup psikoterapisi için gruplar oluşturulacaktır. İlk grup, çalışmalarına Ekim ayı itibariyle başlayacak olup haftada bir olmak üzere 5 oturum yapılacaktır. Yöntem olarak psikodrama, dans ve hareket terapisi ve film terapisinin kullanılacağı grup psikoterapilerimize katılmanızı bekleriz. Saygılarımızla. TOHAV- KAOS-GL Kayıt ve detaylı bilgi için: 0 212 293 47 70-71 (TOHAV) tohav@mynet.com 05321726909
Detaylı İncele →Kürt Sorununun Barışçıl ve Demokratik Çözümü Üzerine
Kürt Sorununun Barışçıl ve Demokratik Çözümü Üzerine Türkiye, Kürt Sorununa ilişkin tarihsel bir dönüm noktasının eşiğindedir. Son yıllarda yaşanan siyasal gelişmeler ve bölgesel dinamikler, yalnızca çatışmalı geçmişin değil, barış ve demokratik çözüm arayışlarının da yeniden tartışıldığı bir dönemi beraberinde getirmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 tarihinde Meclis Grup Toplantısı’nda “Abdullah Öcalan’a umut hakkı tanınmalı, Meclis’e gelsin, konuşsun” şeklindeki açıklaması, uzun süredir bastırılan barış söyleminin siyasal alanda yeniden gündeme gelebileceğine dair önemli bir işaretti. Bu açıklama sonrası atılan bir dizi adımın ardından Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde kamuoyuna duyurulan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” izledi. Bu çağrı, yalnızca bir çatışmasızlık önerisi değil; aynı zamanda demokratik bir çözüm zemininin inşası için ciddi bir irade beyanıydı. Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrasında 5–7 Mayıs 2025 tarihlerinde yapılan PKK’nin 12. Kongresi, örgütün silahlı mücadeleye son vererek demokratik siyaseti esas alan bir mücadele hattına geçtiğini ilan ettiği önemli bir dönüm noktası oldu. 11 Temmuz 2025 tarihinde düzenlenen törenle, PKK tarafından sembolik olarak 30 PKK üyesi silah bırakma kararı alarak silahlarını yakmış; örgüt adına yeni dönemde silahlı değil siyasal yöntemlerle mücadele yürütüleceği açıklanmıştır. Bu gelişmeler, yalnızca Türkiye’nin iç siyasal dinamiklerinin değil, aynı zamanda Ortadoğu’da süregelen bölgesel çatışmalar, etnik ve mezhebi fay hatlarında derinleşen krizler ve uluslararası konjonktürel baskıların da etkisiyle şekillenmiştir. Suriye, Irak ve İran’da yaşanan gelişmeler; bölgesel Kürt aktörlerinin yeni konumları ve uluslararası toplumun çatışma çözümü politikalarındaki yönelimleri, Türkiye’de barışçıl bir çözüm sürecini tetikleyici nitelikte olmuştur. Bu durum, barış sürecinin sadece iç dinamiklerle değil, bölgesel istikrar arayışları ve küresel siyasal dengelerle de bağlantılı olduğunu göstermektedir. TOHAV olarak bizler, bu gelişmeleri çatışmasızlık ve demokratik barış için tarihsel bir fırsat olarak değerlendirmekteyiz. Ancak bu fırsatın, yalnızca karşılıklı beyanlar ya da sembolik adımlarla değil; demokratik toplumun hayata geçebilmesi için insan hakları hukukunun evrensel ilkelerine dayanan hak temelli, yapısal dönüşümlerle kurumsallaştırılması gerekmektedir. Türkiye’de onlarca yıldır süren silahlı çatışma, on binlerce insanın yaşamına mal olmuş, milyonlarca insanı yerinden etmiş ve özellikle Kürt halkı üzerinde derin siyasal, sosyal ve kültürel tahribatlara yol açmıştır. Bu bağlamda açıkça ifade etmek gerekir ki bugün gelinen aşamada, PKK’nin silah bırakma kararı alması çatışmasızlık koşullarını sağlayabilir; ancak bu sürecin kalıcı, onarıcı ve anlamlı olabilmesi için Kürt halkının eşit yurttaşlık temelindeki siyasal, kültürel ve kolektif haklarının anayasal ve yasal güvence altına alınması zorunludur. Bu doğrultuda TOHAV olarak, toplumsal barışın sağlanması ve derinleştirilmesi için aşağıdaki adımların ivedilikle atılması gerektiğini vurguluyoruz: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında açıkça tanımlanan “umut hakkı” derhal yasal ve fiili olarak uygulanmalı; ömür boyu hapis cezası alan mahpusların toplumsal adaptasyonu için mekanizmalar oluşturulmalıdır. Ağır hasta mahpuslar ile siyasal düşünce ve örgütlenme hakkı çerçevesinde hapishanede tutulan tüm mahpuslar serbest bırakılmalı; ceza infaz rejimi insan onuruna uygun hale getirilmelidir. Terörle Mücadele Kanunu (TMK) başta olmak üzere, muğlak ve geniş yorumlara açık terör tanımı, uluslararası insan hakları standartlarına uygun biçimde yeniden yapılmalı; TMK demokratik hukuk devleti ilkesine uygun şekilde revize edilmelidir. Kürt halkının kolektif kimliğini, siyasal iradesini ve kültürel varlığını tanıyan anayasal ve yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli; bu haklar anayasal güvence altına alınmalıdır. Demokratik siyasetin önündeki tüm engeller kaldırılmalı; ifade özgürlüğü ve siyasal katılım hakları güvence altına alınmalıdır. Kayyum uygulamalarına derhal son verilmeli ve yerel demokrasiye saygı gösterilmelidir. Barış sürecini kalıcılaştırmak için TBMM bünyesinde komisyonlar kurulmalı, geçiş dönemi adaleti ve onarıcı adalet mekanizmaları geliştirilmelidir. Güvenlikçi yaklaşımı esas alan yasaların yerine, demokratikleşmeyi ve hak temelli dönüşümü odağına alan anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Türkiye, demokratikleşme yolunda ilerlemek ve çok kimlikli yapısıyla barış içinde bir arada yaşamak istiyorsa, yalnızca güvenlik politikalarıyla değil; demokrasi ve hukukun üstünlüğünü merkezine alan hak temelli, eşitlikçi ve onarıcı bir yaklaşımla ilerlemelidir. TOHAV olarak, hakikatin bastırılmadığı, barışın cezalandırılmadığı, halkların eşit ve onurlu bir yaşamı paylaşabildiği, hukukun üstünlüğünün tüm kurum ve topluluklar için geçerli olduğu bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı
Detaylı İncele →