
KAMUOYUNA, YETKİLİLERE VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE UMUT HAKKI ÇAĞRIMIZ
KAMUOYUNA, YETKİLİLERE VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE UMUT HAKKI ÇAĞRIMIZ
Ceza adalet sisteminin temel amacı, bireyleri yalnızca cezalandırmak değil, aynı zamanda adil bir süreç içinde haklarını güvenceye alarak insanlık onuruna ve hukukun temel ilkelerine saygılı ceza infaz koşullarını sağlamak ve şartları oluştuğunda toplum hayatına geri dönüş imkanı tanımaktır. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilen bireylerin cezalarının belirli bir süre sonra gözden geçirilmesini ve şartlı salıverilme talebinde bulunabilmelerini temel bir hak olarak kabul etmektedir.
Ancak Türkiye’de ölüm cezasının kaldırılmasının ardından belirli suç isnatları için öngörülen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, bu isnatlar neticesinde hüküm verilen mahpuslara hiçbir tahliye umudu tanımayarak insan hakları hukukuna aykırı, ağır ve süresiz bir ceza infaz rejimi yaratmıştır. Özellikle, Türk Ceza Kanunu'nda "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar", "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" ve "Milli Savunmaya Karşı Suçlar" başlıkları altında düzenlenen suçları örgüt faaliyeti kapsamında işlediği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilenler, koşullu salıverilme imkânından yararlanamamakta ve ömür boyu cezaevinde tutulmaktadır.
AİHM, Türkiye'deki bu uygulamayı ele alan kararlarında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının koşullu tahliye imkânı olmaksızın uygulanmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinde yer alan "insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı"nı ihlal ettiğini belirtmiştir. Örneğin, 2014 tarihli Öcalan (2)/Türkiye kararında, mahpusun şartlı salıverilme imkânı olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlali olduğu vurgulanmıştır. Bu tespitler daha sonra Kaytan/Türkiye (2015), Gurban/Türkiye (2015) ve Boltan/Türkiye (2019) kararlarında tekrar edilmiştir.
Gerçekten de koşullu salıverilme imkanı tanınmadan ölünceye kadar infazı öngörülen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ölüm cezasıyla benzerlik göstermektedir; bunda özellikle mahpuslara hiçbir şekilde salıverilme umudu tanımaması önemli bir etkendir. Bu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası infaz rejiminde mahpus ömrü boyunca ağır tecrit koşullarında tutulmakta, toplumsal bağlarından koparılmakta ve onarılması imkânsız bir biçimde yalnızlığa mahkûm edilmektedir. Bu ceza, bireyin hukuken var olma hakkını elinden alarak, topluma geri dönme olasılığını tamamen ortadan kaldırmaktadır.
AİHM’nin anılan kararları uyarınca Türkiye’de mevcut ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ‘ölünceye kadar’ infazının Sözleşme’nin 3. maddesine uygun hale getirilmesi, hükümlüye, bir kısmı infaz edildikten sonra cezasının gözden geçirilme ve şartla salıverilme talebinde bulunabilme hakkı tanınmasını gerektirmektedir. Bu konuda Türkiye’ye dair verilen ilk karar olan Öcalan (2)/Türkiye kararının üzerinden on bir yıl geçtiği halde Türkiye tarafından bu ihlalin son bulması ve devam eden ihlallerin engellenmesi için hiçbir adım atılmamıştır. Bu noktada belirtmek gerekir ki yetkili merciler tarafından Türkiye’de umut hakkı tanınmadan cezaları infaz edilmekte olan mahpus ya da bu tip suç isnatları ile yargılaması süren sanık sayısına dair ayrıntılı veriler dahi kamuoyu ile paylaşılmamaktadır.
AİHM kararlarının icrasının denetiminden sorumlu olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kasım 2021 ve Eylül 2024 tarihli kararları ile Türkiye’yi bütün ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlülerinin cezalarının infazının ceza adalet sistemi prensipleri ile uyumlu olarak gözden geçirilmesi ve şartla salıverilmeyi talep edebilecekleri bir mekanizma oluşturulması için yasal ve gerekli diğer düzenlemeleri yapması gerektiğine karar verdi. Türkiye’den bu gruba dair istatiksel verileri de isteyen Komite bu kararları bir daha Eylül 2025’te görüşecek.
Sivil toplum örgütlerince Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite'nin Türkiye'nin Beşinci Periyodik Raporu'nu değerlendirdiği 8 - 26 Temmuz 2024 tarihlerinde gerçekleştirilen 80. oturumunda Adalet Bakanlığı temsilcileri tarafından verilen verilerin oranlamasına göre mahkumiyetleri kesinleşmiş ve cezalarını çekmeye başlamış 4 binden fazla ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünün olduğu değerlendirilmektedir. Bu ciddi tablo karşısında Türkiye’nin hukuk devleti olma iddiasını sürdürebilmesi için, bu rejimin gözden geçirilmesi ve umut hakkını tanıyan düzenlemeler yapması gereklidir. Bu kapsamda, mahpuslar için bağımsız ve düzenli gözden geçirme mekanizmaları oluşturulmalı ve ceza ve infaz sistemi insan onuruna uygun hale getirilmelidir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve uluslararası insan hakları normları gereği, insan onuruna saygılı ve adil bir ceza sistemi kurmak için gerekli tüm yasal ve idari adımlar ivedilikle atılmalıdır.
Bu kapsamda 22 Ekim 2024 tarihinde siyasi mecralarda Kürt sorununun çözümü bağlamında umut hakkının gündeme gelmesi, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve insan hakları hukukuna uyumu açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Dile getirildiği üzere, umut hakkı zemininde gerçekleşen tartışmalar, hukuki olduğu kadar siyasi ve toplumsal boyutlar da taşımaktadır. Bu nedenle ceza adalet sisteminin umut hakkı temelinde yeniden inşa edilmesi, toplumsal barış ve insan hakları açısından bir gerekliliktir.
Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve uluslararası insan hakları normları gereği, insan onuruna saygılı, adil ve insani bir ceza infaz sistemi kurmak için gerekli tüm yasal ve idari adımlar ivedilikle atılmalıdır. Bu hayati insan hakkı ihlaline karşı güçlü bir toplumsal dayanışma oluşturulmalı, umut hakkı savunulmalı ve sürecin takipçisi olunmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, umut hakkının tanınması ceza infazında adalet için de gerekliliktir. Hiçbir birey, umut hakkından ve yeniden hayata katılma şansından mahrum bırakılmamalıdır.
Türkiye, demokrasi ve hukuk devleti olma yolunda umut hakkını tanımak ve ömür boyu infaz rejiminin kaldırmak için gerekli düzenlemeleri ivedilikle yapmalıdır. Bu hususu denetlemek parlamentonun yanı sıra aynı zamanda siyasal partilerden derneklere geniş bir yelpazeyi kapsayan sivil toplumun da sorumluluğudur. Toplumun her kesimini, adalet ve insanlık onuru temelinde ömür boyu infaz rejiminin kaldırılması ve umut hakkının tanınması için ortak ses olmaya davet ediyoruz.
İMZACI KURUMLAR
- TOPLUM VE HUKUK ARAŞTIRMALARI VAKFI
- TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI
- İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
- ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ
- BARIŞ VAKFI
- DEMOS ARAŞTIRMA KOLEKTİFİ
- EŞİT HAKLAR İÇİN İZLEME DERNEĞİ
- EŞİTLİK POLİTİKALARI DERNEĞİ
- GÖÇİZDER
- HAK İNİSİYATİFİ
- HAKİKAT, ADALET HAFIZA MERKEZİ
- KADIN KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT DERNEĞİ
- KADIN ZAMANI DERNEĞİ
- KOMALEYA DADSAZ
- İNSAN HAKLARI GÜNDEMİ DERNEĞİ
- MED TUHAD FED
- ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRAT AVUKATLAR GRUBU
- ROSA KADIN DERNEĞİ
- STAR KADIN DERNEĞİ
- TAHİR ELÇİ İNSAN HAKLARI VAKFI
- TEVGERA JINÊN AZAD
- TÜRKİYE ALMANYA KÜLTÜR FORUMU
- YAŞAM BELLEK ÖZGÜRLÜK DERNEĞİ
- ADIYAMAN BAROSU
- AĞRI BAROSU
- BATMAN BAROSU
- DİYARBAKIR BAROSU
- HAKKARİ BAROSU
- MUŞ BAROSU
- SİİRT BAROSU
- ŞANLIURFA BAROSU
- ŞIRNAK BAROSU
- VAN BAROSU
- ADIYAMAN TABİP ODASI
- ANKARA TABİP ODASI İNSAN HAKLARI KOMİSYONU
- AĞRI KARS ARDAHAN IĞDIR TABİP ODASI
- BATMAN TABİP ODASI
- BİTLİS TABİP ODASI
- DİYARBAKIR TABİP ODASI
- MARDİN TABİP ODASI
- MUŞ TABİP ODASI
- SİİRT TABİP ODASI
- ŞANLIURFA TABİP ODASI
- ŞIRNAK TABİP ODASI
- TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ İNSAN HAKLARI KOLU
- VAN HAKKARİ TABİP ODASI